Kadın Kırımı Normalleştirilemez… (DOSYA 3)

08:35

Dünya'da kadın bakış açısı


Rohat EMEKÇİ/JINHA


HABER MERKEZİ - Dünya'da renkleri farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı olsada kadınların uğradığı şiddet, tecavüz ve sömürünün rengi hep aynı… Hem kapitalist sistemin hem de ataerkil düzenin kadınların kimliği, bedeni, emeği üzerinde kurduğu ortak tahakküm devam ederken buna karşılık kadınların bazen örgütlü, bazen de bireysel karşı çıkışları olmuştur. Dünya tarihinin son 200 yılında görünür hale gelen kadınların özgürlük mücadelesi, farklı toplumsal bağlamlarda, farklı dil ve anlamlandırmalar kullanılarak, farklı örgütlenme biçimleri ve farklı politik hedeflerle gerçekleşmiştir.


Yazılı tarihe baktığımız zaman dünyanın neresinde olursak olalım rengimiz, kimliğimiz, dilimiz ne olursa olsun kadına yönelik politikaların hep aynı olduğunu görürüz. En gelişmemiş ülkeden tutalım, en gelişmiş ülkeye kadar kadına bakış açısında, zihniyette bir değişikliğin olmadığı görürüz.  Bu ülkelerden biri de Hindistan… Kadınların her alanda ve yerde alenen tecavüz edildiği Hindistan'da kadınlar ataerkil kast sisteminin pençesinde yaşam mücadelesi veriyor. Kadına biçilen düşük statü, köy kurulu kararları, hukuki yaptırımlardaki boşluklar, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve yerel kültür normlarından kaynaklanan tecavüzler, kadınları öz savunma tecrübeleri için farklı arayışlara da sokuyor. Son 20 yılı içinde 10 milyon kız çocuğunun "cenin cinayeti" denilen doğmadan kürtajla katledildiği ülkede, kadınlar örgütlenerek tecavüz ve kırım kültürüne karşı durmaya çalışıyor. Her 18 saatte bir kadının taciz veya tecavüze uğradığı, 1,2 milyar nüfusu ile dünyadaki nüfus bakımından en büyük ikinci ülke olan Hindistan'da kadınlar sürekli öldürülme korkusuyla ve tecavüze uğrama riskiyle yaşam mücadelesi veriyor. Kadınlar sokak aralarında, köy meydanlarında, otobüslerde, okullarda, ev yolunda ve daha birçok ulu orta yerde tecavüz kültürünün kurbanı olmaktan kurtulamazken, Hindistanlı insan hakları aktivistleri, kadına biçilen düşük statü ve aşağılanmanın kökü kazınmadıkça daha sert yasaların yetersiz olacağını ve bu kültürün değişmesi gerektiğini vurguluyor. İki yıl önce bir tıp fakültesi öğrencisinin otobüste toplu tecavüze uğramasından sonra hayatını kaybetmesi, ülkede dikkatlerin tecavüz ve diğer cinsel suçlara odaklanmasına neden olmuştu. Tecavüze uğradıktan sonra demir çubuklarla dövülen ve hareket halindeki otobüsten atılan kadının ölümü ülkede büyük öfke yaratmış, hükümet protestoların ardından cinsel suçlara cezaları arttırmıştı.


Yeni Delhi'de kadınlar tecavüze karşı örgütleniyor


Öte yandan, "tecavüzün başkenti" olarak algılanmaya başlanan Yeni Delhi'de çoğu kadın, biber gazı olmadan sokağa çıkamıyor ve sürekli tetikte oluyor. Güvenlik endişesi taşıyan kadınlar, kendilerini korumak için boks, tekvando gibi sporların kurslarına da ilgi gösteriyor. Gerek gözlemciler, gerekse de istatistikler ve gündemden düşmeyen tecavüz vakaları, ataerkil Hindistan toplumunda, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın hala yaygın olduğunu açıkça gösteriyor. Hindistan'da gerçekleşen tecavüzlere, kadına biçilen düşük statü, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, ataerkil kast sistemi, hukuki yaptırımlardaki boşluklar, "Sati", "Kurimar" ve "Doodh-peeti" gibi yerel kültür uygulamaları ve köy kurullarının kararları neden oluyor. Ülkede, tecavüz ve taciz bu denli yoğunlukta iken, kadınlar da buna karşın öz-savunma örgütlenmelerinde bulunuyor ve dernekler kuruyor.


