İran'da 'Kadın' olmak (DOSYA 2)

08:43

 


Gülşen Koçuk - Rohat Emekçi / JINHA


Söyleyecek sözü olan kadınlara düşman bir ülke: İran


HABER MERKEZİ - İran'da yaşamın her alanında erkeklerin bir adım gerisinden yürümeye zorlanan kadınların bütün direnişlerine rağmen, şiddet ve kadın kırımı bitmiyor. İran'da yasaların hem kadında hem de erkekte uygulandığını belirttiği birçok ceza, sadece kadınlara veriliyor. Örneğin, bugüne kadar hep kadınlar taşlandı. Oysa, aynı ceza erkeklerin de aldığı bir ceza. Erkek saldırısı karşısında öz savunma geliştiren, söyleyecek sözü olan birçok kadın, İran rejiminin hedefinde.


Resmi kayıtlara göre İran'da geçtiğimiz yıl içinde 700'e yakın tutuklu idam edildi. İnsan hakları örgütlerinin idam sayısındaki artışa dikkat çektiği İran'da, 2013'ün Mart ayından bu yıl 20 Mart'a kadar idam edilen kadın sayısının en az 25 olduğu açıklandı. İran Hükümetine yakın basın organlarında çıkan haberlerden derlenen rakamlardan çıkartılan bu sonucun gerçekte daha yüksek olduğu ifade edildi. En fazla kadın idamının ise İran'ın batısında yer alan Urmiye kentinde gerçekleştirildiği belirtildi. İdam edilen kadınlar hakkında isnat edilen suçlarda ise başı "uyuşturucu suçlamaları" çekerken, idam edilen kadınların bir kısmının ise ne ile suçlandığı bilinmiyor. İran İnsan Hakları Derneği 2013 insan hakları yıllık raporuna göre 2013'te en az 687 idam kaydedildi. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 16 artışa denk geliyor. İnfazların sadece yüzde 56'sı (388) resmi makamlar tarafından açıklanırken, idam cezalarının yüzde 68'inin (458) infazı Hasan Ruhani'nin seçilmesinden sonra gerçekleştirildi. Bu idamlardan 58'i açık alanlarda yapıldı. 21 farklı cezaevinde tespit edilen 299 idam cezası infazı, resmi kaynaklar tarafından açıklanmadı. Bu infazların çoğu ya gizlice yapıldı ya da basına yansımadı. İran İnsan Hakları Derneği'nin raporunda hala İran'da, pek çok kişinin idam edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi. İran'da idamdan evvel kadına tecavüz edilmesi sıklıkla yapılan son işlemlerden birisidir. Bunun nedeni ise İran siyasi hapishanelerinde, bakire bir kadının idam edilemeyeceği gerçeğidir. Eğer bir kadın bakire olup ölürse, direk cennete gideceğinden İranlı yetkililer, kadını bir şekilde everip, sonrasında tecavüz edip, inanışlarına göre cehenneme gitmesini sağlamaktadırlar. Tecavüz edildikten sonra idam edilen bu kadınlar, cellat ile evlendirilir.


İran'da 9 kişiye 'recm' cezası


2008 yılı Temmuz ayında İran'da en az sekiz kadın ve bir adamın taşlanarak idam cezasına mahkum edildiği belirtildi. Avukatlarının verdiği bilgiye göre bu kişiler, "zina" ve "cinsel suçlardan" hüküm giydi. Avukatlar, İran yargısının bu cezaların infaz edilmesini önlemesi çağrısında bulundular. İran'daki şeriat hükümleri uyarınca taşlayarak öldürme cezası, zina suçlarına veriliyor. Erkeklere de uygulanması gerekiyor. 2002 yılında Ayetullah Mahmud Haşimi Şehrudi, taşlama cezasını askıya almıştı. Ancak o zamandan bu yana en az üç kişinin taşlanarak öldürüldüğü haber verilmişti. Kurallar uyarınca taşlama cezasının hem kadınlar hem de erkeklere uygulanması gerekiyor. Ancak İranlı avukatların verdiği bilgiye göre, uygulamada, hem daha az eğitimli olmaları, hem de mahkemede iyi temsil edilememeleri nedeniyle, kadınlar bu cezaya daha çok çarptırılıyor.


