'Kadın katliamları sistematik ve ideolojik savaşın boyutlarıdır’
16:57
JINHA
AMED – DÖKH bileşeni kadın kurumları tarafından gerçekleştirilen çalıştaylardan dördüncüsü olan “Kadın Cinayetleri Çalıştayı”nın son oturumunda konuşan Nujiyan Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Yüksel Caytaş, "Kadın katliamları sistematik, ideolojik ve fiziki bir savaşın boyutlarını taşımaktadır” dedi.
Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin (DÖKH), yeni yaşamı inşa sürecinde demokratik özerklik kapsamında özgün kadın meclisleri, madde bağımlılığı ve yozlaşma, çocuk istismarı ve önleyici tedbirler, kadın katliamları ve ekonomi şeklinde 5 başlıktan oluşan çalıştayların dördüncüsü olan ve Ceren Kadın Derneği’nde gerçekleştirilen “Kadın Cinayetleri Çalıştayı”nı sona erdi. DÖKH Diyarbakır bileşeni kadın kurumlarının katıldığı çalıştayda kadınların hukuk, ekonomi, toplum ve birçok konuda yaşadıkları sorunlar ve şiddet dile getirirken, “Kadın Cinayetlerinin Nedenleri” sunumu, tartışmalar ve öneriler son buldu. “Kadın Cinayetlerinin Nedenleri” sunumunu gerçekleştiren Nujiyan Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Yüksel Caytaş, kadınların, toplumun vicdanı olduğunu belirterek, kadının, sahip olduğu analitik, estetik, etik, duygusal zeka ve bağlamlar ile toplumun kurtuluşunu sağlayacak esas ve temel mihenk taşı olduğunu söyledi.
Kadın katliamlarında yüzde bin 400 artış!
"Kadın katliamları sistematik, ideolojik ve fiziki bir savaşın boyutlarını taşımaktadır” diyen Yüksel, kadın kırımının sadece kadınların katledilmesi anlamına gelmediğini, aynı zamanda etnik kimlik, din, yaş, cinsel veya kültürel arka planından bağımsız olarak bütün toplumu etkilediğini vurguladı. Kadına yönelik şiddetin inanılmaz boyutlara ulaştığını belirten Yüksel, Adalet Bakanlığının verileri ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporuna göre Türkiye’de 2002 yılı ile 2011’in ilk altı ay arasında resmî rakamlara göre tam 4 bin 410 kadın öldürüldüğünü dile getirdi. Yüksel, "Katilleri ya kocaları, ya babaları, ya çocukları ya da sevgilileri oldu kadınların. 2002’de 66 olan öldürülen kadın sayısı, tam yüzde 1400’lük artışla 2009 yılında bin 126’ya yükseldi" şeklinde konuştu. Yüksel, AKP'nin Seçim Sonrası ilk icraatının Nisan ayında 25 kadın cinayeti olduğunu belirterek, 2014'ün ilk 100 gününde 61 kadın şiddet sonucu yaşamını yitirdiğini ve Nisan ayında da 25 kadın daha katledildiğini vurguladı.
'Artan ölümlere devlet seyirci kalıyor'
Ataerkil toplumun kadını yok sayan düşüncelerini fiilen gerçekleştirdiğini ve devlet tarafından bu yapının desteklendiğini söyleyen Yüksel, artan ölümlerden sonra devletin seyirci kaldığını ve kadınlara etkin olarak koruma vermediğini ifade etti. Yüksel, "TBMM Araştırma Komisyonu raporuna göre ‘namus’ cinayetlerini oluşturan kültürel yapı, örf ve adetlerden kaynaklanmakta ve aile içindeki erkek egemen yapının sürdürülmesine hizmet etmektedir. Kadın bedeninin ‘namus’, ‘şeref’, ‘haysiyet’ kavramları ile özdeşleştirilmesi ‘namus cinayetlerinin’ varlığını sürdürmekte ve ‘namus cinayetlerinin’ devam etmesine sebep olmaktadır" diye konuştu.
'Kadın cinayetlerinin artması mücadeleyi geriletti’
EPİDEM çalışanlarından Neslihan Başak ise, “Kadın cinayetlerinin artması mücadeleyi geriletir ve erkeği de güçlendirir” dedi. Konuşmasında Suriye’de yaşanan savaştan kaçarak bölgeye sığınan Suriyelilere dikkat çeken Neslihan, Diyarbakır'a gelen Suriyeli kadınların uğradığı istismara engel olmaları gerektiğini vurguladı. Neslihan, "Fuhuş yaşının 13'e inmesi, Suriyeli kadınlar ve çocuklar üzeriden işliyor. Kadın mücadelesi Kürdistan'da bu kadar iyiyken kadın cinayetleri neden bu kadar artı? Suriye'den gelen kadınlarla ilgili bir politika oluşturup, kadınları bu durumda kurtarmamız gerekiyor. Devlet her zaman kendi mağdurunu ve muhalifini yaratıp kendi iktidarını korumakta" şeklinde konuştu.
'Sistemsel krizlerin en yoğun olduğu dönemdeyiz '
Selis Kadın Merkezi Aktivisti Elif Kaya da, kadın katliamlarını her zaman bir sonuç olarak değerlendirdiklerini ve sadece bir sonuç üzeriden çalışmalarını yürüttüklerini kaydetti. Elif, "Kadın katliamları sadece kadınlarla ilgili bir sorun değildir, genel bir sorundur. Bunun üzerinde iyi tartışmak gerekiyor. Toplumsal dönüşümlerin, sistemsel krizlerin en yoğun olduğu dönemdeyiz. Kadın katliamları bu dönemde daha çok yaşanıyor. Bu kadar çok kadın cinayetlerini tartışıyorsak toplumdaki yapısal değişimlere bakmak gerekiyor" ifadelerine dikkat çekti. Kadın cinayetleri konusunda sadece kadınların değil, toplumun bir bütün olarak bilinçlenmesi gerektiğini dile getiren Elif, kadının tek başına bilinçlenmesinin, kadının tek başına öldürülmesi anlamına geldiğine işaret etti.
'Din olgusu toplum üzerinde büyük bir etken '
Ekin Ceren Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Ayşe Çaçan, kadın cinayetlerini durdurma mücadelesi verirken, din olgusu üzerinden de bir çalışma yapılması gerektiğine dikkat çekti. Din olgusunun toplum üzerinde büyük bir etken olduğunu dile getiren Ayşe, "Din olgusunun gerçekleşen katliamlarda çok büyük bir paya sahip olduğunu görüyoruz. DÖKH olarak inanç meselesine dönük çalışmalar yürütmeliyiz" diye konuştu.
Çalıştay kadınların tartışmaları ve önerileriyle son buldu. Kadınların deneyim paylaşımları öneri ve tartışmaları raporlaştırılarak kadın kurumları tarafından pratiğe döküleceğini kaydetti.
(ekip/gk)