Unutulan tecavüzler...


Gün yok ki Hindistan gazetelerinde kız çocuklarını veya kadınları hedef alan yeni zulüm olaylarına ilişkin haberler yer almasın. Yeni Delhi'de komşunun tecavüzüne uğrayan 10 aylık bebek, tecavüz edilip Kolkata (Kalküta) sokaklarına terk edilen 18 aylık bebek, Uttar Pradeş'teki polis karakolunda tecavüz edilip öldürülen 14 yaşındaki kız, Hovra'da bir erkeğin kendi karısının toplu tecavüze hedef olmasına yardım etmesi, Haragpur'da 65 yaşındaki bir büyükannenin tecavüze uğraması... Hindistan'da son derece dehşet verici görünen olaylar bile, yaşayanlar ve yakınlarının dışındakiler arasında, kısa sürede unutuluyor. Tecavüz kurbanları adaletin yerini bulması için uzun ve yalnız bir mücadeleye girişiyor, çoğu kez de umdukları adalet yerine getirilmiyor. Yaşananların en acılı olanlarından biri, Mumbai'deki hemşire Aruna Shanbaug olayı. 27 Kasım 1973'te çalıştığı hastanede, temizlik görevlisi Sohanlal Bharta Walmiki'nin tecavüzüne uğrayan 25 yaşındaki Aruna, daha sonra madeni zincirlerle boğularak ölüme terk edilmişti. Ölmekten kurtarılan Aruna, hala sözde yaşamını sürdürüyor. 39 yıldır bitkisel hayatta, kimseyi tanıyamıyor, konuşamıyor, en temel hareketleri bile yapamıyor.


Müslüman kadınlar toplu tecavüze hedef oldu


2003 yılında Yeni Delhi'nin güneyindeki şık semtlerden Siri Fort mahallesinde, 28 yaşındaki bir İsviçreli diplomatın iki erkek tarafından zorla otomobiline bindirilmesi ve erkeklerden birinin tecavüzüne uğraması, Hindistan'ı zor durumda bırakmıştı. Diplomat kadın, akıcı İngilizce konuşan saldırganın kendisiyle İsviçre hakkında konuştuğunu ve hatta Hint kültürü hakkında söylev bile çektiğini anlatmıştı. 2004 yılında Manipur'da 32 yaşındaki Manorama Assam, kendisini ayrılıkçılara yardımcı olmakla suçlayan Assam piyade birliği askerlerince evinden alınmış, birkaç saat sonra, leğen kemiği (pelvisi) onlarca mermiyle delik deşik edilmiş halde, kesilmiş cesedi yol kenarında bulunmuştu. Geçen yıl da, 14 yaşındaki Sonam, Uttar Pradeş'teki bir polis karakolunda tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü. Gujarat'ta 2002 yılında çıkan ayaklanmalarda, bazı Müslüman kadınlar toplu tecavüze hedef olmuştu.


Köy kurulunun toplu tecavüz kararı!


