ILO korkusu Türkiye'yi ilerletmedi
11:21
Bêrîtan ELYAKUT - Sarya GÖZÜOĞLU / JINHA
AMED – Manisa'nın Soma ilçesinde meydana gelen ve yüzlerce madencinin yaşamını yitirmesine neden olan faciayı değerlendiren Diyarbakır Madenciler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Ayhan, "Türkiye'de patronların kârı tek başına alıp, kusuru, çalışan emekçilere paylaştırdığı bir sistem söz konusu. Eğer ILO sözleşmesi imzalanırsa devlet ve işveren her türlü kusurdan dolayı sorumlu tutulur. İşte bu sözleşmenin imzalanmamasının en temel sebebi bu sorumluktur" şeklinde konuştu.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (İLO) 1995 tarihli Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi, şimdiye kadar 26 ülke tarafından imzalandı. 4 Haziran 2014'te Fas'ta, 19 Temmuz 2014'te de Rusya'da yürürlüğe girecek olan sözleşme, 17 Mayıs 2010'da 30 maden işçisinin öldüğü Zonguldak'taki patlamanın ardından Türkiye'nin tekrar gündemine gelmesine rağmen yine imzalanmadı. Sözleşmenin neden imzalanmadığına dair birçok kez Meclis'e soru önergeleri verilse de, sözleşmenin imzalanması bugüne kadar sağlanamadı. Diyarbakır Madenciler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Ayhan, Türkiye’nin, ILO’nun Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi’nin 176’ncı Maddesini, iş verenin kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, işçileri eğitme ve bilgilendirme yükümlülüğünden kaçmak için imzalamadığını söyledi.
'Türkiye sorumluluktan kaçtı'
Deniz, Türkiye'de yalnız imzalanmamış olan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmesinin 176. Maddesini işverenin kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, işçileri eğitme ve bilgilendirme yükümlülüğünden kaçmak istemesinden kaynaklı olduğunu söyledi. Deniz, bu sözleşmenin herhangi bir kaza olduğunda gerekli tıbbi yardıma ulaşmalarını sağlamak zorunda olduklarını, böylece işverenin kaza sonrasında bir bütünen sorumlu hale geldiğini dile getirerek, "Türkiye'de patronların kârı tek başına alıp, kusuru çalışan emekçilere paylaştırdığı bir sistem söz konusu. Eğer bu sözleşme imzalanırsa devlet ve işveren her türlü kusurdan dolayı sorumlu tutulur. İşte bu sözleşmenin imzalanmamasının en temel sebebi bu sorumluluktur" sözlerini vurguladı.
'Devlet sadece sessiz değil, pişkin'
Madenciliğin dünya üzerinde bilinen en eski mesleklerden olduğunu, dünyanın her yerinde değişik zaman dilimlerinde maden kazaları olduğunu ifade eden Deniz, "Birçok ülke kazalardan ders alıp gerekli önlemleri alırken, bu yüzyılda maalesef Türkiye'de yaşananlar hala kadere bağlanmaktadır. Dolayısıyla ‘Bu kaza değil cinayet diyoruz’ ve Roboskî'den farklı olarak değerlendirmiyoruz" açıklamalarında bulundu. Devletin bu duruma sadece sessiz kalmadığını aksine “pişkin” bir şekilde kendilerini aklamaya yönelik demeçler vermeye çalıştığına vurgulayan Deniz, "Dünya'nın her yerinde böyle kazaların olduğundan bahsedip, bunların bu işin fıtratında olduğunu beyan etmektedir. Oysa günümüz teknolojisinde bu kazaların yaşanmaması gerekiyor. Bize kalkıp Edison'un ampulü icat etmeden önceki kazalardan bahsetmesinler" dedi.
'Para insan canından daha değerli oldu'
“Türkiye'de iş kazaları sık aralıklarla meydana geliyor” diyen Deniz, Soma olayının benzerlerinin 1992 yılında Zonguldak'ta 263 kişinin yaşamını yitirmesi, hemen ardından 2010 yılında ise 30 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan ve hatta cenazelerine ulaşılamayıp gaiplik kararı verilen emekçilerin olduğunu belirtti. Deniz, dünya tarihinde de bu tür kazaların yaşandığını söyleyerek, "2010 tarihinde Şili'de meydana gelen kazada 33 işçi 69 gün gibi bir süre yer altında mahsur kalmasına rağmen hepsi sağ salim kurtuldu" dedi. Şili'de yaşanan göçükte kurtarmaların yaşandığını ancak Türkiye'de neden yaşanmadığının sorgulanması gerektiğine işaret eden Deniz, "Türkiye'de bu kadar çok ölümlü kaza olmasına rağmen, gerekli emniyet ve güvenlik tedbirleri belli bir standarda ve kaliteye yükseltilemiyor. Çünkü kendilerince kâr ettikleri para denilen olgu, insan canından daha değerli" sözlerini vurguladı.
'Tepkimizi hep ortaya koyacağız'
Maden Mühendisleri Odası olarak her zaman gerekli platformlarda işçi sağlığına ve güvenliğine yönelik tepkilerini dile getirdiklerini söyleyen Deniz, geçtiğimiz ay içerisinde Diyarbakır TÜYAP Fuar Merkezi’nde “Madencilik Sektöründe İş Güvenliği” konulu bir panellerinin olduğunu ifade ederek, "Bunların dışında özelleştirme ve taşeronlaştırmaya yönelik devlet politikalarının bir an önce durdurulması gerektiğini dile getiriyoruz. Özelleştirilmeye çalışılan maden ocaklarındaki işçilerle birlikte alanlarda da gerekli tepkimizi ortaya koymaktayız" şeklinde konuştu.
'Roboskî, Reyhanlı ve Soma birer cinayettir'
Deniz son olarak, Van depreminde “Allah'ın sopası yok” diyenlerin Roboskî'de katırlara daha çok üzüldüğünü dile getiren kesimleri unutmadıklarını vurgulayarak, "Biz Maden Mühendisleri Odası olarak emeğin dini, dili, ırkı olmadığını, bu tür ölümlerin bizi derinden üzdüğünü belirtmek istiyoruz. Roboskî, Reyhanlı ve Soma birer cinayettir, katliamdır" dedi.
(be-sg/gk)

