Şiddete Son Platformu torba yasaya karşı ayakta!

14:20

 


JINHA


HABER MERKEZİ – Torba yasa ile birlikte çıkarılmaya çalışılan ve kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önüne geçebilme iddiasıyla servis edilen yasaya ilişkin olarak Şiddete Son Platformu çalışmalarını sürdürüyor. Kadın örgütleri, STK’lara danışılmadan hazırlanan yasa tasarısı için platform, önce sosyal medyadan duyarlılık çağrısında bulundu, şimdi de TBMM milletvekillerinin mail kutularını dolduruyor.


Şiddete Son Platformu, “torba yasa” içerisinde görüşülen, kadın ve çocuklara yönelik şiddet ve katliamlara karşı olarak çıkarılan, fakat kadına ve çocuklara şiddeti meşrulaştıran yasalar için ayakta. Sosyal medya üzerinden tepkilerini çeşitli hashtaglerle dile getiren kadınlar, şimdi ise milletvekillerine mail göndererek duyarlılık çağrısında bulunuyor. “Şiddete Son” diyen platform, kadın ve çocuklara yönelik cinsel suçlara “ağır cezalar getireceği” iddia edilen değişikliğin, birçok suçun cezasını hafifleteceğini, birçok tecavüzcü ve istismarcıyı serbest bırakacağını vurguluyor.


‘Cinsel suçlara ceza artırımı diye sunulan tasarı özde cezasızlıktır!’


Platformun, TBMM Milletvekillerine gönderdiği mail şöyle:


“AKP, pek çok önemli yasa değişikliğini hukuken çok sorunlu olan ‘torba yasa’ usulü ile bir arada sunarak ve muhatapları ile tartışmayarak; toplumu, kadınlara ve çocuklara karşı cinsel saldırı suçlarının soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması konusunda var olan durumdan çok daha sorunlu bir aşamaya taşımak istiyor!


Hükümetin, cinsel suçların önlenmesini sağlayacak adımları atmadığını, erkek egemen devlet ve hukukun, erkeğin lehine uygulamaları değiştirmeye niyetli olmadığını, cezayı artırmak ya da azaltmakla sorunun çözülebileceği yanılgısını yaymaya çalıştığını biliyoruz.


Türk Ceza Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik öneren bir yasada, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri konusunda tek bir düzenleme bile olmamasını hayretle karşılıyoruz. Tam tersine, kadınlara tecavüz sırasında uygulanan/uygulanacak şiddet konusunda erkeklere yeni ‘ceza indirimleri’ geliyor!


Cinayet davalarında ise haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılmadığını görüyoruz.


Tasarıya, cinsel taciz, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarında ‘çocuğun ve kadının beyanının esas alınması ve aksini ispat yükümlülüğünün erkekte olması’na ilişkin de hiçbir hüküm konmadığını görüyoruz. 15-18 yaş arası genç kadın ve erkekler arasındaki cinsel ilişkiye dair hapis cezasının artırılması kabul edilemez!


TCK’da var olan ve yarısı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olan bu konuyla ilgili ‘diğer yarısı’ yürürlükte olan TCK 104. maddenin tümden iptali gerekmektedir. Tasarı, tam tersine,  gençlerin kendi rızalarıyla giriştiği cinsel eylemlerin cezasını artırmaktadır. Flört eden genç kadın ve erkekleri (ve hatta ailelerini), daha uzun sürelerle hapse atma tehdidiyle cezalandırmak istemektedir.


Gençlerin flörtüyle, ülkemizde büyük bir sorun olan ‘çocuk yaşta ve zorla evlendirmeler’ konusu İKİ AYRI KONUDUR. Bu konuda toplumda ve hukukta bir algı karışıklığı yaratmamak gerekir. Çocukları cinsel istismardan korumak hepimizin ortak sorumluluğudur; gençlere cinselliği yasaklamak yeni toplumsal mağduriyetler yaratacak muhafazakar bir politikadır. Çocuklarla ilgili getirilmek istenen yasaların, çocukları korumayı değil, muhafazakarlaşmayı ve cinsel özgürlüklerin sınırlandırılmasını amaçladığını biliyoruz.


Hükümetin amacı çocukları korumak değil!


Yürürlükteki yasa maddesini değiştirerek çocukların yetişkinler tarafından istismar edildiği durumlar için, ‘taciz’ ve ‘saldırı’ ayrımı getirmeye çalışmak, çocukların taciz edilmesi halinde cezanın düşmesi anlamına geliyor. Çocukları korumak bu mu?


Halen zaman aşımının korunduğu, cinsel taciz ve kimi cinsel saldırı suçlarında şikayet süresinin 6 ayla sınırlandığı bu yeni düzenlemeyle cinsel saldırıların önlenebileceğini nasıl söyleyebiliriz?


Cinsel suçların çok küçük bir bölümü ‘hasta’lar tarafından işlenir. Toplumun belki de binde birlik bir oranına denk düşen bu ‘hasta’lar, adı üzerlerinde hastadır. Belki de, toplum tarafından ‘hasta’ edilmişlerdir.  Çünkü kadınlara ve çocuklara karşı cinsel suçlar toplum tarafından kültür, gelenek, örf, adet, din vb. nedenlerle meşru görüldükçe ‘hasta/normal’ tanımı belirsizleşir.


Önümüzdeki bu yasa tasarısında sanıkların ‘tedavisinden’ söz edilmesi, devlet nezdinde eylemin hala bir suç değil, hastalık olarak görüldüğünü bize gösteriyor. Sanıklar hasta değil, erkek egemen sistemden gücünü alan suçlulardır. Yasada tedaviden söz ederek, bu suç toplumun önünde tıbbileştirilmeye çalışılıyor!


Ruh ve beden sağlığı!


Yeni tasarıda getirilen ‘ruhsal zedelenme’ değerlendirmenin kaldırılması, suçun yalnızca maddi delillere dayandırılması, kimi suçların cezasız kalmasına, cezalarının indirilmesine ve şikâyet edilememesine yol açacak. 


Bugüne kadar çocuklara, kadınlara ve LGBTİ bireylere yönelen cinsel şiddet cezasız kalıyor, kadının beyanı yok sayılarak, fiziksel delil yoksa ceza verilmiyordu. Hali hazırda psikososyal desteğin bir parçası olarak veya cezada ağırlaştırıcı unsur olarak görülmesi gereken ruhsal değerlendirme sürecinin, kadının aleyhine ve erkek egemen hukuka nasıl hizmet ettiğini, bir yıldırma politikasına dönüştüğünü, mağdurların tekrar tekrar travmatize edildiğini biliyoruz. 


Cinsel şiddet kriz merkezleri niye açılmıyor?


Cinsel şiddetle mücadelede kadın danışma merkezleri, kadın/çocuk sığınakları, Alo şiddet hattı ve  cinsel şiddet kriz merkezleri yaşamsal önem taşıyor.


Bu kurumsal mekanizmalar oluşturulmadan, kağıt üzerinde yasaları ağırlaştırmak/hafifletmek hiçbir toplumsal/cinsel sorunu çözemez. 


Özetle belirtelim ki, önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelecek bu düzenlemeler sözde ceza artırımı, özde ise suçlulara cezasızlık getiriyor! Yüzlerce, binlerce tecavüzcü ya da çocuk istismarcısının serbest kalmasını sağlıyor! Yenilerini özendiriyor! 


Cinsel taciz ve saldırıyı önlemeyecek, çocukları ve kadınları korumayacak, saldırganlar üzerinde caydırıcı etkisi olmayacak bu torba yasaya  itirazımız var!”


(gk)