Hindistan'da köy meclisleri sık sık törelere aykırı davrandığı öne sürülen çiftler için ölüm emri veriyor. Hindistan'ın Batı Bengal bölgesindeki bir köyde 13 kişi, köy kurulunun kararı üzerine bir genç kadına toplu tecavüzde bulundu. 20 yaşındaki genç kadın, başka bir topluluktan bir kişiyle ilişki yaşadığı gerekçesiyle bu vahşete maruz bırakıldı. Yerel polise göre Batı Bengal Eyaleti başkenti Kalküta'nın 240 kilometre batısındaki Subalpur köyünde, 20 yaşındaki bir genç kadın, başka topluluktan biriyle ilişki yaşarken yakalandığında köyün şefi, acil toplantıya çağırdı. Toplantıya genç kadın ve sevgilisi de çağrıldı. Genç kadın ve erkek farklı ağaçlara bağlandıktan sonra, "cinsel ilişki" suçlamasıyla her ikisine ayrı ayrı 25 bin rupi para cezası verildi. Polise göre, toplantıda hazır bulunan genç kadının ailesi bu parayı ödeyecek durumda olmadığını söylediğinde, köy kurulu şefinin genç kadının köy sakinleri tarafından tecavüz edilmesi cezasını verdi. Ailesinin şikâyet başvurusunda yer alan ifadelere göre, bu köy kurulu başkanı, "Ailesi parayı ödeyemedi. Öyleyse gidin kızın tadını çıkarın, eğlenin" diye beyan vermişti. En yaşlı sakinlerden oluşan köy kuruları, başta Hindistan'ın kuzeyi olmak üzere kırsal bölgelerdeki toplusal yaşam üzerinde önemli bir etkide bulunuyor. Birbhum bölgesinde yine bir köy meclisi diğer aşiretlerden erkeklerle "yakın ilişkisi" olduğu gerekçesiyle üç kadını kalabalık önünde çırılçıplak yürütmüştü.


Tecavüze davetiye çıkaran kast sistemi!


Hindistan yönetimi altındaki Keşmir ile olaylı kuzeydoğu bölgesinde, güvenlik güçleri, tüm toplumu cezalandırmak için sık sık, tecavüzü bir silah olarak kullanmakla suçlanıyor. Keşmir bölgesi 2009 Mayıs'ında iki genç kadının Şopian yöresinde polisin tecavüzüne uğrayıp öldürüldüğü iddiaları ardından, 47 gün boyunca şiddetli protesto eylemlerine ve grevlere sahne olmuştu. Çattisgar'da Maoculara kuryelik yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınan Soni Sori, 2011 Ekim'inden bu yana cezaevinde. Soni Sori, Yüksek Mahkeme'de, gözaltındayken kendisine tecavüz edildiğini ve vajinasına taşlar doldurulduğunu anlattı. Tecavüz kurbanlarının çoğu, yaşadıkları olaylardan uzun yıllar sonra bile hala adaletin yerine getirilmesini bekliyor. Mahkeme yargıçları, suç işlendiği sırada zanlının sarhoş olduğu veya ailesinden uzakta yaşadığı ya da ailesine bakmakla yükümlü olduğu ve hatta tecavüzle suçlanan erkek üst kasttan olduğu için "dokunulmazlar sınıfından bir kadına tecavüz edemeyeceği" gibi gerekçeleri kabul ederek, saldırganları hafif cezalara çarptırıyor. Hindistan, kast sistemiyle ayrıntılı bir yargı ve adalet sistemine sahip, ancak adaleti uygulamadaki eksiklikler, yasal boşluklar, suçluların ufak bir ceza ile ya da hiçbir ceza almadan kurtulması tecavüze adeta davetiye çıkarıyor.


Ölü doğan kız çocukları!


Hindistan'da çok fazla sayıda kadının tecavüze uğraması ve öldürülmesinin nedeni cinsiyet ayrımcılığının toplumda kökleşmiş olması ve kabul görmesi. Hindistanlı ekonomist Dr. Amartya Sen 1986'daki nüfus hesaplarına göre Hindistan'da 37 milyon kadının "kayıp" olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler 2008 yılında Hindistan'daki "kayıp" kadın sayısının 62 milyona çıktığını açıkladı. Dünya genelinde erkek ve kadın nüfusu arasındaki oran, 100 kız çocuğa karşılık 103 ila 106 erkek çocuk iken, Hindistan'da erkek çocuk sayısı 132'ye kadar çıkabiliyor. Dünya ortalaması baz alındığında Hindistan'da 62 milyon kadının yok olduğu, yani öldürüldüğü görülüyor. Ayrıca, ülkede son 20 yıl içinde, 10 milyon kız çocuğu da daha doğmadan kürtaj edildi.


