Güneşe bir selam vererek güne başlıyor Axçar…

08:28

 


Güneşe bir selam vererek güne başlıyor Axçar…


Şehriban Aslan / JINHA


MUŞ - Muşluların yayla hareketliliği başladı. Yaylada yaşayan ve sabahın ilk ışığıyla başlayan günün yoğunluğunu anlatıyor Zemzema Gün. Zemzema, yaylada yaşamın hem güzelliklerinin hem de zorluklarının bir arada olduğunu belirtiyor. Güneşin ilk gülümseyişiyle başlayan gün yaylalarda, kilamların eşliğinde tatlı bir yorgunlukla son buluyor.


Muş'un Kızılağaç beldesinde yaşayan köylüler Axçar Yayla'sına çadırlarını kurarak yayla serüvenine yeniden başlar her yılın bahar zamanlarında. Axçar Yaylası'nda hayat gün ağarmadan başlar, akşam karanlığının çökmesiyle son bulur. Bahar ayının başlangıcı ile başlayan yayla hareketliliği sonbaharda biter. Yayla hayatının zor olduğu kadar güzel yanlarının da olduğunu ifade eden Zemzema Gün, yılın yedi ayı boyunca şehrin gürültüsünden uzak, doğa ile iç içe olduklarını ifade ediyor.


'Sabahın ilk ışıklarıyla gün başlıyor'


Zemzema sabahın ilk ışıklarıyla birlikte hayvanlardan sağdıkları sütten elde ettikleri ürünleri ve güne nasıl başladıklarını anlatıyor:


"Sağdığım sütten yoğurt,  peynir, tereyağı ve çökelek yapıyorum. Hayvanları otlaklara bıraktıktan sonra 'skavêl' olarak bilinen dalları sert ve esnek süpürgelerle, hayvanların barındıkları yerleri temizliyorum. Günlük işlerime, sağdığım sütü 'parzunda' ile süzerek başlıyorum. Koyun derisinden yapılan dewkil (yayık) ile de tereyağı elde ediyorum."


'Buzdolabımız: Toprak ve su'


Yaylada sac üstünde yaptığı ekmeğin tadının daha lezzetli olduğunu ve gelen ziyaretçilerin çok beğendiğini ifade eden Zemzema, işlerini bitirdikten sonra yaptığı hamurun içine unun yağla kavrulmasıyla yapılan 'mirtoxe' adı verilen içi koyuyor. Zemzema, yaptığı bu ekmek için, "Yaptığım ekmek anneannelerimizden bize miras kalmış. Yaylaya gelen ziyaretçiler, ekmeğimin tadını hiçbir yerde bulamadıklarını söylüyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor" diyor. Yaylada bu kadar yiyeceğin doğal buzdolabı ise toprak ve su. Zemzema, yiyecekler sıcakta bozulmasın diye buzdolabı sorununa da çözüm bulduklarını söylerken, "Yaptığımız peyniri ve çökeleği toprak altında saklıyoruz. Diğer yiyecekleri ise soğuk pınarlara bırakıyoruz" sözleriyle yiyecekleri nasıl koruduklarını anlatıyor.


Ayrıca yaylada çalıştıklarını ve ot biçme zamanlarının olduğunu ifade eden Zemzema, "Ot biçme işlemi ise kadın ve erkekler arasında iş bölümü ile yapılıyor. Arazinin düz olduğu alanlarda erkekler tırpanla, taşlık alanlarda ise kadınlar orakla ot biçiyor. Yaylada günün yorgunluğu ise, kıl çadırlarda söylenen kilamlarla son buluyor" diyor.


(şa/ gk)