'Barış için şimdi ne yapmalı?' sonuç bildirgesi açıklandı

12:56

JINHA


İSTANBUL  - Türkiye Barış Meclisi'nin "Barış için şimdi ne yapmalı?" toplantısının sonuç bildirgesinde, çözüm sürecinin geri dönülemez olduğu vurgulandı. 


Türkiye Barış Meclisi üyeleri yazar Hakan Tahmaz, Dr. Nil Mutluer, Prof. Dr. Berat Özipek, Emine Uçak ve Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Cezayir Restoran'da, akademisyen ve yazarların katılımıyla 10 Mayıs'ta gerçekleştirilen "Barış İçin Şimdi Ne Yapmalı?" toplantısının sonuç bildirgesini açıkladı. Sonuç bildirgesini Dr. Nil Mutluer'in okudu.


'İmralı görüşmeleri yasal çerçeveleri belirlensin'


Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden biri ve içinden geçtiğimiz dönemin en önemli adımı olan Kürt meselesinde çözüm sürecinin geri dönülemez bir süreç olduğunu söyleyen Nil, "Bu nedenle Barış Meclisi ve katılımcıları olarak, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için hızla güven artırıcı önlemler alınması gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. Sürecin bir güvenlik sorunu olarak algılanıp yürütülmesinin, sürecin toplumsallaşması önünde en büyük engellerden biri olduğuna inanıyoruz. Barış yanlıları olarak bir an önce İmralı'da yapılan görüşmelerin yasal çerçevesi belirlenmiş müzakere aşamasına taşınması ve sürecin mümkün olduğu kadar şeffaflaştırılması gerektiği inancındayız" dedi.


Nil Mutluer'in okuduğu sonuç bildirgesinde alınan kararlar şöyle:


* Milli İstihbarat Teşkilatı’nın görüşmeyi sürdüren tek aktör olarak görülmesi, toplumsal, kültürel, hukuki, vicdani, siyasal ve ekonomik boyutları olan sorunun güvenlik meselesinden ibaretmiş gibi algılanmasını güçlendirmektedir. Süreç hızla yasal çerçevesi belirlenmiş bir müzakereye dönüştürülmeli ve mümkün olduğu kadar şeffaflaştırılmalıdır.


* Çözüm sürecinde TBMM etkin hale getirilmelidir.


* Başta CHP olmak üzere, siyasi partiler de yapıcı bir rol üstlenmelidirler.


* Abdullah Öcalan’ın temasları MİT ve HDP temsilcileriyle sınırlanmamalı, daha geniş kesimlerle, toplumun kanat önderleriyle ve STK temsilcileriyle görüşmesi sağlanmalıdır.


* Bu çerçevede gözlemci işlevi görecek mekanizmalar inşa edilmelidir.  Akil İnsanlar Heyeti çalışması değerlendirilerek benzeri bir yapının tekrar devreye sokulması hem sürecin toplumsallaşması, hem de çıkabilecek sorunlarda uyuşmazlık ve aksamaların giderilmesi açısından işlevsel olabilir.


* Türkiye Barış Meclisi gibi sivil toplum kuruluşlarının çözüm sürecini daha etkin izlemeleri ve gelişmeleri toplumla paylaşmaları gerekmektedir.


* Siyasi aktörlerin zaman zaman barış dilinden uzaklaşmaları toplumsal kutuplaşmayı artırıcı etki yapmaktadır. Bu bağlamda ötekileştirici, dışlayıcı, düşmanlaştırıcı, duygusal kırılmalar yaratıcı, sürece olan inancı yıpratıcı dil ve tutumlardan uzaklaşılmalıdır.


* Çözüm Sürecinde güven arttırıcı adımlar bağlamında 163’ü ölüm aşamasında olan 500 hasta tutuklunun tahliyesi, hem insan onuruna yaraşır bir tutumun, hem de hasta haklarına saygının bir gereği olacaktır.


Barışın kalıcılaşması ve sürecın çatışmasızlıktan tam çözüme evrılmesı ıçın...

 * Başta anadilde eğitim olmak üzere kültürel hakların kullanılmasının bir ihsan değil, tüm yurttaşlar açısından bir hak olduğunun kabul edilmesi;


* Çözümün kolaylaşması ve kalıcılaşması bakımından, sivil ve demokratik anayasa hazırlıkları sürdürülmeli, bu yapılırken aynı zamanda TBMM’de üzerinde uzlaşılmış maddeler bir an evvel yasalaştırılmalıdır.


* Siyaset yapmanın önündeki engellerin kaldırılması; temsilde adalet ve yüzde 10 barajının kaldırılması gibi siyaset alanında özgürlükleri artırıcı reformların gerçekleştirilmesi,

 * Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekincelerin kaldırılması ve bunun Türkiye için öneminin topluma anlatılması;

 * BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan çekincelerin kaldırılması;


* Geçici Köy Koruculuğu uygulamasına bir an önce bir plan ve program dâhilinde son verilmesi;

 *  Bölgede, Suriye’de özellikle de Rojava’daki, yani yurtiçindeki ve yurtdışındaki gelişmeleri aynı anda dikkate alan bir barış ve çözüm politikasının izlenmesi;

 *  Savaşın mağduriyetini ağır ve yakından yaşamış olan kadınların barış sürecine aktif katılımlarının sağlanmasının, barışın en önemli güvencelerinden biri olacağına inanıyoruz.
 

*Türkiye’de yaşayan farklı halklardan, farklı etnik kimlik ve siyasi görüşlerden gelen bizler barışın vazgeçilmez olduğu inancındayız. Bunun için atılacak adımlar Türkiye’de kutuplaşmanın da geride bırakılmasını getirecektir. Kuvvetle ve kararlılıkla inanıyoruz ki Türkiye’nin barıştan başka şansı yoktur."


(zd)