Kadın yazarlar görünmez kılınan tarihi yeniden yazıyor

08:35

 


Derya CEYLAN - Beritan Elyakut / JINHA


AMED - Egemen anlayışının yazılı tarihte kadını görünmez kılmasına karşılık kadınların, kalemleriyle cevap vermesi gerektiğini söyleyen Kadın Yazarlar Derneği Kurucu Üyesi Sevim Korkmaz Dinç, "Dernek olarak dünyadaki bütün kadınların sesi olmayı hedefliyoruz. Çünkü tozlu raflara kaldırılarak görünmez kılınan kadın tarihini yeniden yazmaya ihtiyacımız var. Bu yüzden bugüne kadar süre gelen eril dille oluşturulmuş bütün kalıpları yıkmak için kadınların yazması gerekiyor" dedi.


Yazının bulunması ile beraber erkek egemenliği etrafında şekillenen metinler arasında "nesne" konumunda olan kadınlar, son 300 yıllık süreç içerisinde eril dile karşı çıkardıkları dergi, kitap gazete gibi birçok yayın aracı ile egemen anlayışı yıkma mücadelesini sürdürüyor. Türkiye'de 1980'in 12 Eylül öncesi yaşanan siyasi olayları içerisinde yer alan kadınların oluşturduğu İzmir Kadın Yazarlar Derneği, 2009 yıllından bu yana kadın yazarların buluştuğu bir çatı olarak çalışmalarına devam ediyor. İzmir Kadın Yazarlar Derneği Kurucu Üyesi Sevim Korkmaz Dinç, yaklaşık iki yıldır dernek bünyesinde yayınlanan "F" dergisi ile bütün kadınların sesi olmayı hedeflediklerini söyledi.


'Tüm yaşananlar sözlü bir şekilde uçup gitti'


 Sevim, 1980 öncesinde devrimci hareket içerisinde yer aldığını ifade ederek, "1980'li yıllarda birçok kadın devrimci hareket içinde aktif yer alıyordu. Fakat hemen ardından tarihimiz sözlü bir şekilde uçup gitti. Çünkü yazılı belgemiz yoktu. Yaşadıklarımızı yazmamıştık. Bu yüzden 'Neden kadınlar da yazmıyor?' diye kendimize bir soru sorduk. Yaklaşık iki yıl boyunca bu şekilde tartıştık, sonuç olarak bir dernek kurmaya karar verdik" dedi. Sevim, kadınların yoğun bir tartışma yürütmelerinin ardından 2009 yılında Kadın Yazarlar Derneği'ni kurduklarını kaydetti.


'Amacımız kadınların sesi olmak'


Derneğin zorlu aşamalardan geçtiğini söyleyen Sevim, dernek bünyesinde birçok farklı alanlarda yazan kadınların bir araya geldiğini kaydederek, "Dernek bünyesinde edebiyat, bilim ve akademik alanda çalışmalar yapan kadınların yanı sıra gazete ve dergilere yazan kadınlar da var. Yazar denilince sadece edebiyat alanında ürün verenler akla geliyor. Bu algıya karşıyız" ifadelerine yer verdi. "Hangi alandan olursa olsun bir yerlerde birilerinin bir şeyleri kaleme alıyor olması, o kişinin bizim için yazar olduğu anlamına gelir" diyen Sevim, dernekle beraber birçok alandan yazan kadınların buluşma olanağının oluştuğunu belirtti.


'İlkemiz barıştan yana olmak'


Dünyadaki bütün savaşlara karşı olan kadınların sesi olmayı hedeflediklerini belirten Sevim, pozitif ayrımcılığı savunan bütün kadınların Kadın Yazarlar Derneği'nde olmasını istediklerini söyledi. Sevim,  "Kapitalist yaşama, dinle yönetilmeye ve bütün savaşlara karşı çıkmakla beraber; barıştan yana olan tüm yazar kadınların bir araya geldiği bir dernek kurmayı hedefledik. Bu amaçla kurulan derneğimizin de ilkesi 'barıştan yana olmak'tır" şeklinde konuştu.


'Kadınların 12 Eylül'de yaşadıklarını kitaplaştırdık'


Kadın Yazarlar Derneği'nin 2009 yılında kurulduktan sonra 12 Eylül döneminde kadınların yaşadığı baskıları kitaplaştırma projelerinin olduğuna sözlerinde yer veren Sevim, "Dernek üyesi birçok kadın arkadaşımız 12 Eylül'ün canlı tanığı. Bizler 12 Eylül'ün canlı tanıklarıyız. Fakat şu ana kadar kimse kadınların 12 Eylül döneminde yaşadıklarını kaleme almadı. Bu yüzden biz tanıklar, Türkiye çapında '12 Eylül Kadınları Anılarını Paylaşıyor' şeklinde bir proje başlattık. Bu projeye yaklaşık 42 tane yazı geldi, bunları bir kitap haline getirdik. Böylece ilk çalışmamızı yapmış olduk" ifadelerinde bulundu.


