Nejra Sehiç: Saraybosna kuşatmasına dünya sessiz kaldı

08:52

 


Zehra DOĞAN-Ayşe GÖKKAN / JINHA


SARAYBOSNA – Modern tarihin en uzun kuşatması olan Saraybosna kuşatmasına ilişkin dünyanın sessiz kaldığına dikkat çeken Najra Sehiç adlı Bosnalı yurttaş, "Kuşatma sırasında 50 bine yakın kadın tecavüze uğradı, 2 milyon kişi mülteci durumuna düştü, evlerinden ve topraklarından oldu. Fakat bu kuşatma dünyada bir tepki uyandırmadı" diyerek dünya tarihinin temel sorunlarından birisinin, kamuoyunun savaşlara karşı tepkisel bir duruş sergileyemediğinden kaynaklandığını söyledi.


Avusturya-Macaristan prensinin vurulduğu yer olan Saraybosna'da 1. Dünya Savaşı'nın 100'ncü yılı nedeniyle düzenlenen Uluslararası Barış Etkinliği sürüyor.  Dünya savaşına dikkat çekmek amaçlı gerçekleşen etkinliğin yanı sıra modern tarihin en uzun kuşatması olarak gösterilen, tüm dünyanın gözü önünde tam 44 ay süren ve Bosna-Hersek'i kanlı bir etnik savaşın içine çeken Saraybosna kuşatmasının ardından bıraktığı izler hala devam ediyor. Üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen kentin hemen hemen her noktasında kuşatmaya dair sembollerin bulunduğunu ifade den 22 yaşındaki Amina Aliyagic adlı Bosnalı yurttaş, "Tarihe kanlı bir şekilde adını yazdıran Saraybosna kuşatmasının hiçbir zaman unutulmaması için Bosnalılar olarak elimizden geleni yapacağız. Çünkü unutmak, savaşın tekrar başlaması ve normalleşmesi anlamına gelir" diye konuştu.


'Bağımsızlık istedik fakat…'


Bosna-Hersek'te Sırpların kuşatmasıyla başlayan savaşın geride 100 binden fazla ölü, 2 milyon mülteci ve yıkılmış kentlerin bıraktığını dile getiren Amina, "1991 yılında Yugoslavya'ya bağlı altı özerk cumhuriyetten Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, biz Bosnalılar olarak kendimize Aliyaİzzetbegoviç'i lider belirleyip referandum kararı aldık ve oylamadan bağımsızlık kararı çıktı" dedi.  Sandıktan çıkan bağımsızlık kararına Sırpların saldırıyla yanıt verdiğinin altını çizen Amina,  5 Nisan 1992'de barış ve uzlaşma çağrısıyla Saraybosna'da Boşnakların düzenlediği mitingde 22 yaşındaki üniversite öğrencisi, Suada Dilberoviç'in katledildiğini ifade etti.  Suada'nın katledilmesiyle beraber Bosna'da halkın direnişe başladığını söyleyen Amina, "Avrupa'nın o dönemki en büyük ordularından olan ve tamamına yakını Sırplardan oluşan Yugoslav birlikleri, 6 Nisan 1992'de Saraybosna'yı kuşatma altına aldı" diye belirtti.


'Dünya bu katliama sessiz kaldı'


Yugoslav birliklerinin silahlandırdığı Bosnalı Sırp milislerin ülkede acımasız işkencelere imza attığına dikkat çeken Amina, "Ülkede etnik temizliğe başladı, kurulan toplama kamplarında bize işkence yaptılar ve bizi katlettiler. Kadınlara ise tecavüz  ettiler" diyerek dünya kamuoyunun ise bu olaylara karşı sessiz kaldığını vurguladı.  Yaşanan katliamların ardından ise 1995'te Dayton Barış Anlaşması'nın imzalanmasıyla olayların sonlandırıldığını söyleyen Amine, "Kuşatma sona erse de yaşanan bu olaylar asla unutulmaz. Anne ve babamızın katledilmesine sebep olan bu kuşatma unutulmamalı" sözlerini ifade etti.


'Savaşlar Suriye ve Afganistan'da devam ediyor'


Dünyada yaşanan tüm savaş sahnelerinin aynı olduğunu söyleyen Nejra Sehiç adlı bir başka Bosnalı yurttaş ise,  temel sorunun savaşı destekleyen anlayışın yok olmamasından kaynaklandığını söyledi. Nejra, "Şu an burada dünya savaşının 100'üncü yılı nedeniyle dünyanın çeşitli yerlerinden gelen barış aktivistleri var. Burada bulunmak ve ülkemi savaşa karşı duruşunu belirtmek adına kilometrelerce yol kat eden aktivistleri görmek beni onurlandırdı. Fakat bunun yanı sıra Suriye, Afganistan ve daha birçok ülkede savaş var. Oralarda da bizim yaşadığımız acıların yaşandığını çok iyi biliyorum. İşte bu yüzden temel sorunun Saraybosna kuşatması veya 1. Dünya Savaşı'na karşı durmanın dışında şu an yaşanan savaşlara karlı duramamada olduğunu düşünüyorum" dedi.


'Savaşlara karşı örgütlenelim'


Bosna-Hersek'te, bağımsızlık istendiği içim çoğunluğu Boşnak 100 bin kişinin katledildiğini ifade eden Nejra, sırf bağımsızlık uğruna yüzbinlerce yurttaşın katledilmesinin insanlık suçu olduğunu fakat bu olaylara ilişkin dünyanın sessiz kaldığını söyledi.  "Kuşama sırasında 50 bine yakın kadın tecavüze uğradı, 2 milyon kişi mülteci durumuna düştü, evlerinden ve topraklarından oldu" diyen Nejra, savaşların bir daha yaşanmaması için halk dünya halklarının örgütlü bir şekilde savaş karşıtı etkinlikler düzenlemesi gerektiğini söyledi.


(ag-zd/mg)