Ceza almayacağını düşünerek 'Suçluyum' dedi ve idam edildi


İran'ın 2003 yılında 17 yaşındayken cinayetten ölüme mahkum ettiği Dilara Derabi için 2009 Nisan ayında idam edileceği açıklaması, şok etkisi yarattı. Başta İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Dünya Af Örgütü olmak üzere birçok insan hakları kuruluşu, 2009 yılında 22 yaşında olan Dilara'nın idamını durdurmak için harekete geçti. İnternet sitelerinden İran'a af çağrısı yapan kuruluşlar, Avrupa'daki İran Büyükelçilikleri önünde de Dilara'nın idam edileceği gün olarak açıklanan 21 Nisan Pazartesi günü gösteri yapacaklarını açıkladı. Dilara, 19 yaşındaki erkek arkadaşı Amir ile birlikte 2002 yılında soygun için bir akrabasının evine girmiş, yakalanacaklarını anladıklarında da kadını öldürmüşlerdi. İlk sorgusunda cinayeti itiraf eden Dilara, ölüm cezasına çarptırılınca, ifadesini değiştirmişti. Genç kadın, o günden beri cinayeti aslında erkek arkadaşının işlediğini, 18 yaşından küçük olduğu ve daha az bir ceza ile kurtulacağını düşünerek suçu üstüne aldığını söylüyor. Oysaki Dilara, kız çocuklarının cezai ehliyetlerinin 9 yaşında, erkek çocuklarınkinin de 15 yaşında başladığını bilmiyordu. İran basını, Dilara'nın kurtulması için tek yolun, öldürdüğü kadının ailesinden af dilemesi olduğunu ancak ailenin genç kadının yakınlarının tüm çabalarına rağmen Dilara'yı bağışlamaya yanaşmadığını yazdı.


Din değiştirdikleri için 5 namaz vakti kırbaçlanıyorlar


27 yaşındaki Meryem Rostampour ve 30 yaşındaki Marziah Esmaeilabad adındaki iki kadın 2009 Eylül ayında, din değiştirdikleri gerekçesiyle ölüme mahkum edildi. Tahran'da bir hapishanede tutulan Meryem ve Marziah her ezan vakti kırbaçlanarak, hakarete uğrayarak, az yemek ve su verilerek cezalandırıldı. 5 Mart'ta evlerine düzenlenen baskında İncil bulununca gözaltına alınan iki kadının serbest kalması için çok uğraşan İnsan hakları savunucusu Yazar Sabatina James, "Tek kişilik hücrede yaşıyorlar ve gözü kapalı şekilde sorgulanıyorlar. Günde 5 kez ezan saatlerinde kırbaçlanıyorlar. Çok az su ve yemek veriliyor" sözleriyle isyan etti.


İran'da ceza kanunlarına göre İslam'dan çıkmanın cezası şöyle:


'5 ezan vaktinde kadın kırbaçlanır, kadın itaat gösterene kadar yaşam kalitesi düşürülür, yiyeceği, giyeceği kısılır. İnsan hakları savunucusuna 76 kırbaç ve 6 yıl ceza Aralık 2009'dan beri cezaevinde tutulan İran'ın tanınmış insan hakları savuncularından Şiva Nazar Ahari, Allah düşmanlığı (muhariblik) ile suçlanıyor. Muhariblik, İran yasalarında en ağır suçlamalardan biri olup idamla cezalandırılabiliyor. İran'ın tanınmış insan hakları aktivistlerinden biri olan 36 yaşındaki Şiva, özellikle çocuk işçilerin hakları ve eğitimi, siyasi tutukluların hakları ve kadın hakları üzerine çalışıyordu. Şiva ayrıca, "İnsan Hakları Muhabirleri Komitesi"nin ve "Anayasada Cinsiyet Eşitliği İçin 1 Milyon İmza" kampanyasının da üyesiydi. Annesinin Uluslararası Af Örgütü'ne verdiği bilgiye göre Şiva, 4 Kasım ve 7 Aralık 2009'daki rejim karşıtı gösterilere katılarak ulusal güvenliğe karşı eylemde bulunduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı. Şiva suçlamaları reddediyor. Tutuklandığı günden beri bir kafeste tek başına tutulan insan hakları savunucusu, "Allah'a karşı düşmanlık" suçundan 6 yıl hüküm giydi. Bu suçun cezası genellikle idam oluyor. Şiva'nın ayrıca mevcut sisteme karşı kışkırtıcılık yapmak ve suç işlemek için komplo kurmaktan da mahkum olduğu bildirildi. İdamdan kurtulan Şiva, hapis cezasının yanı sıra 76 kırbaçla cezalandırıldı ancak kırbaç cezası paraya çevrildi. Şiva Ahari, İnsan Hakları Gazetecileri Komitesinin kurucuları arasında yer alıyor.


