Dayak uygulayan erkeğe 'lüks' ceza!
08:42
Bêrîtan Elyakut / JINHA
AMED- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, eşine şiddet uyguladığı için evden uzaklaştırılan dayakçı eşler için, tam teşekküllü terapi merkezleri açıyor. İlki Ankara'da açılacak olan terapi merkezlerini değerlendiren kadın hukukçular, "Bu rehabilitasyon merkezleri çok lüks olmakla birlikte şiddet uygulayana ödül gibi sunuluyor. Orada kullanılacak argümanlar, araçlar ve verilmek istenen zihniyet açıkçası bizi kaygılandırıyor" dedi.
6284 Sayılı Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından tartışmaya açıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü, eşlerine şiddet uygulayan, uzaklaştırma kararıyla eve yaklaşmasına izin verilmeyen dayakçı eşler için "bir tesis kurulması" ihtiyacı olduğu açıklamasını yaparak bir proje hazırladı. Dayakçı erkekler, içinde interneti, sıcak suyu bulunan tesislerde yaşam koçları tarafından rehabilite edilecek. 10 günü aşmayan konaklamanın masrafları Bakanlık tarafından karşılanacak. Dayakçı eş yürüyüş ve koşu programları ile stres atacak. Pilot olarak Ankara'da açılacak merkez, daha sonra diğer illere de yayılacak.
'Kullanılacak argümanlar bizi kaygılandırıyor'
Diyarbakır Barosu Avukatı Elif İpek Tirenç Ulaş, kanundaki düzenlemenin iyi bir düzenleme olduğunu, ancak uygulanacak rehabilite aşamalarına farklı bir anlayış yükleneceğini ve farklı zihniyetle yaklaşılacağını belirterek, durumu tehlikeli gördüklerini ve işe yaramayacağının altını çizdi. Elif, "Bu rehabilitasyon merkezleri çok lüks olmakla birlikte şiddet uygulayana ödül gibi sunuluyor. Rehabilite edilirken orada kullanılan argümanların, araçların ya da verilmek istenen zihniyet de açıkçası bizi kaygılandırıyor" dedi.
'Farklı zihniyet güdülürse tehlikeli olur'
Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı yurtlarda haftanın bir gününün dini eğitim olarak belirlendiğini ve bu günlerde dini eğitimler verildiğini bildiklerini aktaran Elif, "Bu durumu tespit etmiş durumdayız. Bu rehabilite merkezlerinde de şiddet uygulayan erkeğe muhtemelen 'Senin karındır, senin görevin onu koruyup kollamaktır, her şeyden esirgemektir' şeklinde gidilecektir. Ancak bu çok tehlikeli bir zihniyet olduğu için belli sınırlar çizecektir kadına. Kadın bu sınırlar dışına çıktığı anlarda ise erkeğe şiddet uygulama hakkını doğurduğunu açıkça bize gösteriyor ve kullanılacak argümanlarda bunlar olduğu için açıkçası biz çok tehlikeli görüyoruz" diye belirtti.
'Rehabiliteler caydırıcı değil'
Şiddet uygulayan kişiye karşı caydırıcı cezaların verilmediğine dikkat çeken Elif, "Şiddet uygulayan şahısa caydırıcı cezalar verilmiyor, tutuklanmıyor, cezaları erteleniyor, paraya çevriliyor. Şiddet uygulayan erkekte bu durum karşısında 'Zaten alacağım bir ceza yok. Yada en kötü ihtimal hapse girer birkaç ay yatarım o da beni fazla etkilemez' diyor. Bu nedenle caydırıcı cezalar verilmediği sürece bu tür olaylarla karşılaşmak mümkün olacak" sözlerini ifade etti. Elif, uygulanacak rehabilitenin gerçeğe hizmet ettiği anda gerçek amacına ulaşacağını söyleyerek, "Bu rehabilite merkezleri gerçekten şiddet uygulayanın, 'Şiddet nedir, toplumda yarattığı sonuçlar nedir, karşındakine yarattığı tahribat nelerdir?' üzerinden anlatılacaksa tabi ki olmalıdır ancak farklı yöntemlerin olacağını şimdiden kestirebiliyoruz" ifadelerini kullandı.
'On gün içerisinde sağlıklısın denilemez'
Diyarbakır Barosu Avukatı Halime Sanli, şiddete uğramış ve şiddet uygulayan tarafların birlikte psikolojik tedavi görmesi gerektiğine dikkat çekti. Yasal anlamda düzenleme getirilirken hiçbir psikologun on günlük zaman diliminde tedavi uygulayıp sağlıklı bir birey olduğuna karar vereceğine inanmadığını söyleyen Halime, "Yasal anlamda bir düzenleme getirilirken şiddet uygulayan kişinin ruh sağlığının on gün içerisinde tamamen 'sağlıklı bir bireysin' deyip evine yollayacağına inanmak istemiyorum" ifadelerini kullandı. Halime, yasal mevzuatların düzenlenirken sağlıklı bir adım atıldığını ancak içeriğinin boş bırakıldığına vurgu yaparak, "Gerçekten bir düzenleme düşünüyorsa öncelikle şiddet uygulayan kişinin on gün içerisinde normal yaşamına dönemeyeceği iyi saptanmalıdır. Aksi halde biz bunu kabul edemeyiz" diye belirtti.
'Cezai bir yaptırımın olması gerekiyor'
Taciz ve tecavüze uğramış kadın veya çocukların ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin rapor istenmesi kadar ilginç bir durum olmadığını dile getiren Halime, "Bu yasa mevzuatının acilen çıkarılması gerekiyor. Kadın katliamlarında ve şiddetinde suçu işleyen kişinin rehabilite etme yoluyla bir yaptırıma gidilmesini doğru bulmuyoruz. Aynı zamanda cezai bir yaptırımında uygulanması gerekiyor ki, şiddet uygulayan kişide bir caydırmaya vesile olsun. Bunun yanı sıra öfke kontrolü terapilerinde düzenleme yapılırken uzman kişilerce uygulanacak tedavi sürecinin on günlük sınırdan çıkarılarak daha gerçekçi bir yaklaşımla yaklaşılması gerektiğini istiyoruz. Böyle olursa bu yasa daha anlamlı olacaktır" dedi.
(be/mg)

