‘Halklara karşı savaş 12 Eylül darbesiyle üst boyuta çıkarıldı’
13:40
JINHA
AMED – Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nde uygulanan vahşete karşı bedenlerini ateşe veren "Dörtler" olarak bilinen Ferhat Kurtay, Mahmut Zengin, Eşref Anyık ve Necmi Öner ile aynı cezaevinde katledilen devrimci önder İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır 78'liler Derneği üyelerince cezaevi önünde anıldı. Yapılan açıklamada halklara karşı savaşımın 12 Eylül darbesiyle birlikte üst boyuta çıkarıldığı belirtildi.
Diyarbakır 78'liler Derneği, 1980 askeri darbesinin ardından Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nde baskı ve işkencelerin artmasına karşı bedenlerini ateşe veren Ferhat Kurtay, Mahmut Zengin, Eşref Anyık ve Necmi Öner’i yaptıkları basın açıklaması ile andı. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde yapılan açıklamaya TUHAD-DER, MEYA-DER ve Barış Anneleri Meclisi aktivistleri de katıldı. Anmada, "Bedenlerini ateşe vererek karanlığı aydınlatan Dörtlerin şahsında tüm özgürlük şehitleri saygıyla anıyoruz" pankartının yanı sıra 12 Eylül'de yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı. Saygı duruşuyla başlayan anmada açıklama yapan Diyarbakır 78'liler Derneği yöneticisi Ahmet Ant iç, her tarihsel dönemin kahramanlarının temel karakterlerinin olduğunu belirterek, onlarla birlikte o döneminde değerlerinin hatırlandığını ifade etti.
‘İbrahim’in işkence de ‘ser verip sır vermeyen’ tutumu hiç unutulmadı’
18 Mayıs 1973’te İbrahim Kaypakkaya’nın Diyarbakır Cezaevi’nde katledildiğine dikkat çeken Ahmet, “Kürtlerin kendi kaderlerini belirlemesi için gösterdiği çaba ve işkence de ‘ser verip sır vermeyen’ tutumu hiç unutulmadı” dedi. “18 Mayıs 1977’de Antep’te katledilen Haki Karer’in Kürt özgürlük hareketine emekçi kişiliğini vererek devrim dalgasını Doğu’ya Kürdistan’a taşımıştır” diyen Ahmet, Haki Karer’in bu tavrı ile devlet güçlerinin dikkatini çektiğini ve Haki Karer’in bu sebeple katledildiğini dile getirdi. 19 Mayıs 1978’de Hilvan’da Halil Çavgun’un devletin yerel kaynakları tarafından aynı amaçla katledildiğini sözlerine ekleyen Ahmet, “Halil yoldaşın şahadeti Kürt siyasal hareketinin pratik boyutunu geliştirerek Mayıs bereketi olmuştur” sözlerini ifade etti.
‘Devlet halklara karşı savaşımını 12 Eylül darbesiyle üst boyuta vardırdı’
Tüm bu katliam ve komplolarla birlikte devletin halklara karşı savaşımını 12 Eylül darbesiyle üst boyuta vardırdığını dile getiren Ahmet, “5 Nolu Cezaevi’nde Kürt hareketi ve Türkiye Devrim Hareketi boğulmak istendi. Kemal Yamak ve Esat Oktay ekibi 12 Eylül’ün uzman ekipleri olarak işkence ve katliamlarla insanlık dışlı saldırılar gerçekleştirdi. Buna karşın Kürt devrimci tutsaklar direnişçi tutumlarıyla vahşet koşullarının esiri olmamanın adı oldular” sözlerine yer verdi. Ahmet, Diyarbakır zindanı koşullarının varlıkla yokluğun direniş ve teslimiyetin anlam bulduğu koşullar olduğunu ifade etti. Ahmet, “17 Mayıs günü bedenlerini ateşe veren Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner özgürlük için, vahşeti ve işkenceyi protesto etmek amacıyla, bedenlerini ateşe verirken, Mazlum’la başlayan, Kemaller’le devam edecek olan ‘Feda’ kültürünün ilk şeklini geleceğe miras olarak bırakıyorlar” dedi.
Ahmet son olarak “18 Mayıs şehitleri mücadelenin gelişmesinin, yaygınlaşmasının ve halka mal olmasının adı ve yükselen yurtseverliğin ana halkası oldular” şeklinde belirtti.
(sg-ny/mg)

