‘5. Yargı Paketi’ne itirazımız var!’
18:45
JINHA
HABER MERKEZİ – Türkiye ve bölgenin birçok kentinde bulunan 184 kadın örgütü, 5. Yargı Paketi’ne tepki göstererek, “Önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelecek bu düzenlemeler sözde ceza artırımı, özde ise suçlulara cezasızlık getiriyor. Yüzlerce, binlerce tecavüzcü ya da çocuk istismarcısının serbest kalmasını sağlıyor. Yenilerini özendiriyor. Cinsel taciz ve saldırıyı önlemeyecek, çocukları ve kadınları korumayacak, saldırganlar üzerinde caydırıcı etkisi olmayacak bu torba yasaya itirazımız var”
Şiddete Son Platformu, 5. Yargı Paketi’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. 184 kadın örgütünün imzasının bulunduğu açıklamada, “AKP’nin pek çok önemli yasa değişikliğini hukuken çok sorunlu olan ‘torba yasa’ usulü ile bir arada sunarak ve muhatapları ile tartışmayarak, toplumu, kadınlara ve çocuklara karşı cinsel saldırı suçlarının soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması konusunda var olan durumdan çok daha sorunlu bir aşamaya taşımak istiyor. Hükümetin, cinsel suçların önlenmesini sağlayacak adımları atmadığını, erkek egemen devlet ve hukukun, erkeğin lehine uygulamaları değiştirmeye niyetli olmadığını, cezayı artırmak ya da azaltmakla sorunun çözülebileceği yanılgısını yaymaya çalıştığını biliyoruz” denildi.
‘Erkeklere yeni ceza indirimleri geliyor’
Yasada kadın cinayetlerine ya da kadına karşı şiddete ilişkin bir düzenleme yapılmadığı dikkat çekilen açıklamada, “Türk Ceza Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik öneren bir yasada, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri konusunda tek bir düzenleme bile olmamasını hayretle karşılıyoruz. Tam tersine, kadınlara tecavüz sırasında uygulanan/uygulanacak şiddet konusunda erkeklere yeni ‘ceza indirimleri’ geliyor. Cinayet davalarında ise haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılmadığını görüyoruz.
‘Kadının beyanı esas alınmalı’
Tasarıya, cinsel taciz, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarında ‘çocuğun ve kadının beyanının esas alınması ve aksini ispat yükümlülüğünün erkekte olması’na ilişkin de hiçbir hükmün konmadığını gördükleri kaydedilen açıklamada, “15-18 yaş arası genç kadın ve erkekler arasındaki cinsel ilişkiye dair hapis cezasının artırılması kabul edilemez. TCK’da var olan ve yarısı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan bu konuyla ilgili ‘diğer yarısı’ yürürlükte olan TCK 104. maddenin tümden iptali gerekmektedir. Tasarı, tam tersine, gençlerin kendi rızalarıyla giriştiği cinsel eylemlerin cezasını artırmaktadır. Flört eden genç kadın ve erkekleri (ve hatta ailelerini), daha uzun sürelerle hapse atma tehdidiyle cezalandırmak istemektedir” denildi.
‘Çocukları korumak bu mu?’
“Gençlerin flörtüyle, ülkemizde büyük bir sorun olan ‘çocuk yaşta ve zorla evlendirmeler’ konusu iki ayrı konudur” sözlerine yer verilen açıklamada, “Bu konuda toplumda ve hukukta bir algı karışıklığı yaratmamak gerekir. Çocukları cinsel istismardan korumak hepimizin ortak sorumluluğudur, gençlere cinselliği yasaklamak yeni toplumsal mağduriyetler yaratacak muhafazakar bir politikadır. Çocuklarla ilgili getirilmek istenen yasaların, çocukları korumayı değil, muhafazakarlaşmayı ve cinsel özgürlüklerin sınırlandırılmasını amaçladığını biliyoruz. Yürürlükteki yasa maddesini değiştirerek çocukların yetişkinler tarafından istismar edildiği durumlar için, taciz ve saldırı ayrımı getirmeye çalışmak, çocukların taciz edilmesi halinde cezanın düşmesi anlamına geliyor. Çocukları korumak bu mu?” diye sordu.
‘Şikayet süresi 6 ayla sınırlanıyor’
Yeni düzenlemenin zaman aşımının korunduğunu, cinsel taciz ve kimi cinsel saldırı suçlarında şikayet süresinin 6 ayla sınırlandırıldığı belirtilen açıklamada, “Önümüzdeki bu yasa tasarısında sanıkların ‘tedavisinden’ söz edilmesi, devlet nezdinde eylemin hala bir suç değil, hastalık olarak görüldüğünü bize gösteriyor. Sanıklar hasta değil, erkek egemen sistemden gücünü alan suçlulardır. Yasada tedaviden söz ederek, bu suç toplumun önünde tıbbileştirilmeye çalışılıyor. Yeni tasarıda getirilen ruhsal zedelenme değerlendirmenin kaldırılması, suçun yalnızca maddi delillere dayandırılması, kimi suçların cezasız kalmasına, cezalarının indirilmesine ve şikâyet edilememesine yol açacak. Bugüne kadar çocuklara, kadınlara ve LGBTİ bireylere yönelen cinsel şiddet cezasız kalıyor, kadının beyanı yok sayılarak, fiziksel delil yoksa ceza verilmiyordu. Hali hazırda psikososyal desteğin bir parçası olarak veya cezada ağırlaştırıcı unsur olarak görülmesi gereken ruhsal değerlendirme sürecinin, kadının aleyhine ve erkek egemen hukuka nasıl hizmet ettiğini, bir yıldırma politikasına dönüştüğünü, mağdurların tekrar tekrar travmatize edildiğini biliyoruz” şeklinde belirtildi.
‘Cinsel şiddet kriz merkezleri niye açılmıyor?’
Cinsel şiddetle mücadele açısından kadın danışma merkezleri, kadın/çocuk sığınakları, Aloşiddet hakkı ile cinsel şiddet kriz merkezlerinin yaşamsal önem taşıdığı dikkat çekilen açıklamada, “Bu kurumsal mekanizmalar oluşturulmadan, kağıt üzerinde yasaları ağırlaştırmak/hafifletmek hiçbir toplumsal/cinsel sorunu çözemez. Özetle belirtelim ki, önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelecek bu düzenlemeler sözde ceza artırımı, özde ise suçlulara cezasızlık getiriyor. Yüzlerce, binlerce tecavüzcü ya da çocuk istismarcısının serbest kalmasını sağlıyor. Yenilerini özendiriyor. Cinsel taciz ve saldırıyı önlemeyecek, çocukları ve kadınları korumayacak, saldırganlar üzerinde caydırıcı etkisi olmayacak bu torba yasaya itirazımız var” diye kaydedildi.
(mg)