'Kadınların yazma hakkı zorlu mücadelelerle geri alındı'


Egemen güçlerin kadınları her alanda olduğu gibi baskıcı politikalarla yazmaktan uzaklaştırdığını ifade eden Sevim, kadınların kaleme aldığı tüm ürünün değersizleştirildiğinin altını çizdi. "Kadınlar yazma hakkını zorlu mücadelelerle geri aldı" diyen Sevim, "1980'lerden sonra bu coğrafyaya baktığımızda erkekler ne derse desin kadınların, 'Bu dünyada biz de varız, biz bunları yaşıyoruz' diyerek araştırıp yazdığını görebiliyoruz. Tarihlerinin tozlu raflara kaldırıldığı ve yok edildiği kadınların, yeniden kendi tarihlerini yazmaya koyulması çok değerlidir. Bu yüzden ben kadınların çok daha güzel eserler vereceklerine inanıyorum. Kadınlar olarak başlı başına yeni bir yazma dilini yaratacağız" şeklinde konuştu.


'Kadınlara ait edebi metinler yok'


Okullarda yazım dilinde belli kalıpların öğretildiğini ifade eden Sevim, kalıplar belirleyen, sınırlar çizen düşüncelerin erkeklere ait olduğunu kaydetti. Sevim, edebiyatın eril bir dille yazılmasına karşılık kadınlara ait edebi metinlerin de olmadığını belirtti. Sevim, "Bir kadın metinlerine ilişkin Türkiye'de fazla kaynak yok, çeviri kitapları olarak da çok az kaynak var. Bu kaynakların sahiplerine Latife Tekin ve Leyla Erbil'i örnek verebiliriz" diyerek, yazar kadınların bu kalıpları kıracaklarını ümit ettiğini ifade etti.


'Kadınlar romanlarda nesneleştiriliyor'


Kadınların kendini daha iyi ifade edebilmeleri için okumaya zaman ayırması gerektiğine işaret eden Sevim, kadınların ellerinden alınan bilgiye yeniden ulaşması gerektiğini dile getirdi. Sevim, edebi romanların erkeklerin savaşlardaki kahramanlıklarıyla örülü olduğunu ifade ederek, kadınların ise nesne konumunda olduğunu belirtti. 12 Eylül dönemine ait yaklaşık 60 adet kitap okuduğunu söyleyen Sevim, "12 Eylül dönemine ait okuduğum bütün kitaplarda kadına ne kadar yer verilmiş diye bir incelemede bulundum. Romanlarda erkekler işkence görsün ya da görmesin kahraman konumundalar. Kadınlar ise bu romanlarda kavuşulması gereken bir aşkın nesnesi ve romana süs veren konumdadır. Bu yüzden biz kadınlara çok iş düşüyor. Yazar Virginia Volf, 'Kendine Ait Bir Oda' diyorsa ben de 'Kendine Ait Bir Defter ve Kalem' diyorum" dedi.


'F dergisi kadınların emeğiyle oluşturuldu'


Sevim, kadınların yazılı tarihi olmadığı için yaptıkları bütün çalışmaları belgelendirdiklerini belirterek, dernek olarak tüm kadınlara seslerinin ulaşmasını sağlamaya çalıştıklarını söyledi. Sevim, kadınların sesinin daha iyi duyulması için 2013 yılından itibaren, "F" dergisini yayınlamaya karar verdiklerini söyledi. Sevim, "F dergisini üç ayda bir yayınlıyoruz. Dergimizin her sayısında edebiyat, şiddet, sanat ve muhafazakarlık konulu temalara yer verdik. Bu dergiler tüm kadınların ortak emeğiyle oluşturuldu. F dergilerimizde kadınlara ait her türlü örgüyü ve pratikte yaşadıklarımızı tartışalım istedik" dedi. Derginin tamamen kadın hareketi içerisinde yer alan kadınları kapsayan bir dergi olduğunun altını çizen Sevim, F'yi daha çok kavramlar üzerinden ele alıp işlediklerini, bunun yanı sıra "Kadın Tarihinde İz Bırakan Kadınlar" diye bir köşeye de yer verdiklerine değindi. Tüm çalışmaların tamamen dernek bünyesinde yer alan kadınların maddi ve manevi olarak sundukları katkılarla gerçekleştirildiğini kaydeden Sevim önümüzdeki ay çıkacak olan "F" dergisinin yedinci sayısında da "Emek" temasını işleyeceklerinin bilgisini verdi.


Kürt yazarlarla bir arada atölye çalışması


Diyarbakır'da 20-25 Mayıs tarihlerinde açılan TÜYAP Kitap Fuarı'nda iki etkinlik yaptıklarını ifade eden Sevim, Diyarbakır'da bulunan Kürt edebiyatçılar ile tanışma fırsatı bulduklarını dile getirdi. Sevim, TÜYAP Kitap Fuarı açılışı esnasında konuşma yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak'ın Kadın Yazarlar Derneği'ne değinmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını belirterek, "Gültan'ın konuşmasında derneğimize işaret etmesi bizi mutlu etti. Diyarbakır'da tanıştığımız Kürt kadın yazarlar ile şimdiye kadar hep yazışırdık. Fuarda bir araya geldik, fakat bu buluşmanın devamı gelecek. Kürt kadın yazarlar ile önümüzdeki dönem içerisinde bir kaç günlük bir atölye çalışması yapmayı düşünüyoruz. Yakın zamanda olanaklarımızı ortaya koyup böyle bir çalışma başlatabiliriz"  dedi.


(dc-be /zd)