'Yüreğimiz Soma ile birlikte kan ağlıyor'

13:50

 


JINHA


AMED – İHD ve kayıp yakınları, “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla 275'inci haftada bir kez daha alanlara çıkarak, faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların akıbetini sordu. Diyarbakır'da her hafta düzenlenen eylemin 275’inci haftasında Soma’da katledilenler anılarak, “Biz İHD, Barış ve Cumartesi Anneleri olarak, insan olarak Soma'da katledilen insanların acısını yüreğimizin derinliklerinde yaşıyoruz, yüreğimiz onlarla birlikte kan ağlıyor” denildi.


İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde 275'inci haftada bir araya gelerek kayıpların akıbetini sordu. Eyleme kayıp yakınları ve İHD Şube yöneticilerinin yanı sıra, Barış Anneleri İnisiyatifi, MEYA-DER ve Özgür Gündem Köşe Yazarı Sezai Sarıoğlu da katıldı. Ayrıca eylemde, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” yazılı pankart yere serilirken, kaybedilenlere ait çok sayıda fotoğraf taşındı. Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, devlet yetkililerine seslenerek, “İnsanları tekmeleyeceğinize, tokatlayacağınıza, şiddet uygulayacağınıza çözüm üretin. Yüzde 50'lik gücünüzü arkanıza alıp demokratik yaşamın ortamını yaratın" dedi.


‘Somanın acısını derinden yaşıyoruz’


Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, devlet sisteminin insan haklarını yok saydığını, insan yaşamını merkezine almadığından kaynaklı Türkiye'de insan hakları ihlallerinin yaşandığını vurguladı. Raci, bir haftadır Türkiye'nin bir katliama daha maruz kaldığını söyleyerek, "Biz İnsan Hakları Derneği, Barış ve Cumartesi Anneleri, insan olarak Soma'da katledilen insanların acısını yüreğimizin derinliklerinde yaşıyoruz, yüreğimiz onlarla birlikte kan ağlıyor. Soma’da yaşamını yitirenlerin önünde saygıyla eğiliyor, ailelerine baş sağlığı diliyoruz" dedi.


'Anayasa insan hayatını merkezine alsaydı bunlar yaşanmazdı'


Raci, Türkiye’nin yasalarını değiştirerek insan yaşamını merkeze almadığı sürece aynı katliamların devam edeceğini vurguladı. Devletin Kürt meselesini ve birçok meseleyi şiddet yoluyla çözmeye çalıştığını ifade eden Raci, "Dünyanın her yerinde kömür ocaklarında çalışan insanlar var ama dünyanın hiç bir yerinde de bu vahşet yaşanmadı. Türk anayasası insan hayatını merkezine alsaydı, bu katliamlar olmayacaktı. Herkes onurlu bir yaşam için yaşayacaktı" şeklinde konuştu. Ekonomiyi, hukuku, yasayı bazı kesimlerin eline aldığını ve kendi ihtiyaçlarına göre kullandıklarını vurgulayan Raci, "Bir avuç insan ekonomiyi, hukuku ve yasaları kendi çıkarlarına göre kullandığından insanlığı yok etmeyi amaçlamıştır. Başta barış süreci olmak üzere çok kritik bir zaman dilimindeyiz, her an çatışmalar baş gösterebilir. Biz artık bir insanın daha faili meçhullere karışmasını, yaşamını yitirmesini istemiyoruz. Biz onurlu bir yaşam istiyoruz, bu olmazsa çok büyük felaketler bizi bekliyor" ifadelerine dikkat çekti.


Raci son olarak devlete çağrıda bulunarak, "İnsanları tekmeleyeceğinize, tokatlayacağınıza, şiddet uygulayacağınıza çözüm üretin. Yüzde 50'lik gücünüzü arkanıza alıp demokratik yaşamın ortamını yaratın" dedi.


‘Hasan Ocak'ı, Gazi ayaklanmasının intikamını almak için kaçırdılar’


Raci’nin ardından konuşan ve Soma’daki faciada yaşamını yitiren maden işçilerini anarak konuşmasına başlayan ESP Diyarbakır İl Başkanı Soner Çiçek, 21 Mart 1995 yılında İstanbul’da kaçırılarak kaybedilen ve 2005 yılında kimsesizler mezarlığında cenazesine ulaşılan Hasan Ocak’ın hikayesini paylaştı. Soner şunları kaydetti. “Hasan Ocak 21 Mart 1995 yılında kaçırıldı ve 2005 yılında kararlı bir mücadelenin ardının kimsesizler mezarlığında cansız bedenine ulaşıldı. Hasan Ocak’ı kaçıranlar, Gazi ayaklanmasının intikamı almak için kaçırdılar.  Fakat ailelerin, devrimcilerin kararlı mücadelesi sonucu haklarımıza, ezilenlere yöneltilen bu namlular kendilerine döndü. Bu mücadele ile kayıplara dönük saldırılar geriletildi. Ama failler hala aramızda. Esas sorun bu. Hasan Ocak’ın davası 19'uncu yılında ve zaman aşımına uğratılmak isteniyor”


Hikayenin sonrasında ise 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirilerek, açıklamaya son verildi.


(be-pk/gk)