Burcu Namlı’nın kuzeninden manipülasyonlara cevap
18:37
JINHA
HABER MERKEZİ – İki gün önce İstanbul’da köprüden atlayarak yaşamını yitiren Burcu Namlı’ya ilişkin haberlerde “Burcu’yu tarikat mı öldürdü” şeklindeki manipülasyonlara karşı yazılı bir açıklama yayınlayan Burcu’nun kuzeni Ilgın Deniz Akseloğlu, manipüle haber yapanlara “Burcu’nun ölüm şekli, oldukça semboliktir, sizi de rahatsız eden bu sembollerdir. Genç bir kadın olarak saçlarını kazıtmış, giysilerini çıkarmış ve dünyaya geldiği gibi yalın bir şekilde dünyadan ayrılmayı seçmiştir. Sözüm ona haberciliğinize güvenerek kıyıda köşede yayınlayacağınız tekzip metinlerine de zerre kadar güvenim yoktur” dedi.
İstanbul’da 24 Mayıs günü intihar ettiği iddia edilen Burcu Namlı’ya ilişkin basın organlarında çıkan manipülasyon haberlere ilişkin olarak Burcu’nun kuzeni Ilgın Deniz Akseloğlu yazılı bir açıklama yayınladı. Burcu’nun kuzeni Ilgın Deniz’in yazılı açıklaması şöyle:
“Acımız bu kadar tazeyken bu metni yazabileceğimi zannetmezdim, fakat sözüm ona haberciliğinize güvenerek kıyıda köşede sıkıştırarak yayınlayacağınız tekzip metinlerine de zerre kadar güvenim yoktur.
‘Haber niteliği taşıyan olay’ diyerek doğru/yanlış gereksiz ayrıntılara boğulmuş leş kargalarının bağırmalarına benzer bir belagatle çarpıttığınız gerçeğin sizin ve size görev veren makamların hoşuna gitmediğinden ise zerre kadar şüphem yoktur.
Burcu Namlı anne tarafından kuzenimdir. Kendisi 24 Mayıs 2014 günü öğleden sonrasında Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçen bir belediye otobüsünü durdurup inmiş, hızlıca parmaklıklara koşarak üzerindeki kıyafetleri çıkartıp köprüden aşağı atlamış ve hayatını olay mahallinde kaybetmiştir. Kendisi 34 yaşındaydı. 25 Mayıs 2014 günü sabahı verilen otopsi sonucunda vücudunda herhangi bir yabancı maddeye, cinayet vb. şüphelere mahal verecek başka bir bulguya da rastlanmamıştır. Aynı gün ikindi vakti Merkez Camii’nde namazı kılınıp Kocatepe Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Dün cami görevlilerinden birinin yanımıza gelip Burcu’nun intihar ettiği için cennet-cehennem arasında kaldığını söylemesinin ve çok dua edersek cennete girmeye hak kazanacağından bahsetmesinin, bizim için hiçbir kıymeti yoktur. Annesi olan teyzem, Yehova şahididir ve dirilişe inanmaktadır. Cenaze arabası camiye girip Burcu’nun tabutu musalla taşına yatırıldığında imamın bakışları altında tabutu açtırmış, onun kendisini duymadığını bildiğini de ekleyerek onunla dakikalarca konuşmuştur. Aynı ritüel defin sırasında da gerçekleşmiştir. Burcu’nun kendi de bir dönem Yehova şahidiydi, ancak bu inançla yolunu ayırmıştı ve yaşamını yitirdiğindeyse yazdığınız metinlerin aksine hiçbir dinin mensubu değildi.
Burcu’nun özel hayatıyla ilgili yazdığınız paragraflara daha bir açıklık getirmek adına, bir dönemdir psikolojik tedavi gördüğünü söylemek doğru olacaktır. Bundan gayrı ayrıntıya da ihtiyacınız yoktur.
Burcu’nun ölüm şekli, oldukça semboliktir, sizi de rahatsız eden bu sembollerdir aslında. Genç bir kadın olarak saçlarını kazıtmış, giysilerini çıkarmış ve dünyaya geldiği gibi yalın bir şekilde dünyadan ayrılmayı seçmiştir.
Bu masumane eylemi türlü ayrıntılara boğup ötekileştirmeye çalışarak aslında ‘toplumsal norm’ dediğiniz soyut, ne güdüğü belirsiz çizgi ve sınırlar bütününü korumaya çalışıyorsunuz. Statükoyu korumaya çalışıyorsunuz! Bunu yaparken de o kadar acımasızsınız ki, düşürdükleri koru görmezden gelerek acı olaylar üzerinden ekmek yemeye çalışıyorsunuz.
Burcu ‘başkası’ değildi, Burcu sabah kahvaltısında yumurta tokuşturduğumuz kardeşti, lise üniforması içinde aşık olduğumuz kızdı, Burcu içimizden biriydi. Rakel Dink’in dediği gibi, ‘Bebeklerden katil yaratan karanlık’ da, bizi ötekileştirip çevremizle bağdaşamamamızı sağlayan ve başkalaşmadığımız takdirde hayatı çekilmez kılan normların karanlığı da hep başucumuzda, yanı başımızda, aramızda dolaşıyor.
Görmek isterseniz aynaya bakın. Gerisi boş.”
(gk)
