'Bosnalı kadınlar Rojava kadın devrimini örnek almalı'

12:51

 


JINHA


SARAYBOSNA –  Saraybosna’da gerçekleşen Uluslararası Barış Etkinliği, kadın konulu panellerle devam ediyor. “Kadınlara onurunu ve özgürlüğünü geri vermek için nelere ihtiyaç var” başlıklı panelde konuşan DÖKH aktivisti Ayşe Gökkan, Rojava kadın devrimini değerlendirdi. Ayşe, “Rojava’daki örgütlü kadınlar sadece Kürtlerden oluşmuyor. Rojava’da Süryani, Ermeni, Kürt ve Arap halkının bir araya gelerek demokratik yaşam inşa etme çabası söz konusu.  Halkın inanç ayrımı ve cins ayrımı yapmadan örgütlenmesi örnektir. Yıllarca kapitalist sistem tarafından saldırıya uğrayan Bosna Hersek’in de böyle bir örgütlenmeye ihtiyacı var” dedi.


Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da 1. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılı nedeniyle gerçekleşen Uluslararası Dünya Barış Etkinliği, dördüncü gününde birçok panelle devam ederken kadınlar, yuvarlak masa ve oturumlarını sürdürüyor.  Kadınların yoğun katılım gösterdiği etkinlikte, “Kadınlara onurunu ve özgürlüğünü geri vermek için nelere ihtiyaç var” başlıklı panel gerçekleşti. Moderotörlüğünü Clouda Hayat’ın yaptığı panele,  Bosna Feminist Hareketi’nden Memnuna Zuisdic, Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinatörü Yıldız Temel Türkan ve Fransa’dan feminist aktivist Jeannic Lebretre katılım gösterdi. Panelde ilk olarak konuşan Memnuna Zuisdic, “Bosna-Hersek’te tüm kadınlar 1992 yılında gerçekleşen kuşatmaya ilişkin bir araya gelerek ‘Nasıl bir dünya istiyoruz’ konusu üzerinde çalışmalı” diye konuştu.


‘Dinden öte çözüm yolları aranmalı’


Bosna’da kadınlara yönelik 1992 yılında sistematik tecavüz saldırısının gerçekleştirildiğini belirten Memnuna, “Bu gün Bosna’da Hıristiyan, Müslüman ve Yahudiler yaşıyor. Bu dinler de burada aslında özgürce yaşanır. Üç dini bir arada yaşayan halklar yine bir araya gelerek kadın sorunları üzerinde konuşmalı. Bu topraklarda yaşayan kadınlar din anlayışının dışında belirli bir örgütlülük düzeyine gelmeli ve 1992 yılında iz bırakan tahribatları gidermeye dönük yoğun çalışmalarda bulunmalı” dedi. Saraybosna kuşatmasının ardında binalarda izi kalan kurşun delikleri gibi hala tecavüz travmasını atlatamayan kadınların bulunduğunun altını çizen Memnuna, “Artık Bosnalı kadınların ırkçı söylemleri geride bırakarak bir araya gelmesi şart” sözlerine değindi.


‘Bosna Rojava kadın devrimini örnek almalı’


Ardından konuşan Demokratik Özgür Kadın Hareketi Aktivisti Ayşe Gökkan, kadınların din gözetmeksizin cins bilinciyle örgütlenmesi gerektiğini ifade etti.  Saraybosna’da yaşanan travmayı kadınların örgütlülüğü ile iyileştirilebileceğini dile getiren Ayşe, “Bu gün Suriye’de egemen güçlerin kirli politikalarıyla bir savaş gerçekleşmekte. Ancak Rojava’da kadınlar devrimin öncüsü olarak böyle bir savaşın içinde yer almayacaklarını ilan etti ve bu nedenle Rojava’da demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir Rojava inşa ettiler” şeklinde konuştu. Rojava’da gerçekleşen kadın devriminin tüm dünyaya örnek model teşkil ettiğini belirten Ayşe, “Rojava’daki örgütlü kadınlar sadece Kürtlerden oluşmuyor. Rojava’da Süryani, Ermeni, Kürt ve Arap halklarının bir araya gelerek demokratik yaşamı inşa etme çabası söz konusu. Halkın inanç ayrımı ve cins ayrımı yapmadan örgütlenmesi örnektir.  Yıllarca kapitalist sistem tarafından saldırıya uğrayan Bosna Hersek’in de böyle bir örgütlenmeye ihtiyacı var” dedi.


