Leyla Agirî: Kadın katliamlarına karşı mücadelemiz derinleşecek

08:44

 


Mekiye GÖRENÇ - Asiye TEKİN / JINHA


QENDÎL – Dünya'da ve Türkiye'de artarak devam eden kadın katliamlarına ilişkin JINHA'ya konuşan YJA Yürütme Kurulu Üyesi Leyla Agirî,  "Ölüm bazen bir mermi oluyor, bazen bir ip bir idam oluyor, bazen bir bıçak oluyor, ama ölümün kadınlar açısından bu kadar acımasızlığı çok ciddi bir sorun, çok ciddi bir zorlanma büyük bir acıdır. Bu katliamların önünü almamak bizim açımızdan çok ciddi bir özeleştiridir. En temelde tüm kadınların sorumluluğudur ama kendine insanım diyen bütün erkeklerinde sorunudur" diyerek, toplumsal alanda mücadeleyi derinleştirmenin ve kalıcılaştırmanın çabası içinde olacaklarını belirtti.


Dünyada ve Türkiye'de her geçen gün artan kadın katliamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan YJA Yürütme Kurulu Üyesi Leyla Agirî, Ortadoğu'da yoğun bir savaş ve çatışma ortamının yaşandığını ve bu durumu 3. Dünya Savaşı olarak adlandırdıklarını belirtti.  Yaşanan bu savaşın en çok kadın ve çocukları etkilediğini dile getiren Leyla, "Yaşanan bu savaş kadın ve çocuklar şahsında bir bütünen toplumu vurmaktadır. Savaş erkek egemen ideolojiyle bütünleştiği, öz ve biçimini bu ideolojiden aldığı için insanlığa dayalı tüm değerleri yok etme temelinde çok çirkef, her yönlü bir saldırı tutumu içerisindedir. En son Serêkanî örneğinde de gördük" dedi. Başta ahlaki ve politik olmak üzere tüm değerlere karşı bir saldırı düzenlendiğini kaydeden Leyla, savaşın bu anlamda en fazla cinsiyetçiliği beslediğini dile getirdi.


'Cinsiyetçilik tekrardan şahlanışa geçmiştir'


Cinsiyetçiliğin Ortadoğu'da ve tüm dünyada tekrardan bir şahlanışa geçtiğine dikkat çeken Leyla, "Tabi bunun en fazla mağdurları kadınlar ve çocuklar olmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere Irak'ta, İran'da ve Ortadoğu'nun değişik ülkelerinde yaşanan kadın katliamlarını medya aracılığıyla neredeyse her gün görmekteyiz, okumaktayız. Tabi nasıl işlendiği ele alındığı bir tartışma konusu. Kadın katliamları biz kadınlar açısından çok ciddi bir sorundur. Ortadoğu aslında bir bütünen insanlığın kanayan bir yarasıdır. Bunu durdurabilmek için, bunun önünü alabilmek için bize düşen çok önemli görevler ve roller vardır, misyonlar sorumluluklar vardır. Kadın hareketi olarak bunun eleştirisini özeleştirisini çok temel noktalarda veriyoruz" şeklinde konuştu.


'Sorunların ortaklığı çözümlerin ortaklığını gerekli kılıyor'


IŞİD çeteleri başta olmak üzere tüm çete guruplarının hiçbir etnik kimlik, farklı bir kültür tanımadan bir bütünen kadınlara yöneldiğini söyleyen Leyla, "Suriye'de gördük, başta kadına tecavüz hakkı olmak üzere kadını bir bütünen yok sayan, kendi tasarrufuna alan, tecavüzü kendine hak gören, bu konuda katline ferman yazıp bir pratik söz konusu. Demek ki fark etmiyor, kadın olmamız yetiyor, artıyor. Sorunlarımızın ortaklığı çözümlerinin de ortaklığını gerekli kılıyor. Kadının özgürlükçü ve direnişçi mücadelesini çok yönlü ele almak, geliştirmek bu anlamda cinsiyetçiliği aştıracak yapılanmalar içerisinde olmak, bilinç kadar mücadele gücü örgütlülük gücü çok önemlidir. Ortadoğu baharı diye adlandırılan halk isyanlarında gördük ki, kadınlarda muazzam bir güç var, muazzam bir potansiyel var. Ancak örgütsüzdür, o açıdan çok güçlü bir irade güç açığa çıkmıyor. Bu potansiyeli gücü açığa çıkartmak örgütlemek, örgütlülüğe dönüştürmek bizim kadın hareketinin en temel amaç ve hedeflerindendir" diye konuştu.


