Silvan halkı kalekol yapımına 'dur' dedi
09:09
Bêrîtan ELYAKUT / JINHA
AMED - Tarihi 2013 Diyarbakır Newrozu'nda PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından başlatılan diyalog sürecinin ardından bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen devlet ve AKP Hükümeti tarafından herhangi bir adım atılmaması ve bölgenin her yerine kalekollar inşa edilmesi, kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı. BDP Silvan Kadın Meclis Üyesi Hülya Biçen, Kürt kadınları olarak yapılmak istenen kalekolları durdurmak için her türlü direnişi gerçekleştireceklerini dile getirerek, "Gerekirse çadırlar kurar içinde yatarız, gerekirse bunların hiç birini yapmadan günlerce açıkta bekleriz, ama dağlarımızı ve doğamızı katletmelerine izin vermeyeceğiz" şeklinde konuştu.
PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından 2013 Diyarbakır tarihi Newrozu'nda başlatılan diyalog sürecinin üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen AKP Hükümeti ile devlet, sürecin ilerlemesi adına adım atmak yerine, aksine süreci olumsuz yönde etkileyecek çalışmaların içerisine girdi. Diyalog sürecini duraklatacak olanların yaklaşımların başında ise geri çekilmeye başlayan HPG'lilerin boşalttığı alanlarda kalekol yapımlarına başlanması geldi. Yapımı hız kazanan bu kalekollar, halkta büyük endişe ve kaygıya yol açarken, yaşanan gerginlik zaman zaman asker ve HPG'liler arasında çatışmalara neden oldu. BDP Silvan Kadın Meclisi Üyesi Hülya Biçen ve BDP Silvan İlçe Yöneticisi Narin Çapan, devlet tarafından yapılan kalekolları ve devlet politikasını değerlendirdi. BDP Silvan İlçe Yöneticisi Narin Çapan, bölgede gerçekleştirilmek istenen bin 800 kalekol olduğunu, yapılmak istenen kalekolların asıl amacının ise başlatılan barış sürecinin sabote edilmek olduğuna dikkat çekti.
'Kalekol yapımının en büyük sebebi süreci bitirmektir'
Narin, bölgede yapılmak istenen bin 800 kalekol olduğunu, yapılmak istenen kalekolların asıl amacının ise başlatılan barış sürecinin sabote edilmek olduğuna ifade etti. "Kalekol yapımı, yaşanan müzakere sürecini bitirmeye ve çatışmasızlık ortamını kışkırtmaya yönelik bir eğilimdir. Doğa tahribatı fazlasıyla yaşatılmaktadır, 40 yıldır Kürdistan doğası bitirilmeye çalışıldı" diyen Narin, yaşama geçirilmek istenen barajların da bir bütünen tehlike teşkil ettiğine ve 'barajların güvenliği' adı altında koruculuk sisteminin geliştirildiğine dikkat çekti. Narin, Meskan Dağı, Lice, Silvan ve daha birçok yerde kalekol inşasına başlanmasına karşı mücadele içerisinde olacaklarını ve doğanın katledilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
'AKP'nin yeni taktiği kardeşi kardeşe düşürüp yok etmektir'
Barışı istemeyenlerin politikalarına karşı halkın sürekli olarak bir direniş içerisinde olacağını, barıştan vazgeçmeyeceklerini dile getiren Narin, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın başlattığı barış sürecine karşı AKP Hükümetinin ise "ikiyüzlü bir politika" yürüttüğünü söyledi. Narin, "Kalekolların halkların gözündeki yeri 40 yıldır değişmedi. Oralar işkence, sömürü, yok etme, gözaltında kaybettirmedir ve yığdırma alanları olarak yine karşımızda duracağı için yeniden inşa edilmektedir. Kürdistan'ın özgür dağlarını denetim ve tahakküm altında tutma çabalarında olduklarını görüyoruz" ifadelerini kullandı. Narin, AKP Hükümetinin sürece doğru bir şekilde yaklaşmadığını belirterek, bunun ise yapılan kalekollardan, koruculuk sisteminin geliştirilmeye çalışılmasından anlaşıldığına işaret etti. Ayrıca Narin, "Artık açık ve net şunu görebiliyoruz: AKP Hükümetinin taktiği kardeşi kardeşe düşürüp yok etmektir" dedi.
'Hiçbir Kürt kalekolları ve koruculuğu kabul etmemelidir'
BDP Silvan Kadın Meclisi Üyesi Hülya Biçen ise, PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından sürekli olarak uzatıldığını ancak devletin uzatılan barış elini tutmamakta ısrar ettiğini vurguladı. Hülya, "Şu an müzakere sürecinin yaşanıyor olmasına rağmen devlet, Kürdistan dağlarına kalekollar inşa edip, Kürt halkını koruculuğa zorluyor. Biz Kürt kadınları olarak bu durumu asla kabul etmeyecek, karşısında durup mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz" şeklinde konuştu. Devletin artık karakol yapımından vazgeçip kalekol inşasına başlamış olduğunu söyleyen Narin, kalekolların, bölgenin doğasını alt üst etmesiyle beraber, Kürtler arasındaki bütünlüğün de parçalanmak istediğini kaydetti. Hülya, "Hiçbir Kürt ne kalekolları ne de koruculuğu kabul etmemelidir" sözlerini vurguladı.
'Dağlarımızı doğamızı katletmelerine izin vermeyeceğiz'
Hülya, Kürt kadınları olarak yapılmak istenen kalekolları durdurmak için her türlü direnişi gerçekleştireceklerini dile getirerek, "Gerekirse çadırlar kurar içinde yatarız, gerekirse bunların hiç birini yapmadan günlerce açıkta bekleriz, ama dağlarımızı ve doğamızı katletmelerine izin vermeyeceğiz. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan sayesinde başlatılan bir süreç yaşanırken, devlet tarafından bu süreci kirletmek isteyen güçler ortaya çıktı" dedi. Hülya, şiddet kültüründen kurtulmak isteyen Kürt halkının tüm sorunların karşılıklı anlayış ve müzakere ile halledilmesini beklerken bunun yerine yaralanma ve ölümlere sebep olabilecek "güvenlikçi" politika ve araçlara başvurularak, diyalog sürecinin adeta bitirilme düzeyine getirildiğine ve karşılıklı düşmanca yaklaşımı daha da derinleştirmeye doğru yol aldığına dikkat çekti.
Hülya son olarak, tüm yaşananların yanında yeni korucu kadrolarının açılarak yüzlerce korucu alımı yapıldığını da sözlerine ekledi.
(be/gk)