Önce 9 yıl cezaevinde kaldı sonra idam edildi


Khadijeh Shahla Jahed, Tahran'da İran futbolunun önemli isimlerinden Nasır Muhammed-khani'yle muta (geçici evlilik) nikahıyla yaşarken futbolcunun eski eşi Lale Saharkhizan'ı 2002 yılında bıçaklayarak öldürmek iddiasından suçlu bulunmuştu. Khadijeh, önce suçlamayı kabul etmiş, ancak daha sonra mahkemede ilk ifadesini reddetmişti. 2008'de hakkındaki karar usul yönünden bozulan Khadijeh, 2009'da yeniden ölüm cezasına çarptırılmıştı. 9 yıldır cezaevinde tutulan 40 yaşındaki Khadijeh, 1 Aralık 2010 tarihinde sabah saatlerinde Tahran'daki Evin cezaevinde asılarak yaşamına son verildi.


Hükümet karşıtı protestolarda alındı uyuşturucudan idam edildi


Yine İran'da, 2011 Ocak ayında İran asıllı Hollanda vatandaşı bir kadın idam edildi. İran'da 2009 yılında düzenlenen hükümet karşıtı gösterilerde tutuklandıktan sonra "uyuşturucu kaçakçılığı" iddiasıyla idam cezasına çarptırılan Zahra Behrami'nin 2011 Ocak ayında idam cezasının infazının gerçekleştirildiği belirtildi. Mahkemenin açıklamasında, ''Ali kızı Zehra Behrami adlı bir kaçakçı, uyuşturucu bulundurmak ve satmak suçlarından asılarak idam edilmiştir'' ifadeleri yer alırken, İran makamlarının 45 yaşındaki kadını Hollanda'dan İran'a kokain getirmek ve 450 gram kokain bulundurmaktan idam cezasına çarptırıldığı da kaydedildi. Öte yandan, Zahra'nın kızı, İran'daki, Uluslararası İnsan Hakları Kampanyası adlı insan hakları örgütü aracılığıyla yaptığı açıklamada, Aralık 2009'da düzenlenen hükümeti protesto gösterilerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanmasının ardından, İran makamlarınca annesine yöneltilen uyuşturucuyla ilgili suçlamaların düzmece olduğuna işaret etti.


Reyhaneh'in infazı önümüzdeki günlerde gerçekleşebilir! İran'da 2007 yılında dekoratör Reyhaneh Jabbari (26) eski bir istihbaratçı olan Morteza Abdolali Sarbandi'nin ofisini dekore etmek için gittiği evinde tecavüz saldırısına uğramıştı. Kendisini savunmak için istihbaratçıyı bıçaklayan ve daha sonra kurtarılamayan Morteza Abdolali Sarbandi olayının ardından Reyhaneh Jabbari tutuklanarak, Tahran'daki Evin Cezaevi'ne konulmuştu. Olayın ardından hakim karşısına çıkan Reyhaneh, yaşananların meşru müdafaa olduğunu söyleyerek, kendisini savunmuştu. Edinilen bilgilere göre Reyhaneh Jabbari'nin avukatına  "Bir ay içinde infazın gerçekleştirilebileceği" uyarısı yapıldı. Mahkeme, Morteza hakkındaki iddialarını geri çekmezse genç kadının infazını önümüzdeki günlerde gerçekleştirecek. İnfazın yakın bir zamanda gerçekleştirileceği haberi dava için kritik olan delillerin göz önünde bulundurulmadığına inanan Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Örgütlerini de harekete geçirdi.


