Êzidi kadınlarından topraklarınıza geri dönün çağrısı

08:30

Derya CEYLAN / JINHA


ÊLIH - Batman'ın Beşiri ilçesi ve köylerinde yaşayan ve bir zamanlar sayıları 20 ile 30 bin arasında olan  sayısı şimdilerde ise 100'lere düştü. Beşiri'ye bağlı her belde ve köyde bir ya da iki Êzidi aile yaşıyor. Beşiri'ye bağlı Uğurca Köyü'nde yaşayan Fatê Tağay, "Beni assalar da toprağımı terk edip gitmeyeceğim" derken Havaş Tağay da, "Uzun yıllardır bu topraklarda yaşıyoruz. Buradan gitmeyeceğiz. Akrabalarımızın da geri gelmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.


Batman'ın Beşiri ilçesine bağlı Uğurca Köyü, 1980 yılına kadar 250 hanenin bulunduğu, Êzidilerin yaşadığı bir köydü. Birkaç yıl öncesine kadar birçoğunun Almanya'ya göç etmesiyle beraber, 60 haneye düşen Êzidilerin yaşadığı Uğurca Köyü'nde sadece bir aile kaldı. İnançları ve ibadetleri nedeniyle uzun yıllar baskı altında kalan Êzidilerin yaşadıkları toprakları terk etmesiyle süren baskılar, Uğurca Köyü'nde yaşam mücadelesi veren Êzidi aile üzerinde hala devam ediyor. Çevre köylerde yaşayan köylülerin baskısına maruz kaldıklarını ifade eden 60 yaşındaki Havaş Tağay ve 80 yaşındaki Fatê Tağay, sürdürdükleri baskı dolu yaşamı anlatırken, yaşadıkları toprakları terk etmeyeceklerini de belirtiyorlar.


'Bizim de inancımıza göre yaşamaya hakkımız var'


Havaş, herkes gibi kendilerinin de inançlarını yaşamaya hakları olduğunu belirterek, ibadetlerini zor şartlar altında yaptıklarını dile getirdi. ibadetlerini daha çok mezar başına yaptıklarını söyleyen Havaş, "Biz Melek Tavusa iman ederiz, akrabalarımızla bir araya gelir, yeriz. Ölülerimizi mezara gömerken, kıblemiz güneşe doğrudur. Sünniler mezarlığa gelince Fatiha süresini okur, biz de 'Kabl' denen duayı okuruz. Mezarlığı üç gün boyunca ziyaret ederiz. Yüzümüzü güneşin doğacağı yöne çeviririz, ama güneş doğmadan duamızı ederiz" şeklinde konuştu. Kendilerine miras olan toprakları terk etmek istemediklerini söyleyen Havaş, "Doğduğumdan beri, yani 60 yıldır bu köydeyim. Ben bu köyde yaşlandım, akrabalarım, çocuklarım hepsi Almanya'ya göç etti. Bize burada çok fazla zulüm yapılıyor, üç yıldır topraklarımızı ekip biçemiyoruz, fabrikalarımız çalışmıyor, bu yüzden geçinemiyoruz" şeklinde konuşarak, yaşadıkları sorunları ifade etti.


'Sayımız az olduğu için kendimizi savunamıyoruz'


Yaşamlarını Êzidi kültürüne göre sürdürdüklerini söyleyen Havaş, Ezidi oldukları için bugüne kadar çevredeki köylüler tarafından baskıya ve zulme maruz kaldıklarını dile getirdi. Havaş, eşi ve bir kadın akrabası ile yalnız kaldıklarını ifade ederek, "Bu köyde sadece üç kişiyiz. Benim çocuklarım da dahil bütün akrabalarım Almanya'ya göç etti. Sayımız az olduğu için kendimizi çok fazla savunamıyoruz. Bizim burada bir fabrikamız vardı. Bu fabrikada yaklaşık 60 kişi çalışıyordu. Fabrika şimdi faal durumda değil, durmuş vaziyette. Akrabalarımız zulme, baskıya dayanamadı ve gitmek zorunda kaldılar" şeklinde konuştu.


'Êzidiler yıllardır haksızlığa uğruyor'


Geçmişten bugüne Êzidilerin haksızlığa uğradığını ve uğramaya devam ettiğini söyleyen Fatê Tağay ise, Êzidilerin yaşadıkları topraklardan çıkarılmak istendiğini dile getirdi. Fatê de, yaşadıkları köyde kendi kurmuş oldukları fabrikanın çalışmasının engellendiğini söyleyerek, topraklarına ekmiş oldukları ekinlere de köylüler tarafından el konulduğunu vurguladı. Bu nedenle ekonomik anlamda zor durumda olduklarını ifade eden Fatê, "Şu an kapalı olan fabrikamız birçok ailenin ekmek kapısıydı. Topraklarımız işler durumda değil, bizden habersiz ekinlerimizi kaldırdılar, bu zulüm değil de nedir? Biz de insanız, neden bize zulüm ediliyor? Neden topraklarımız elimizden alınmak isteniyor? Saçlarım ağardı, ben halen burada yaşıyorum, benim kime ne zararım var. Hepimiz Allah'a kulluk ediyoruz, bizlere uygulanan bu zulüm niye?" sözleriyle, yaşadıkları haksızlıklara isyan etti.


'Akrabalarımız köyü terk edip Almanya'ya gitti'


Bütün akrabalarının köyü terk edip Almanya'ya gittiklerini söyleyen Fatê, doğduğundan beri yaşadığı bu toprakları terk etmeyeceğini dile getirdi. Fatê, "Beni assalar da vatanımı ve toprağımı terk etmiyorum. Benim, çocuklarıma ve akrabalarıma bir çağrım var: Geri gelin, evinizi yurdunuzu terk etmeyin. Biz burada yalnızız. Evimizi bizden almak istiyorlar. Bir kaç yıl öncesine kadar bu köyde 60 hane vardı. Biz bir arada mutluyduk, problemimiz yoktu. Onlar gidince problemler çıktı ve giderek de büyüdü. Eğer akrabalarımız Almanya'ya gitmeseydi bu zulümler bu kadar büyümezdi" diyerek, Almanya'da yaşayan Êzidi akrabalarına geri gelmeleri yönünde çağrısını yineledi.


 


(dc/gk)