Yönünü dağlara veren üç kız kardeşin özgürlük arayışı...

08:32

 


Asiye TEKİN - Mekiye GÖRENÇ/JINHA


KANDİL - Türkiye'de 2005 yılında çatışmaların son bulması için canlı kalkan eylemine katılarak, yönünü dağlara çeviren Uta Mardin, kendisinden önce katılan ablası ve sonrasında katılan kız kardeşiyle birlikte dağlarda bir halkın özgürlük mücadelesini verdiklerini belirterek, "Dağlarda hem kardeş olmak hem yoldaş olmak güç ister. Ama zamanla onu aşıyorsun. Sen bir devrimciysen ona göre yaşayacaksın. Zamanla o bilinç sende gelişiyor. Kardeşinde olsa sonuçta bir halkın özgürlüğü için mücadele veriyorsun. Ve halkı için savaşan kardeşin senin yoldaşın oluyor" dedi.


Türkiye'de gençlik çalışmalarında yer alan ve 2005 yılında çatışmaların son bulması ve barış sürecinin yaratılabilmesi için canlı kalkan eylemine katılan Uta, üç kız kardeş olarak gerilla saflarına katılım nedenlerini anlattı. 2005 yılında PKK'nin başlatmış olduğu sürece değinen Uta Mardin, "2005 yılında gerillaya karşı operasyonlar geliştiriliyordu. Çatışmalar nedeniyle hem gerillalar yaşamını yitiriyordu hem de askerler. Bundan dolayı gençlik hareketi olarak bir açılım yapmayı düşündük. Ve canlı kalkan eylemi kararı aldık. Amacımız operasyonları durdurmak ve ölümlerin önüne geçmekti. O dönem Mardin'in Mazıdağı kırsalında operasyonlar başlatılmıştı ve iki gerilla yaşamını yitirmişti. Operasyonlar nedeniyle birçok yaralı askerde vardı. Canlı kalkan olarak gittiğimiz Mazıdağı'nda gözaltına alındık ve bir aya yakın süre Mardin Cezaevi'nde kaldık" dedi.


'Devletin barıştan yana olmadığını gördük'


Barış için yaptıkları eylemde devletin barıştan yana olmadığını açıkça gördüklerini kaydeden Uta, "Mazıdağı'na iki defa gittik. Birincisinde gözaltına alındık ikincisinde şiddete maruz kaldık. Hepimizi tek tek sıraya dizdiler. Yaşadıklarımız bir film sahnesini aratmayacak düzeydeydi. 80 kişiydik. Biz orada bir vahşeti gördük. Hiç bir zaman o sahneyi unutmayacağım. Önden elimizi kelepçelediler. Ben bir ara dağlara bakarak toprakla oynadım. O sırada komutan arkadan gelerek sırtıma vurdu ve 'Bunlar toprakla oynuyorlar' dedi. Ardından ellerimizi arkadan bağladılar. Aramızda sara hastası bir arkadaş vardı. Sara hastası arkadaşı o kadar dövdüler ki en son bayıldı. Aramızda Türk olanlar da vardı ve onları da çok dövdüler hepsi kanlar içindeydi. Hiç bir yere bakmamıza izin vermiyorlardı oysa biz oraya barış için gitmiştik ve çatışmaların son bulmasını istiyorduk" şeklinde konuştu.


'Biz mevcut sisteme karşıydık'


Canlı kalkan eylemi sırasında komutanın 'Bakın dinleyin size ne okuyacağız' diyerek, Atatürk'e Gençliğe Hitabesi'ni okuduğunu belirten Uta, "Biz Atatürk'e karşı değiliz ki, biz Türk bayrağına da karşı değiliz. Biz mevcut sisteme karşıydık. Halkları bölüştüren, birbirine zulüm ettiren sistemin düşüncesine karşıydık. Ben orada şunu açıkça gördüm. Türk askerinin duygudan yoksunluğunu gördüm, sevgiden yoksunluğunu gördüm, barıştan yana olmayan tavırlarını gördüm. Orada yaşadıklarım bende büyük etki yarattı. Dağlara geldiğimizde gerillaların tavrının çok farklı olduğunu gördük. Barıştan yana olduklarını gördük. Bu nedenle gerilla saflarına yöneldik. Dağda barış için yapılan bir mücadele vardı. Hem Kürt, hem Türk ve hem de Ortadoğu halkları için bir mücadele vardı. Bizde 2005 yılında topluca karar alarak gerillaya katıldık" diye kaydetti.


'Bizimkisi bir özgürlük arayışıdır'


Gerilla saflarında kendisi dışında bir ablası ve kız kardeşinin de olduğunu söyleyen Uta, "Ben katılmadan önce dağda bir ablam vardı. Annemin her gün ağlayışını görüyordum. Mesela faili meçhulde babasını kaybeden arkadaşlarım vardı. İstanbul'da yaşıyorduk. Orada Türk halkıyla birlikte yaşadık. Onların insancıl yanlarını da gördüm. Bunun yanı sıra Önderliğin esareti söz konusuydu. Ablamın katılışı, annemin ağlayışları, çevremde yaşananlar, Önderliğin esareti bunlar dağlara gelmemdeki etkenlerdi. Bende bir birey olarak bir şeyler yapmak istedim. Ve yönümü dağlara çevirdim. Kardeşe olan bağlılık seni dağlara sevk edebiliyor. Ben katılım yaptıktan sonra benden küçük kız kardeşimde katılım yaptı. Üç kız kardeş olarak gerilla saflarındayız ve aslında bu bir özgürlük arayışıdır" diye belirtti.


 'Dağlarda hem kardeş olmak hem yoldaş olmak güç ister'


Dağların yaratmış olduğu bir heyecanın olduğunu belirten Uta, "Dağları tarif etmek kolay değildir. Kürtlerin sürekli sığındığı ve özgürlük arayışının olduğu yerlerdir dağlar... İnsanları öldürmek hiç kimsenin hoşuna gitmez ancak ortada bir gerçeklik vardı. Bir halkın inkarı vardı. Üç kız kardeş olarak dağlarda olmak onurdur benim için. Dağlarda hem kardeş olmak hem yoldaş olmak güç ister. Ama zamanla onu aşıyorsun. Sen bir devrimciysen ona göre yaşayacaksın. Zamanla o bilinç sende gelişiyor. Kardeşinde olsa sonuçta bir halkın özgürlüğü için mücadele veriyorsun. Ve halkı için savaşan kardeşin senin yoldaşın oluyor. Katılım yaptıktan sonra üç yıl ablamı görmedim. Bulunduğumuz yerler birbirinden uzaktı. Yolumuz düşerse görüşme ihtimalimiz oluyordu. Bazen mektuplaşıyoruz. Üç kız kardeş olarak dağlarda bulunmak güzel bir duygudur" sözlerini ifade etti.


(at/mg)