Dağlarda kültür ve sanatın kadınla buluşması…
09:06
Asiye Tekin-Mekiye Görenç /JINHA
QENDÎL - Kürtler üzerinde yürütülen asimilasyon politikalarına karşı dağlarda kültür-sanat çalışmalarını yürüten kadın gerillalar, kültür asimilasyonuna karşı mücadelenin dağlarda başladığını belirtti. "Kültür gerçeğini bu dağlarda bulur" diyen Kurdê Tavya, "Dağlarda yürüttüğümüz çalışmalar birçok insanda şaşkınlık yaratıyor. Sanat sanki şehir işiymiş gibi bir yaklaşım var. Bu dağlarda sisteme alternatif bir yaklaşım sergilemek istiyoruz. Bunu yaratmak geliştirmek ve topluma ulaştırmak istiyoruz. Sanat toplum içinse sanattır" dedi.
TEV-ÇAND bünyesinde bulunan Şehit Sefkan Akademisi'nde kültür soykırımına karşı mücadele yürüten kadın gerillalardan Rojin Hêja, Hêzil Ararat, KürdêTavya ve Sozdar Sıla çalışmalarını JINHA'ya anlattı. Uzun yıllardır dağlarda kültür-sanat çalışmalarının yürütüldüğünü dile getiren Rojin Hêja, PKK'nin kuruluşundan bu yana kültür-sanat çalışmalarının sürdürüldüğünü belirtti. Kültür çalışmalarının kendileri açısından çok önemli olduğuna işaret eden Rojin, "Kürdistan tarihine baktığımızda kültürün kadın eliyle yaratıldığını görebiliyoruz. Bizlerde asimilasyon ve soykırım politikalarına karşı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kürt halkı varlığının ve kimliğinin farkındadır. Kürtler kültürel soykırıma uğradıklarının ve bunun fiziki soykırıma kadar vardığının bilincindedir. Bu bilinç özgürlük mücadelesiyle oluşturuldu. Kültür ve sanat çalışmalarıyla devrimler yaratılıyor. Devrimin kalıcılaşması için kültür çalışmaları önemlidir. Biz kadınlarda bu çalışmalarda yerimizi alıyoruz" diye belirtti.
'Kürtler üzerinde kültürel soykırım uygulanıyor'
TEV-ÇAND bünyesinde Şehit Sefkan Akademisi'nin bulunduğunu kaydeden Rojin, akademide bölümlerin bulunduğunu ve akademide bir zihniyetin yaratıldığını dile getirdi. Kürtler üzerinde kültürel bir soykırımın uygulandığını belirten Rojin, "kültür soykırımı kadınlar üzerinden yürütülmekte ve fiziki soykırıma kadar varmaktadır. Kültür soykırımı ulus-devlet ve kapitalist modernite eliyle yürütülmektedir. Biz yürütülen bu politikalara karşı akademi çalışmalarımızla bir duruş sergilemek istiyoruz. Kültürel soykırıma karşı bir direniş geliştirmek istiyoruz. Bu çerçevede akademi çalışmalarımızı yürütüyoruz" şeklinde konuştu. Akademi bünyesinde yürütülen kültür çalışmalarını aktaran Rojin, "AwazaÇiya Müzik Grubu ile içinde sadece kadınların yer aldığı Koma AmaraMüzik gurubumuz var. Kadınlarında içinde yer aldığı Koma Şanoya Çiya tiyatro ekibimiz var. Bunun yanı sıra çıkardığımız Mizgin Dergisi ile ortaya çıkan ürünleri kurumsal olarak Kürt halkına tanıtıyoruz" şeklinde konuştu.
'Kültür devrimini geliştiren kadınlardır'
Kadınların hem nitel, hemde nicel olarak kültür çalışmaları içerisinde yerlerini aldığını söyleyen Rojin, "Kültür devrimini geliştiren kadındır, kadın topluma öncülük ederek, kültürü bu güne kadar getirdi. Özgürlük hareketi içerisinde kültür çalışmalarını çok önemsiyoruz. Şehit Mizgin ve şehit Sefkan kültürü tanıtmada, propagandada ve halkı uyandırmada önemli rol oynadı ve mücadelenin başından beri kültür çalışmalarında yer aldı" ifadelerine yer verdi. Kürtler üzerinde yıllarca asimilasyon politikalarının sürdürüldüğüne dikkat çeken Rojin, "Kürtlerin dili yasaklandı, kültürü yasaklandı, kimliksizleştirilmek istendi ve hala da bu devam etmekte. Ancak yıllardır verdiğimiz bir mücadele var. Bu mücadeleyle bazı değerler yaratıldı. Yaratılan bu değerleri bizde kültür sanat çalışmalarımızı yürüterek devam ettiriyoruz. Demokratik ulusu inşa etme gibi bir amacımız var. Şüphesiz bunun öncüleri ise kadınlardır. Kadınlar hem özgün, hemde genel çalışmalar yürütmekteyiz. Yapılan bu çalışmalarında ürünleri ortaya çıkmaktadır" sözlerini ifade etti.