‘Dünyayı değiştirmek için kadınların yaşamını değiştir’


Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinatörü Yıldız Temel Türkan ise, “Dünya Kadın Yürüyüşü, kadınların onurunu ve özgürlüğünü geri alması ve nasıl bir strateji izlenmesi gerektiğini uluslararası toplantılarında tartışarak küresel eylemlere dönüştürüyor” ifadelerinde bulundu. Kadının ezilmesinin ve kadın emeğini iki ayrı mücadele konusu yapmanın feminist gündemin parçalanmasına ve özelleştirilmesine hizmet ettiğine dikkat çeken Yıldız, oysaki gerçek hayatta kadınların yoksulluğu ve şiddeti birlikte yaşadıklarına işaret etti. Yıldız, bu nedenle kadınların mücadelelerinin de ortak olduğunu ifade ederken, “Bunu, ‘Dünyayı değiştirmek için kadınların yaşamını değiştir, kadınların yaşamını değiştirmek için dünyayı değiştir’ sloganıyla belirtmeye çalıştık” diye konuştu.


‘Barış kültürü toplumun sivilleşmesini gerektirir’


“Doğrudan veya dolaylı olarak şiddet, kadınları hem ucuz işgücü olmaya hem de yaşamın yeniden üretimini ücretsiz yerine getirmeye zorluyor” diyen Yıldız, kadın emeğinin, zorla çalıştırılan işgücü olduğunu belirtti. Savaş ve militarizmin, kadınların yoksullukla ve şiddetle mücadelesinin önünde en büyük engeli oluşturduğunu vurgularken, “Bu nedenle barış ve sivilleşme eylem alanımız arasında yer alır. Feminist bakış açımız savaşı, ataerkil ve kapitalizmle ilişkilendirir, sivilleşmeyi gerektirir. Çünkü barış kültürü sadece savaşın olmaması değil, aynı zamanda toplumlarımızın sivilleşmesini de gerektirir” açıklamalarında bulundu.


‘Avrupa Feminist Karavanı oluşturacağız’


Yıldız, “Bugün mevcut baskı ve sömürü düzenini sürdürebilmek için kapitalist ataerkinin önemli bir yeniden yapılandırma sürecinden geçtiğine tanık oluyoruz” ifadelerine dikkat çekerken, bu sürecin kapitalizmin başlangıcında kullanılan aynı şiddet mekanizmalarına başvurulmasını gerekli kıldığını söyledi. Yıldız, “Bunu doğanın gaspı, emeğin, hakların ve insanların geçim araçlarının gaspı, kadınların bedenleri ve yaşamları üzerinde kontrol, artan militarizasyon, kriminalizasyon ve şiddet olarak dört saç ayağına ayırabiliriz.  Buna son vermek için eylemlerimizle mevcut durumu teşhir etmemiz, dünyanın her yerinde gösterilen direnişleri görünür kılmamız ve  alternatifler geliştirmemiz gerekir” dedi. Ayrıca Yıldız konuşmasında, önümüzdeki yıl Avrupa Feminist Karavanı’nın oluşturulacağının bilgisini vererek, “8 Mart’ta yola çıkacak ve 17 Ekim’de son noktaya varacak olan karavana,  sınırların olmadığı, direnişleri ve alternatifleri gösteren bir Avrupa haritası ortaya çıkaracaktır” diye belirtti.


‘Barış lokal kalmamalı’


Yıldız’ın ardından konuşan feminist aktivist Jeannic Lebretre, “Barışın lokal olarak konuşulması, istenmesi yanlış bir stratejidir. Dünyada gerçek anlamada barışın yaşanması için barış kültürünün tüm halklara aşılanması gerekiyor” dedi.


(ag-zd/gk)