Mia Tamarin: Barış kadının öz dinamiğiyle elde edilebilir

12:41

JINHA


SARAYBOSNA – Saraybosna’da gerçekleşen Uluslararası Barış Etkinliği, kadın konulu panellerle devam ediyor. “Ortadoğu’da kadın sorunları” başlığı altında Ortadoğu ve savaş politikalarının tartışıldığı panelde konuşan İsrail Feminist Barış Aktivisti Mia Tamarin, “İsrail ve Filistin konusundan önce her iki halktan olan kadınların bir araya gelerek barışın formüllerini masaya yatırması gerekiyor. Barış, kadının öz dinamiğiyle elde edilebilir” dedi.


Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da 1. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılı nedeniyle gerçekleşen Uluslararası Dünya Barış Etkinliği üçüncü günü kadın ve savaş konulu panellerle devam ediyor. Kadınların savaş sırasında yaşadığı hak ihlallerine ilişkin gerçekleşen kadın konulu paneller “Ortadoğu’da kadın sorunları” başlığı altında Ortadoğu ve savaş politikaları tartışıldı. Moderatörlüğünü Karmela Gajdek’in yaptığı panelde Boğaziçi Üniversitesi’nden Özlem Kaya, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) Aktivisti Ayşe Gökkan, İsrail Feminist Barış Aktivisti Mia Tamarin, Filistinli feminist ve Barış aktivisti Samah Saleh, Suriye Feminist Barış Aktivisti Razan Ghazzawi ve Suriye Feminist Barış Aktivisti Mirah Ababdeh konuşmacı olarak katıldı. Panelde ilk olarak konuşan Özlem, “Tükiye’de uzun yıllardan bu yana çatışma söz konusu. Yaşanan çatışma sürecine ilişkin Kürdistan bölgesindeki Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Van kentinde aktif olan kadınlarla bölgede ve İstanbul’da bir takım görüşmeler aldık. Kürt kadınları kimlik mücadelesi verirken aynı zamanda kadın mücadelesi de veriyor” ifadesinde bulundu.


‘Kürt kadınlarına ağır baskılar uygulanıyor’


Bölgede ciddi bir şekilde hak ihlallerinin yaşandığına dikkat çeken Özlem, “Halk ciddi bir şekilde hak ihlallerine maruz kalmış durumda. 1990’lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetlere kurban giden eşlerini, kardeşlerini ve çocuklarını kaybeden kadınlar bölgenin birçok kentinde ve İstanbul’da her Cumartesi günü meydanlarda fotoğraflarla oturma eylemi yapar. Bu eylem yıllardır sürüyor ve bu konuda herhangi bir değişiklik olmuyor. Evlatlarını kaybeden kadınların tek isteği olan yakınlarının kemiklerinin nereye gömülü olması. Fakat devlet bu konuda herhangi bir adım atmıyor” dedi. Egemen anlayışın Kürt kadınlarına ilişkin gerçekleştirdiği politikalarına karşı kadınların örgütlendiğini söyleyen Özlem, “Kadınlar, yaşanan tüm bu baskılara karşı önemli örgütlenmeye gitti ve şimdi kimlik mücadelesinin yanında aynı zamanda cins mücadelesi de veriyor” diye konuştu.


‘En acı tablo kadının kadına karşı olması’


Ardından konuşan Filistinli feminist ve Barış aktivisti Samah Saleh, Filistinlilerin İsrail tarafından ağır baskı gördüğünün altını çizdi. Samah, “Ben de bir Filistinli olarak evimi yitirdim ve kamplara yerleştirildim. Filistin saldırıya uğradı ve bundan en çok zararı yine kadınlar gördü. Fakat kadınların bu yaşadığı baskılara karşı çıkması kayda bile alınmadı” ifadesinde bulundu. “Filistin’de her an tutuklanmayla karşı karşıyayız” diyen Samah, kadınların yaşadığı sistematik işkencelere karşı çıkmaları ve mücadele etmelerinin cezaevi korkusuyla bastırılmaya çalışıldığını söyledi. Samah, “Filistin’de en acı tablolardan bir tanesi de kadının kadına karşı düşman olmasıdır. İsrail askeri olan bir kadın ile hak ihlaline karşı eylem yapan bir Filistinli kadının karşı karşıya gelmesi ve İsrailli kadının kendisine şiddet uygulaması çok acı bir tablo” diye kaydetti.


‘Barışın formülünü bulmalıyız’


“Kadınların radikal feminist bir çizgi altında örgütlenmeye ihtiyacı var” diyen İsrail Feminist Barış Aktivisti Mia Tamarin, İsrailli kadınların her şeyden önce barış aktivisti olması gerektiğini söyledi. İsrail ve Filistinli kadınların barışa dair sağlam bir proje hazırlaması gerektiğinin altını çizen Mia, bu proje ile kadınların iki halk arasında barışı sağlayan bir irade haline gelmesi gerektiğini belirterek, “İsrail ve Filistin konusundan önce her iki halktan olan kadınların bir araya gelerek barışın formüllerini masaya yatırması gerekiyor. Barış, kadının öz dinamiğiyle elde edilebilir” dedi.


‘Kadınlar Suriye’de dini alet eden rejimi desteklemiyor’


Suriye’de üç yıldır devam eden iç savaş sırasında kadınların ciddi direniş örneği sergilediğini dile getiren Suriye Feminist Barış Aktivisti Razan Ghazzawi ise, Suriye’de din adı altında kadınların eve kapatılmak istendiğini ancak kadınların ise buna karşı mücadele ettiğini söyledi. Kadınların Ortadoğu’da din kisvesi altında katledildiğini ifade eden Razan, “Kadınlar Suriye’de dini alet eden rejimi desteklemiyor” diye konuştu. Panelde son olarak konuşan Suriye Feminist Barış Aktivisti Mirah Ababdeh, “Suriye’de geleneksel kadınlar da kadın özgürlüğünü ve kurtuluşunu destekler. Fakat bunu pek açıklayamaz. Onun açıklayamaması, dünya kadın hareketinden haberdar olmamasını ve kurtuluşu istememesi anlamına gelmez. Suriyeli kadınların kadın özgürlüğünü istemediği algısı yanlış bir düşüncedir. Ben bir radikal feminist kadınım ama bunu kendi ülkemde bazı yerlerde açıkça söyleyemem. Bu da din politikasının yanlış ve baskıcı bir şekilde ilerletmeye çalışan kişilerden dolayıdır” dedi.


Katılımcıların sorularının ardından panel sona erdi.


(ag-zd/mg)