'Rojava şahsında kadın devriminin başlangıcına tanık olduk'


Temel perspektiflerinin Ortadoğu'da kadın devrimini gerçekleştirmek olduğuna işaret eden Leyla, "Bu devrim Rojava şahsında bir pratiğini açığa çıkarmıştır. Biz başta 8 Mart olmak üzere Newroz'da şuna tanık olduk; Kürt kadını öncülüğünde Ortadoğu'da gelişen bir Ortadoğu devrimidir. Kadın şahsında topluma dönük bütün saldırıları bu temelde okumak lazım.  Bu devrimi bertaraf etmenin, önünü almanın, tekrardan erkek egemen ideolojiyle biçimlendirmenin, bütün ideolojileri, yapılanmaları bir biçimde restore etmenin girişimleridir. Rojava şahsında görkemli bir kadın devriminin başlangıcına tanık olduk. Aslında biz kadın hareketi olarak 21'nci yüzyılın kadın yüzyılı olduğunu vurguladık. Rojava'yla başlayan Ortadoğu kadın devrimi belki de 21'nci yüzyılın kadın rüyasıdır. Gerçekleşen birliğini gördük bu kadınlara büyük bir moral, coşku ve azim aşıladı. Önemli olan bunu bir örgütlülüğe kavuşturmaktır" diye kaydetti.


'Erkeği sadece yaraladık aştıramadık'


Geçen yıl Ortadoğu'da bir kadın konferansının yapıldığını hatırlatan Leyla, "Şunu bir kez daha gördük ki, aslında kadınlar olarak bu tür örgütlenmelere, bu tür platformlara çok ihtiyacımız var. Süreklileştirmek ve kalıcılaştırmak gerekiyor. Bu tür değerleri, bu tür başarıları başta diplomasi çalışmaları olmak üzere bir bütünen yürütülen siyasal, sosyal, ekonomik alanlarda kadına dayalı önemli projelere sahibiz. Bunları yaşamsallaştırmanın girişimleri olacak. Kadın hareketi olarak şunu özeleştiri olarak veriyoruz. 27 yılı aşkın bir süredir kadın özgürlük mücadelesi veren bir örgütüz. Biz toplumda cinsiyetçiliğin aşılması konusunda çok önemli kazanımlar elde ettik. Bütün yapılanmalarına karşı çok güçlü bir ideolojik, siyasi, askeri bir mücadele içinde olduk. Büyük bir direniş içerisinde olduk, bu anlamda önemli kazanımlar elde ettik. Bu yüzden egemen erkeği önemli oranda yaraladık. Sadece yaraladık aştıramadık. Yaralanan erkek bu çatışmalı süreç ortamında daha da pervasız tutumlara girebilmektedir. Bunun hesabını daha çirkin ve farklı bir boyutta kadından ve toplumdan sormaktadır" sözlerine yer verdi.