'Kurimar' ve 'Doodh-peeti' etiketleriyle katliam


Hindistan'da kadın cinayetleri, işleniş biçimi ve amacına göre çeşitli adlar alıyor. Aralık 2006'da "50 milyon kayıp kadın" kampanyasını başlatan Rita Banerji, cinayetlerin isimlendirilerek toplumca kabul edilen bir geleneğe dönüştüğünü ve kültür ile suçun birbirine karıştığını söylüyor. Bu algı da kadın cinayetlerinin toplumda olağan karşılanmasına neden oluyor. Hindistan'da erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi "kayıp" kadınların sayısının çokluğunun ana nedenlerinden biri. Erkek çocuk, soyun devamı sayılırken, kız çocuk başlık parası vermek zorunda oldukları misafir olarak görülüyor. Bir Hint atasözü "Bir kız çocuğunu yetiştirmek, komşunun bahçesini sulamaya benzer" diyor. Bu bakış açısından dolayı bebek eğer kızsa aldırılabiliyor. Buna kadın örgütleri "cenin cinayeti" diyor. Hindistan'da hamilelik sırasında cinsiyet belirleme 1994'te yasaklanmasına rağmen pratikte devam ediyor. Yoksul kesimlerde kürtaj pahalı bir yöntem olduğundan, kız bebekler doğduktan sonra öldürülebiliyor. Kız çocukların gömülmesine "Kurimar", süt dolu bir kovada boğulmasına "Doodh-peeti" deniliyor.


Feminist felsefedeki Women In Distress Derneği


Hindistan'ın en önemli kadın kuruluşlarından biri de merkez bürosu başkent Delhi'de bulunan Tehlikedeki Kadınlar Derneği (Women In Distress Union). Ulusal, bölgesel ve küresel ağlarda görev yapan Women In Distress Derneği Hindistan'ın çeşitli bölgelerinde örgütlenmiş bin 500 sivil toplum kuruluşunu bünyesinde barındıran Women Power Connect'in (WPC) de kurucusu. Çalışma felsefesini feminizm ve sosyal demokrat fikirler üzerine inşa eden 1983'te kurulan dernek, ilhamını sosyal aktivizmden alıyor. 1990'lı yıllarda her iki cinsi de kapsayan bir kavram olarak toplumsal cinsiyet kavramının gündeme gelmesi ve yaygınlaşmasıyla derneğin çalışma alanı buna paralel bir şekilde toplumsal cinsiyet ve insan hakları üzerinde odaklandı. Derneğin misyonu kadınların korunması, güçlendirilmesi, temel haklarının sağlanması ve sosyal ve hukuki konuların toplumsal cinsiyet perspektifinden sorgulanması olarak belirlenmiş. Derneğin çalışma alanlarını bütün dünya kadınlarının sorunu olan şiddet, aile içi şiddet, cinsel taciz-tecavüz ve cinsel saldırı, çocuk yaşta evlilik, insan ticareti/kaçakçılığı gibi konular oluşturmakla birlikte Hint kültürüne has namus cinayetleri, doğum öncesi cinsiyet seçimi, kadının çeyiz yükümlülüğü gibi konular da ilave edilmiş.