Cezaevlerinde kadınlara saldırı


İran'da, 27 Nisan günü Shahr-Ray Kadın Cezaevi'nde kadınların kaldığı koğuşa 5 gardiyan ve asker tarafından saldırı düzenlendi. Koğuş kapıları kilitlenerek kadınların her türlü çıkışı engellendiği saldırıda, çok sayıda kadın mahkum yaralandı. Saldırının gerçekleştiği cezaevi aynı zamanda tecavüzcüsünün ölümüne neden olan ve bu günlerde idamı beklenen 26 yaşındaki Reyhaneh Jabbari'nin kaldığı cezaevi. Kadın ve insan hakları açısından dünyanın en kötü sicilli ülkelerinden İran'da kadınlara yönelik şiddet ve saldırılar devam ediyor. Son olarak Shahr-Ray Kadın Cezaevi'nde düzenlenen saldırılar, bir hafta önce Evin Cezaevi'nde de düzenlenen saldırı ile benzerlik taşıyor.


Bir hafta önce de siyasi tutsaklara saldırıldı


Saldırı, İran sosyal medyasında da geniş yer aldı. Shahr Ray Kadın Cezaevi'nin birinci ve ikinci koğuşlarının tüm kapıları kapatılarak içeride bulunan 240 kadına yönelik nöbetçi gardiyan Asghar Kolivand ve 4 askerle birlikte düzenlediği saldırı gece yarısından sonra gerçekleşti. Kadınlara cop, kablo ve kayışlarla düzenlenen saldırı sırasında cezaevi telefonları da kesildi. Yaralıların durumları ve sayıları hakkında net bir bilgiye ulaşılamadı. Saldırı, Nisan ayında gerçekleşen ikinci cezaevi saldırısı. 17 Nisan'da da Tahran'da bulunan Evin Cezaevi'nin 350'inci bölümüne saldırı düzenlenmiş ve çok sayıda siyasi tutuklu yaralanmıştı. Saldırının ardından açlık grevine başlayan tutukluların açlık grevi, yaklaşık bir aydır devam ederken, sağlık problemlerinin de gözlenmeye başladığı bildiriliyor. Mahkumların hiçbir tıbbi müdahale olanağına erişimlerinin olmadığı cezaevinde, dışarıya haber akışının engellenmesi için de sıkı önlemler alındığı kaydediliyor.


İran'da aydınlar susturulmak isteniyor


2013 Haziran ayında yapılan seçimlerde Hasan Ruhani'nin Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından bir yandan idamlara hız veren İran rejimi aydın, yazar ve sanatçılar üzerindeki baskıları da yoğunlaştırdı. Bir süredir kayıp olan ve kendilerinden haber alınamayan İranlı Şairler Fateme Ekhtesari ve Mehdi Moosavi'nin tutuklanarak Tahran'daki Evin Cezaevine gönderildikleri anlaşıldı. Fatema ve Mehdi'nin Aralık ayı başında Türkiye'ye gitmek isterlerken yurt dışına çıkmalarının yasaklandığı ve  pasaportlarına el konulduğu, 24 Aralık'a kadar kendilerinden haber alınamadığı bildirilmişti. Fateme, 2-4 Eylül 2013 tarihlerinde İsveç'in Göteborg ilinde düzenlenen İran Şiir Festivali'ne katılan 6 İranlı kadından biriydi.  Kadın hakları savunucusu ve feminist olarak tanınan Fateme, İsveç dönüşünde Tahran'da gözaltına alınarak saatlerce sorgulanmış ve bloğu kapatılmıştı. İsveç Yazarlar Federasyonu ve İsveç PEN Kulübü ortak bir açıklama yaparak Fateme ve Mehdi'nin tutuklanmalarını protesto ederken, İran cezaevlerinde tutulan aydın ve politik tutsakların derhal serbest bırakılmalarını talep etti.


YARIN: İran rejimi ve rejimin Kürt politikaları


(gk-re/mg)