MAZLUMDER: Suriye savaşı insanlık dramına dönüşmüştür
14:55
JINHA
AMED – MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi’nin Suriyeli göçmenlerin yaşadıkları mağduriyete dikkat çekmek ve Türkiye sınırları içerisindeki durumlarını ortaya çıkarmak için hazırladıkları raporu deklere etmek amacıyla yaptıkları basın açıklamasında raporu paylaşan MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Seher Akçınar, “Suriye’deki savaş bölgesel olmaktan çıkmış, bir insanlık dramı halini almıştır” dedi.
MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi, Suriyeli göçmenlerin yaşadıkları mağduriyete dikkat çekmek ve Türkiye sınırları içerisindeki durumunu ortaya çıkarmak için hazırladıkları raporu deklere etmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi’nde gerçekleştirilen açıklamaya şube yönetici ve üyeleri katılırken, açıklamayı ve raporu MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkan Yardımcısı Seher Akçınar okudu.
‘Çatışmalar sivil yaşamı hedef almakta’
2011 yılında Suriye’de baş gösteren savaşın ardından başlayan göçler ve kaçışların şimdilerde 5 milyonu aştığını belirten Seher, savaşın artık bölgesel olmaktan çıkıp “insanlık dramı halini aldığına işaret etti. Suriye’den Türkiye’ye gelen göçmenlerin insani koşullarda yaşamadığına dikkat çeken Seher, “Bu insanlar basit insani haklar olan barınma, güvenlik, eğitim ve sağlık haklarından dahi yoksul bırakılmışlardır” dedi.
‘Kamp koşulları insani yaşam koşullarının altında’
Seher, Hatay, Urfa gibi kentlerde Suriyelilerin barınması için kurulan kampların insani yaşam koşullarının altında olduğunu kaydederken, bu nedenle Suriyeli göçmenlerin bu kamplarda kalmak istemeyip kaçtıklarını belirtti. Seher, 20 kişilik bir grup ile 4 ay boyunca Suriyeli 135 aile ile yaptıkları görüşmeler sonucu edindikleri bilgiler dahilinde, ortaya çıkardıkları raporda yer alan tespitlere ilişkin şu çözüm yollarına işaret etti:
“- Suriyeli mülteci ve sığınmacılara zaman kaybedilmeden, BMMYK denetimde Cenevre Sözleşmesinin sağladığı tüm evrensel haklar eksiksiz tanınmalıdır.
- Mülteci ve sığınmacılarla ilgili her türlü insani faaliyetler, kamuoyu ile paylaşılmalı, bilgiler açık ve şeffaf olmalıdır. Bu konuda olumlu eleştiriler ve somut öneriler mutlaka dikkate alınmalıdır.
- Mültecilerin ve sığınmacıların yaşadığı şehirlerin yerel yönetim birimlerine acilen kaynak aktarılmalı, bu konuda çalışmaların etkinleşmesi için gerekiyorsa yerel yönetimlere yetki devri yapılmalıdır.
- Suriyeli mülteci ve sığınmacılarla ilgili olarak, zaman geçirilmeden insani durum iyileştirilmeli, eğitim, sağlık, barınma ve güvenlik sorunları çözülmelidir.
- Mülteci ve sığınmacılarla ilgili her tür hukuksuzluk ve onur kırıcı uygulamalar yasal olarak soruşturulmalı, suçlular cezalandırılmalıdır. Bu konuda insanlık dışı ve onur kırıcı uygulamaları görmezden gelmek, her şeyden önce ülkenin saygınlığına ve hukukun üstünlüğüne bağlılığına büyük gölge düşürmektedir.
- Mülteci ve sığınmacıların yoğun şekilde yaşadığı kamp, sosyal konutlar ve farklı yaşam mekânları, her türlü denetime açık olmalı, insan hakları örgütlerinin ziyaretlerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır.
- Mülteci ve sığınmacılarla ilgili istismar ve tacizlerin ortaya çıkardığı, sosyal ve psikolojik vakalara yönelik çalışmalar yapılmalı, mağdurlar hemen tedavi altına alınmalı, bu konuda zaman kaybedilmemelidir.
(my-ny/gk)

