Tüm Dünyadan Kadın Gazeteciler İstanbul'da buluştu

19:12

 


JINHA


İSTANBUL – Uluslararası Radyo Televizyon Kadın Çalışanları (IAWRT) Bölgesel Konferansı, bugün İstanbul'da başladı. İlk oturumda konuşan Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan Arzu Demir, "Risk ve tehdit analizi yapıldığında, bunun başına Başbakan Erdoğan'ı koymak gerekiyor. O bir gazeteciden bahsettiğinde, parmağını salladığında o gazeteci ya işten atılıyor, ya hapse giriyor. Sahada çalışırken, sürekli polise gazeteci olduğumuzu ispat etmek için uğraşıyoruz" diye konuştu.


Uluslararası Radyo Televizyon Kadın Çalışanları (IAWRT) Bölgesel Konferansı, bugün İstanbul'da başladı. Bİanet’in haberine göre, farklı ülkelerden gazete, radyo, televizyon ve internet medyası çalışanı kadınlar konferansta bir araya geldi, deneyimlerini paylaştı, ifade ve basın özgürlüğünü kadın bakış açısından tartıştı. Konferansla eşzamanlı olarak, gazeteciler için "Güvenlik Farkındalığı Programı" da düzenleniyor. Tam gün süren programda tehditler ve riskler konuşuldu, ilkyardım, silahlara karşı farkındalık, ateşli silahlara tepki, kriz yönetimi gibi konularda eğitimler yapıldı. Konferans, Belgesel Sinemacılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nalan Sakızlı, IAWRT Başkanı Rachael Nakitare ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden Göksel Göksu'nun açılış konuşmalarıyla başladı. Göksel, Türkiye'de kadın gazetecilerin sorunlarına değinirken, "Cam tavana çarpsalar da güçlü ve etkisini yaptığı işe yansıtan pek çok kadın meslektaşımız var" diye konuştu.


Türkiye'de gazeteciler için riskler


Ardından IAWRT'tan Ananya Chakroborti'nin moderatörlüğünü yaptığı "Risklerin tanınması: Medyada Çalışan Kadınlar İçin Güvenlik Programlarının Oluşturulması ve Güçlendirilmesi" başlıklı oturumda Türkiye Gazeteciler Sendikası'ndan Arzu Demir, Türkiye'de medya ve ifade özgürlüğünün durumunu özetledi. Konuşmasına "Bu konferansın tarihini öğrendiğimizde, acaba o gün Taksim'e gelebilir miyiz, diye düşünmemiz bile birçok şeyi anlatıyor" diyerek başlayan Arzu, "Risk ve tehdit analizi yapıldığında, bunun başına Başbakan Erdoğan'ı koymak gerekiyor. O bir gazeteciden bahsettiğinde, parmağını salladığında o gazeteci ya işten atılıyor, ya hapse giriyor. Sahada çalışırken, sürekli polise gazeteci olduğumuzu ispat etmek için uğraşıyoruz" diye konuştu. Arzu Demir, gazetecilerin maruz kaldığı baskıları örneklerle anlatırken, mesleki dayanışmanın öneminin altını çizdi.


Türkiye deneyimini anlamak


Bianet Kadın ve LGBTİ Haberleri Editörü Çiçek Tahaoğlu'nun moderatörlüğünde gerçekleşen "Türkiye Deneyimini Anlamak" başlıklı oturumda ise BBC Türkçe Muhabiri Rengin Arslan, Milliyet Muhabiri Burcu Karakaş ve Belgeselci Sibel Tekin konuştu.


İkinci oturumda yurtdışından gelen katılımcılara, "Kadın Gazetecilerden Başbakan'a cevap" videosu izletildi. Rengin Arslan, medyada kadın gözünün önemini, rekabet ederken erkekleşmeden, cinsiyetçi dili benimsemeden, yaşamı öne çıkaran haberciliğin değerini anlattı. Rengin, Türkiye'deki kadın sorunlarından ve kadın gazeteci örgütlenmelerinden bahsederken, Kadın Gazeteciler Takipte Oluşumu'nun ortaya çıkışını ve faaliyetlerini de anlattı.


Sibel Tekin ise, Gezi direnişinde belgesel çekimi deneyimlerini paylaştı.


Mısır, Tunus ve Faslı kadınlar konuştu


Günün "Kuzey Afrika ve Arap Ülkelerinden Gazetecilerin Karşılaştığı Zorluklar" başlıklı son oturumu ise Tunus'tan Khedija Lemkecher'in moderatörlüğünde gerçekleşti. Hannan Elgendi, Mısır'da kadın gazetecilere yönelik taciz, fiziksel şiddet ve cinayetleri anlattı. Ülkede yapılan bir anketten söz eden Hannan, tüm baskı ve engellemelere rağmen "Eğer kariyerinizi yeniden seçme şansınız olsaydı gazeteci olur musunuz" sorusuna, kadınların yüzde 96'sının "Evet" cevabı verdiğini söyledi. Hannan Elgendi sözlerini, "Mısır artık güvenli bir hale geldi. Hepinizi Mısır'a bekliyorum" diyerek sonlandırdı. Nezha Mghari de Fas deneyimlerini anlattı. Ülkedeki gazetecilerin sadece dörtte birinin kadınlardan oluştuğunu söyleyen Nezha, toplumsal cinsiyet ayrımının maaşlara da yansıdığını belirtti. Aile, kariyer ve hayatın farklı sorumlulukları arasında bölünen kadın gazetecilerin, medyada daha hafif alanlar olarak değerlendirilen konumlarda çalışmaya mecbur bırakıldığını söyledi.


 


Arap ülkelerindeki ayaklanmalar ve ardından gelinen durumun da tartışıldığı oturumda, Khedija, Tunus Anayasası'nın yazım sürecine değindi. "Tunus'ta Anayasayı tam anlamıyla sokakta yazdık" diyen Khedija, Anayasa yazımına sivil toplumun aktif bir şekilde katıldığını belirtti. "Kadın ve erkek eşittir” cümlesinin Anayasaya girmesi için günlerce sokaklarda yattıklarını ve başardıklarını ifadelerine yer veren Khedija, bu ifadenin Anayasada yer aldığı tek Arap ülkesi olduklarının altını çizdi.


Konferansın ilk günü İran'dan İsveç'e göç eden Yönetmen Nahid Persson Sarvestani'nin kişisel hikayesini anlattığı "My Stolen Revolution" adlı belgesel gösterimiyle sona erdi.


Yarın "Kadınların Gözünden Savaş ve Çatışma" ve "Korunma Kültürü: Neleri Kaybedebiliriz" başlıkları tartışılacak.


(pk/gk)