Hasta tutsak Besê Özer'in tedavisi yapılmıyor
08:40
Nurcan YALÇIN / JINHA
AMED - 18 yıldır cezaevinde olan müebbet cezası alan PAJK’lı siyasi tutsak Besê Özer'in annesi Erzihan Özer,"İleri derecede anemi, kas ve mide hastalığı olan kızımın tedavisi yapılmıyor. Kızım her regl olduğu dönemi baygın bir şekilde geçiriyor. Doktora dahi çıkartılmayan kızım cezaevi koşulları altında ölüme terk edildi" dedi.
Türkiye'de ağır sağlık sorunları sonucu tedavi edilmeyen tutsakların tabutlarının çıktığı cezaevlerine ilişkin yetkililer sessizliğini korurken, İHD verilerine göre Türkiye cezaevlerinde en az 600'e yakın hasta tutsak bulunuyor. Bunların arasında 200'ü aşkın ağır hastanın ise ölüm sınırında olduğu biliniyor. 1997 yılından, 2013 yılına kadar cezaevlerinde toplam 3 bin 23 hasta tutsak yaşamını yitirirken, Türkiye cezaevlerinde haftada 5 hasta tutsak yaşamını yitiriyor. Cezaevlerindeki ölüm oranının toplumdaki ölüm oranının yaklaşık 4 katı olduğu söyleyen yetkililer, hasta tutsak listesine her geçen gün bir yeni ismin eklendiğini açıklıyor. Bunlardan biri de 1978 yılında Diyarbakır'ın Lice ilçesinde dünyaya gelen ve aldığı müebbet hapis cezasının ardından 18 yıldır cezaevi koşullarında yaşam mücadelesi veren hasta tutsak Besê Özer... Besê'de ileri derecede anemi, kas ve mide rahatsızlığı bulunduğunu belirten Besê'nin annesi 65 yaşındaki Erzihan Özer, "Besê ileri derecede Anemi hastası olduğu için her regl döneminde bir hafta boyunca tedavi görmesi gerekiyor, ama tedavisini yapmadığı için sürekli baygınlık geçiriyor" dedi.
'Kızım hasta ama tedavisi yapılmıyor'
Besê'nin 1995'te PKK saflarına katıldığını ve yaralandıktan sonra tedavi görmek için eve geldiğini belirten Erzixan, "Benim 4 kızım var. Eşim daha büyük kızım birinci sınıfa giderken öldü. Tek başıma baktım çocuklarıma hepsini büyüttüm, okuttum. Büyük kızım Jiyan 1994'te üniversiteden PKK saflarına katıldı. Bir yıl geçtikten sonra Besê yani liseyi bitirmişti oda katıldı ve ondan hiç haber alamadım. 6 ay geçtikten sonra bir gün Besê, yara bere içinde kapıyı çaldı. Girdiği bir çatışmada nehiri geçmek için suya vurmuş ve dalgalara kapılmıştı. Nehirden yaralı bir şekilde çıkmıştı. Arkadaşları tedavi için onu eve gönderdi. Besê'yi 6 ay evde tedavi ettik. Ardından birilerinin onu ihbar etmesiyle tutuklandı. 1996 yılandan bu yana cezaevinde olan kızım, şimdi ise İstanbul Gebze cezaevine sürgün edildi. Besê hasta ve tedavisi yapılmıyor" diye konuştu.
'Hayatım cezaevleri kapılarında geçti'
Dört kızından üçünün PKK saflarına katıldığını ifade eden Erzixan, olduğunu ve 3 kızını bu davaya verdiğini belirten anne Erzine, "Büyük kızım Jiyan 3 yıl gerillada kaldıktan sonra Mardin'in Dargeçit ilçesinde şehit düştü. Jiyan'ın kemiklerini 15 yıl sonra toplu mezarda bulduk ve Diyarbakır' getirdik. Bir diğer kızım Nagihan da Adana'da üniversite yıllarında öğrenci hareketinde yer aldığı için tutuklandı. Tutuklandığında 16 yaşlarındaydı ve 7 yıl cezaevinde kaldı. Geçtiğimiz yıllarda tahliye oldu. Fakat tekrar cezası çıkınca çareyi Avrupa'ya gitmekte buldu. Çocuklarımın mücadelesinden dolayı aile olarak biz de sürekli polis gözetiminde yaşadık. Evimiz sürekli baskınlara maruz kalıyordu. 25 yıldır cezaevleri kapılarına gidip geliyorum, ama Besê'yi Gebze'ye götürdükleri için gidemiyorum. Bu sürgünlerle beraber devlet bizi de Besê gibi cezalandırdı. Besê, Midyat'ta tutsakken her hafta onu görmeye gidiyordum. Şimdi ise ne İstanbul'a gidecek bütçem ne de gücüm var. Besê'nin İstanbul'a gittiğinden bu yana bir defa onu görmeye gittim. O da iki yıl önceydi" dedi.
'Asimilasyon politikalarına karşı baş kaldırdılar'
Besê'nin kardeşi Zeynep Özdemir ise "Baskınların yoğun yaşandığı bir dönemde benim üç kız kardeşim Lice'de ilk baş kaldıranlardan oldukları için çok baskı gürdük. Kardeşlerim okudukları için her şeyin bilincindeydiler. Kardeşlerim, tarihte Kürtlere yapılan asimilasyon politikalarına karşı baş kaldırdı. Dedemiz sürekli bize sürekli Şeyh Said'in ve Leyla Kasım'ın torunları olduğumuzu söylüyordu. Bizimle her zaman Kürtçe konuşuyordu, 'Türkçe konuşmayın, bu sizin diliniz değil' diyordu. Onun için biz okula gitmeden Türkçe bilmiyorduk ve bu yüzden her şeyin bilincindeydik. Kürtlere yapılan zulüme ve sindirme politikaları karşısında baş kaldırıp kimlikleri için mücadele etiğimiz için sürekli cezalandırıldık" şeklinde konuştu.
'Ölüm sınırında olan hasta tutsaklar var'
Cezaevlerindeki hasta tutsakların tedavilerinin yapılmadığını ve hükümet tarafından hiçbir adımın atılmadığını belirten Zeynep, "Besê'de hasta ama Tedavisi yapılamıyor. Aşırı derecede kan kaybı hastası regl döneminde bayılıyor. Arkadaşları kendi imkânlarıyla tedavisini yapmaya çalışıyor, ama doktorlar sürekli tedavi görmesi gerektiğini söylüyor. Çözüm süreci var ama ne yazık ki hükümet buna ilişkin en ufak bir adım dahi atmadı. Eğer bir adım atılacaksa oda ilk başta hasta tutsakların serbest bırakılması olmalı. KCK davasından kaç kişiyi bıraktılar diye hükümet 'biz adım attık' diyor. Ama bu bir çözüm değil. Bir yandan kalekol inşa edilirken bir diğer yandan da çocuklar katlediliyor. Ölüm sınırında olan hasta tutsaklar var. Biran önce bu konuda somut bir adım atılmalı" dedi.
(ny/zd)