'Dağlarda sanat yapacağımı hiç düşünmemiştim'
Kültür çalışmaları içerisinde yer alan Hêzil Ararat, "Rojava'da beş yıl boyunca Koma Botan Müzik Grubu'nda yer aldım ve ardından gerillaya katıldım. Dağlara gelirken sanat çalışmalarını yürüteceğimi düşünmemiştim. Böylesi bir grubun gerillada olacağını hayal etmemiştim. Gerillanın kendisi sanatçıdır. Hem yaşamında hem de yaşama anlam vermede. Gerilla dağda sanatı yaratıyor. Gerillaya katıldıktan 17 yıl sonra kültür-sanat çalışmalarında yer aldım. Bazen turnelere çıkıyoruz. Halkın yoğun ilgisi ile karşılaşıyoruz. Kültür çalışması hassas bir çalışmadır. Dağlarda ve bu zor koşullarda sanat çalışmalarını yürütmek güçlü bir yoğunlaşma istiyor. Hem Koma Awaza Çiya hem de Koma Amara'da yer alıyorum. Çalışmalarımızı ideolojik alanda yürütüyoruz, tartışmalar yaparak ortak ürünler ortaya çıkarıyoruz. Kürt kültürü üzerine araştırmalar yapıyoruz. Sanatçı kadınlarla ilgili araştırmalar yapıyoruz. Bir kadın ve bir gerilla olarak sanat çalışmalarımızı bu şekilde yürütüyoruz" dedi.
'Dağ insanı sanata çekiyor'
Gerillada kültür-sanat çalışmaları içerisinde yer alan Kurdê Tavya ise, "Bu dağlarda yaşamak, mücadele yürütmek birçok alanda gelişmeni sağlıyor. Gerillada bulunan birçok arkadaş kültür-sanat çalışmalarında yer almıyor ancak bir bakıyorsun şiir yazıyor, günlük tutuyor. Dağ yaşamı insanı sanata çekiyor. İçerisinde bulunduğumuz mekanlarbir yanıyla savaş, bir yanıyla da yaşam... Bu insanda ortak duyguyu yaratıyor. Yaşadığımız felsefe bizi sanata çekiyor. Bunlar insanda sanat ruhunu yaratıyor. Dağlarda yürütülen kültür-sanat çalışmaları benim ilgimi çekti ve kendi isteğimle bu çalışmada yer aldım. Bir devrimci olarak bu çalışmayı geliştirmek için elimden geleni yapacağım. Kültür çalışmalarına karşı bende doğal bir sorumluluk gelişti" ifadelerini kullandı.
'Sanat toplum içinse sanattır'
Kültürel asimilasyona işaret eden Kurdê, "Bu asimilasyona karşı mücadele dağlarda başlıyor. Kültür gerçeğini bu dağlarda bulur. Kürtler olarak sırtımızı bu dağlara yasladık. Ve kültürümüzü bu dağlarda ayakta tutacağız. Dağlarda yürüttüğümüz çalışmalar birçok insanda şaşkınlık yaratıyor. Sanat sanki şehir işiymiş gibi bir yaklaşım var.Şehir stresi ve yaşamı aslında seni dört duvar arasına hapsediyor. Burada sanat yapmamızın amacı sesimizi halkımıza ulaştırmaktır. Bu dağlarda sisteme alternatif bir yaklaşım sergilemek istiyoruz. Bunu yaratmak geliştirmek ve topluma ulaştırmak istiyoruz. Sanat toplum içinse sanattır. Sanatı bireysel ve kişisel olarak ele almayız. Tiyatro çalışmalarında da yer alıyorum. Tiyatro toplumsaldır ve toplumsallaşma kadınla başlıyor ve kadın etrafında oluşuyor. Tiyatro hastalıkların ilacıdır. Bu hastalıkları geçirecek olanda kadındır. Yıllardır uyuyan kadının, perde arkasında kalan kadının güzel ruhuyla tiyatro yaşam kazanacak ve güzelleşecek" şeklinde konuştu.
Kadın gerillalar çıkardığı dergiye Mizgin ismini verdi
Şehit Sefkan Akademisi'nde müzik, tiyatro, sinema, arşiv ve basın çalışmalarının yürütüldüğünü kaydeden Sozdar Sıla da şunları belirtti:
"Mizgin Dergisi çıkarıyoruz. Bu çalışmalarda yapılan tartışmalar ve araştırmalar derginin içeriğini belirliyor. Heval Mizgin, sesi, rengi ve sanatı ile tanınıyor. Heval Mizgin uzun yıllar tiyatro yaptı,müzik yaptı ve en zor koşullarda savaş yürüttü. Sadece sanatla ilgilenmedi, savaşta da güçlü bir komutandı. Bir eyaleti yürütüyordu ve sanatta da çok güçlüydü. Sanatıyla Kürt gerçekliğini ve acılarını dile getiriyordu.Kürt halkının hislerini tiyatro ve müzikle dile getiriyordu. Heval Mizgin için kültür ve sanat çalışmalarını canlı ve kalıcı kılmak bir duruştu. Bundan dolayı derginin ismi Mizgin Dergisi oldu. Mizgin Dergisi akademide ortaya çıkan araştırmaları yayınlıyor. 6-7 kişilik bir kominle bu çalışmayı yürütüyoruz. Hem mizanpaj, hem içerik ve diğer yürütülen çalışmaları toplayıp dergide yayınlıyoruz. Dergi dağlarda çıkıyor ve tüm gerillalarla paylaşılıyor."
(at/mg)