Kadın Öz-Savunma Birliği: Gulabi Örgütü


 Kadınların taciz ve tecavüze, namus cinayetlerine, şiddete ve cinsiyet ayrımcılığına maruz kalması üzerine pembe giyen kadınlar haksızlıkların karşısında ellerine sopalarını alarak direniyorlar. Kadınlar ataerkil sisteme karşı silahlanıp kendilerini korumak ve bazen de savunma düzeyinden saldırı konumuna geçip tecavüzcü erkekleri cezalandırmak amacıyla Gulabi (Pembe) Örgütü adında birleşiyorlar. Gulabi, eskiden kamuda bir sağlık çalışanı ve "bir çocuk gelin" olan beş çocuk annesi Sampat Pal Devi tarafından 2006 yılında kuruldu. Gulabi'ler eşlerine şiddet uygulayan erkekleri ziyaret ediyor ve bu eylemlerine son vermezlerse onları bambu sopalarıyla dövüyor. Ayrıca çocuk yaşta evliliğe ve başlık parasına karşı da mücadele veren kadınlar, kadınlara yönelik okuma yazma kursları da düzenliyor. Hindistan medyasında olumlu bir şekilde yer alan grubun 2008 itibariyle 20 bin üyesi var ve Paris'te de bir temsilciliğe sahip. Banda'nın pembe giyen kadınları, siyasi partilerden ve sivil toplum örgütlerinden yakın zamana kadar uzak durdular, çünkü kurucuları Sampat Pal Devi'nin sözleriyle, "Onlar ne zaman destek verseler hep bir karşılık bekliyorlar. Buralarda kimse bize yardım etmiyor. Devlet görevlileri ve polis yolsuzluğa batmış durumda ve yoksullara karşılar. Bu yüzden bazen adaleti kendi ellerimizle sağlamak zorunda kalıyoruz. Bazen de yanlış yapanları teşhir ediyoruz" diyor.


Her 18 saatte bir tecavüz


Cinselliğin tabu olduğu Hindistan'da araştırmalara göre kadın olmak için en kötü ülke. Resmi verilere göre, Hindistan'da her 18 saatte bir kadın tecavüze uğruyor. Çoğu tecavüz vakasında fail veya failler yakalanmıyor. 2011'de Yeni Delhi'de 568, Mumbai'de 218 kadına tecavüz edildi. İstatistikler böyle dese de, kadın örgütleri bu sayının çok daha fazla olduğunu, gündemleşen tecavüz vakalarının dışında, çoğu kadının cezalandırılma, öldürülme korkusu ve toplumdan dışlanma endişesi nedeniyle sustuğuna dikkat çekiyor. 2011'de polis kayıtlarına geçen 256, 329 suçtan 228, 650'sinin kadına yönelik işlenen suçlar olduğu kaydedildi.


Mısır'da kadınları yüzde 99'u cinsel tacize maruz kalıyor


Mısır'daki kadınların yüzde 99.3'ü, cinsel tacize maruz kalıyor. Ve  yüzde 91'i de kadın sünnetine maruz kalmaktadır. Politikada da kendilerine neredeyse hiç yer bulamamaktadırlar.  Irak parlementosunda hiç kadın milletvekili yer almamaktadır. Ayrıca Iraklı bir kadın, pasaport almak isterse erkek bir yakınının izin verdiğine dair belge götürmesi gerekmektedir.  Suudi Arabistan'da kadınların araba kullanması yasalar ile yasaklanmıştır. Bu ülkede tecavüz ve cinsel saldırı "zina" sayılabilir. Yemen'de kızların sadece yüzde 53'ü ilkokula gönderilmektedir. Kadınların binde 2'si, doğum sırasında hayatını kaybetmektedir. Sudan'da kızlar için yasal evlenme yaşı 10'dur. Ortalama olarak her 30 kadından 1'i hamilelik sırasında hayatını kaybetmektedir. Sudan'da ise kadınların binde 7.3'ü doğum sırasında hayatını kaybetmektedir. Lübnan yasalarına göre tecavüz eden kişi, tecavüze uğrayan kadınla evlenme hakkına sahip olmaktadır. Yasadışı kürtaj yapan kadın 7 yıl hapse mahkum olmaktadır.