'Eş başkanlık sistemi önemli bir düzey oluşturdu'


Erkeği dönüştürme açısından yeni projelere ihtiyaç olduğunu belirten Leyla, "Başta bir bütünen toplumun eğitiminden, kadının eğitiminden, çocuğun eğitiminden bahsediyoruz. Eğitimlerimiz var ancak yetersizdir yaygınlaştırmak lazım, bu kurumları daha fazla işlevli hale getirmek gerekiyor" dedi. Türkiye'de eş başkanlık sisteminin toplumda önemli bir düzey oluşturduğunu belirten Leyla, "Her şeyden önce hareketimize dönük bir vizyon oluşturdu. Bunun algısını da güçlü oturtabilmek gerekiyor. Erkeğin cinsiyetçilik karşısında tutum alması, mücadele etmesi, bunun bilincini ve iradesini kazanması açısından yoğun bir eğitim seferberliği var. Çocuklar dünyanın birçok yerinde başta Ortadoğu ve Türkiye olmak üzere çok yoğun bir şiddete maruz kalıyorlar. Şiddetin her türlü biçimine maruz kalıyorlar. Çocukların sağlıklı yetiştirilmesi, kendi toplum değerleriyle, kimlik güçleriyle yetiştirilmesi açısında özel bir proje oluşturduk" ifadelerine yer verdi.


'Öz savunmaya dayalı örgütlenmelere ihtiyaç var'


Kadın hareketi olarak kadın ve çocukların kendilerini korumaları için öz savunmaya dayalı örgütlenmelere ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Leyla, "Öz savunma bilinci kadar bazı temel örgütlenmeleri de geliştirmek önemlidir. Örgütlenmiş kadınla demokratik yaşamı inşa hamlesini geliştirmiş bulunuyoruz. Bu aynı zamanda bir toplumsal hamledir. Bu hamlenin temel amacı özgür kadın şahsında özgür yaşamı inşa etmedir. Kadına bilinç kazandırmak kadar sosyal alanda siyasal alanda, ekonomik alanda, kültür alanında öz savunma, diplomasi alanında kadına öz bilinç kazandırmak gerekiyor. Kurumlaşmalara bu anlamda yapılanmalara gitmek gerekiyor. Böylelikle kendi farkımızı alternatifimizi ortaya koyabiliriz. Toplumsal hamlemizin bir amacı, pervasızlaşan erkek egemen ideolojiyle biçimlenen cinsiyetçiliğe karşı bir bütünen tutum almak, tutum almanın da ötesinde aşmak. Bu anlamda yapacağımız en temel şey kendimizi bilinçlendirmeliyiz ve örgütlemeliyiz. Ancak bu şekilde kadın katliamlarına dur diyebiliriz ve önüne geçebiliriz" diye belirtti.


'Kadın sorunu kendine insanım diyen erkeklerinde sorunudur'


"Ölümün biçimi değişiyor fark etmiyor. Bazen bir mermi oluyor, bazen bir ip bir idam oluyor, bazen bir bıçak oluyor, ama ölümün kadınlar açısından bu kadar acımasızlığı çok ciddi bir sorun, çok ciddi bir zorlanma büyük bir acıdır" sözlerini ifade eden Leyla, "Bu katliamların önünü almamak bizim açımızdan çok ciddi bir özeleştiridir. En temelde tüm kadınların sorumluluğudur ama kendine insanım diyen bütün erkeklerinde sorunudur. Cinsiyetçilik bir kadın sorunudur doğru, ama ikincisi de erkek sorunudur. Soruna böyle bir yaklaşım göstermek, ortak bir mücadeleyi daha güçlü vermemiz açısından önemlidir. Bu boyutta mücadeleyi toplumsal cinsiyetçilik alanında gerçekten kadının ihtiyaçları gereklilikleri temelinde örmek çok önemlidir. Bir mahallede baktık bir kadına yönelim var o mahalle o kadının sorunundan sorumludur. Kadını ve erkeği aştırabilecek bütün yöntemleri aştırmakla sorumludur. Toplumsal bilinç kazandırmak çok önemlidir. O açıdan buna ağırlık vererek toplumsal alanda mücadeleyi derinleştirmenin ve kalıcılaştırmanın çabası içinde olacağız" dedi.


(at/mg)