'Kürdistan'da yaşanan gelişmelerden kaygılıyız'

13:21

JINHA


AMED – Son dönemde bölgede gelişen durumlara ilişkin yapılan açıklama da konuşan Diyarbakır Barosu başkanı Tahir Elçi, Kürt siyasal kurumlarının Kürdistan’ın her bölgesinde birbirlerine tahammül etmesi, birbirlerinin siyasal rekabet, örgütlenme ve ifade özgürlüğü hakkına saygı duyması gerektiğine dikkat çekerek, “Yüz yıllık tarihi haksızlık ve adaletsizliklere uğramış, Kürt halkının siyasal ve sivil kurumları, böyle bir dönemde birlik ve  dayanışma içinde olmalıdır” dedi.


Diyarbakır Barosu Bölge yaşanan gelişmeri ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi.  Diyarbakır Barosu Adli Yardım binasında yapılan açıklamaya  Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası (DTSO), İHD Diyarbakır Şubesi, Doğu-Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (DOGÜNSİAD), Diyarbakır Tabip Odası, Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği, Mazlum-Der Diyarbakır Şubesi katıldı. Bölgede bulunan sivil toplum kuruluşları (STK) adına açıklama yapan Diyarbakır Barosu başkanı Tahir Elçi, Kürt Sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümü için bu gün daha fazla çaba ve sorumluluk gerektirdiğini dile getirdi.


‘Toplum barışçıl yaşamın önemini daha iyi kavramış’


Bir yılı aşkın süredir yaşanan diyalog süreci ile bu büyük ve tarihi sorun için çözüm fırsatının geliştiğini dile getiren Tahir, “Silahların sustuğu, can kaybının neredeyse yaşanmadığı bu süreçte, toplumun tüm kesimleri çatışmasız-barışçıl yaşamın önemini daha iyi kavramış, toplumsal sorunların demokratikleşme adımlarıyla çözümünün gerekliliğini yaşayarak tecrübe etmiştir” dedi. Bu sürecin pozitif gelişmelerle sürdürülmesinin beklendiğini söyleyen Tahir, son zamanlarda toplumun sürece olan inanç ve güvenini sarsan, toplumu kaygılandıran gelişmeleri Diyarbakır’daki meslek örgütleri ve sivil kurumlar da endişeyle izlediklerini belirtti.


‘Kürt halkının temel beklentilerine karşılanmadı’


Kürt halkının temel beklentilerine ilişkin somut gelişmeler yaşanmadığını belirten Tahir, bunun yanı sıra sürecin temel felsefesi olan, “Silahların devreden çıkması ve siyasetin öne çıkmasını” sağlamaya yönelik, silahlı güçlerin demokratik siyaset alanına dönüşüne imkân sunacak yasal-hukuki bir zeminin oluşturulmadığını sözlerine ekledi.  Tahir ayrıca, hükümetin bu yönde bir hazırlık içinde olmadığına da işaret etti. Toplum, barış ve çözüm sürecinin devamı bakımından bu alanlarda gelişmeler beklerken, bölgede karakol veya “Kale Kol” olarak tabir edilen yapıların yapımına hız verilmesin anlam veremediklerine değinen Tahir, STK’lar olarak Kürt meselesinde barışı yakalama fırsatı var iken, son günlerde çatışmalara zemin oluşturan karakol yapımını gereksiz bir uygulama olarak gördüklerini söyledi.


‘Sivillerin saldırıya hedef olmasının kabul edilemez’


Diyarbakır’ın Lice ilçesinin bir köyünde aynı aileden üç sivil insanın silahla yaralanmasıyla sonuçlanan olaya değinen Tahir, “Saldırının arkasında politik nedenlerin olduğu iddiaları, saldırıya hedef olan kişilerin bir siyasi parti mensubu oldukları bilgisi olayın vahametini ve endişelerimizi artırmaktadır” dedi. Politik kanaatleri nedeniyle sivil insanların bu şekilde silahlı saldırıya hedef olmasının kabul edilemez olduğunu sözlerine ekleyen Tahir, Bu tür olayların hiç kimseye ve hiçbir davaya yararı olmadığını ve Kürt toplumunun geleceği bakımından bu tehlikeli gidişata dikkat çekmek istediklerini söyledi. Tahir, Kürt toplumunun tüm kesimlerini bu konularda sağduyulu olmaya, özellikle fikirsel ihtilaflarda şiddete başvurmamaya, söz ve etkinliklerinde de gerginliğe neden olacak ifade ve davranışlardan da kaçınmaya davet etti. 


‘Kürtler arasında yaşanan gerginlikler kaygı verici’


Diyarbakır’daki sivil örgütler olarak, son zamanlarda Kürt siyasal kurum ve örgütleri arasında yaşanan gerginlikleri de kaygıyla izledikleri vurgusunu yapan Tahir, “Son günlerde Irak Kürdistan Bölgesi’nde bazı siyasal ve sivil kurumların, hatta gazetecilik faaliyeti yapan haber ajanslarının kapatılmasını yanlış ve kabul edilemez bir uygulama olarak görüyoruz.  Özellikle 1990’lı yıllarda çatışma koşullarında ve ağır insan hakları ihlalleri altında evlerini terk eden göç eden ve halen 11 bin  sivil mağdur insanın yaşadığı Mahmur Mülteci Kampı’nda Kürdistan Hükümeti tarafından kamp sakinlerinin çıkışına izin verilmediği biçimindeki haberleri şaşkınlık içinde izliyoruz” şeklinde konuştu. 


‘Kürt siyasal ve sivil kurumları dayanışma içinde olmalı’


Kürt siyasal kurumlarının, örgütlenme ve ifade özgürlüğü hakkına saygı duyması gerektiğine dikkat çeken Tahir, “Kürt toplumu, hatırlamak dahi istemediği ve tarihindeki en acı verici olaylardan biri olan ve ‘Birakuji’ olarak ifade ettiği olayları bir daha düşünmek bile istememektedir” dedi. Kürtlerin tüm siyasi kurumlarının toplumun bu beklentisini görmesi ve gerginliği artırıcı uygulamalara derhal son vermesi gerektiği vurgusunu yapan Tahir, “Yüz yıllık tarihi haksızlık ve adaletsizliklere uğramış, Kürt halkının siyasal ve sivil kurumları, böyle bir dönemde birlik ve  dayanışma içinde olmalıdır” dedi.


 


(sg-ny/zd)