Somali'deki kamplarda bin 200 kadın tecavüze uğradı


İç savaştan aşırı zarar gören Somali'de, 2012 yılında dünyanın doğum sırasında en yüksek kadın ölüm oranı yaşanmıştır. Bu oran yüzde 1.2'dir. Ayrıca hazırlanan bir rapora göre, Somali'deki kamplarda bin 200 kadın tecavüze uğramıştır. Cibutibu ülkede cinsel tacizle alakalı bir yasa yoktur. Kadınların yüzde 93'ü kadın sünnetine maruz kalmaktadır. Bahreyn'de kadınların yüzde 33'ü aile içi şiddete maruz kalmaktadır. Bir kadının tanıklığı, yarım adamın tanıklığına eşittir. Bu da demek oluyor ki, 2 kadın, 1 erkeğin tanıklığına eşittir. Mauritius'da kadınların sadece yüzde 9'u doğum kontrolünden haberdardır. Bir aylık bebekken yüzde 69'u kadın sünnetine maruz kalmaktadır.


Libya'da yabancı erkeklerle evlenmek yasak!


Birleşik Arap Emirliklerinde evlilik dışı çocuk yapmak tutuklanma sebebidir. Ve Müslüman olmayan bir erkekle evlenmeleri de yasalara göre yasaklanmıştır. Nisan ayında Libya'daki sosyal işler bakanlığı, Libyalı kadınların yabancı erkeklerle evlenme taleplerini askıya almıştır. Kadınların yüzde 99'undan fazlası aile içi şiddete maruz kalmaktadır. Fas ceza kanunu kadınların kocalarını terk etmelerini yasaklamıştır. 15-49 yaş arası kadınların yüzde 44'ü okuma yazma bilmemektedir. Ülkedeki evliliklerin yüzde 10'unda 18 yaşından küçük kızlar evlenmiştir. Cezayir hukukunda eşe tecavüzün cezası yoktur. 14 Ekim 2012'de, Cezayir'de cinsel saldırıdan birisi ceza almıştır. Bu tarihe kadar cinsel saldırıdan dolayı ceza alan yoktur.


Katar'da ehliyet alabilmek için eş izni gerekiyor


12 Aralık 2012 tarihinde Tunus devletinin ilk aile içi şiddet barınağı ve acil yardım hattı hizmete açılmıştır. Tunus'da kadınlar aynı işte çalıştığı erkeğe göre, yüzde 33 daha az maaş almaktadır. Katar'da kadınların ehliyet alabilmesi için eşlerinin izin verdiğine dair belge getirmek zorundalar.  Her yıl yaklaşık 100 bin göçmen kadın evlilik dışı doğum yaptığı için hapse girmektedir. Ürdünlü bir kadın yabancı bir erkekle evlendiği zaman, hem kocası ve hem de doğacak çocukları Ürdün vatandaşı olamamaktadır. Ülkedeki gayrimenkullerin sadece yüzde 17'si kadınlara aittir. Kuveyt'te cinsel şiddeti yasaklayan bir yasa bulunmamaktadır. Ve evlilik içi tecavüz suç sayılmamaktadır. Kadınlar için evlenme yaşı 15'ken, erkekler için bu yaş 17'dir.


Umman'da boşanmak için 8 sebep gerekli!


Umman Parlamentosu'nun sadece yüzde 1.2'si kadınlardan oluşmaktadır. Umman yasalarına göre kadın mirastan erkeklerin aldığının yarısı kadar alabilmektedirler. Bu ülkede erkek herhangi bir sebepten dolayı karısını boşayabilmektedir. Ancak bir kadının boşanma hakkını elde edebilmesi için 8 sebep içerisinden birini sağlaması halinde boşayabilmektedir. Komorlar'da parlementonun yüzde 3'ü kadınlardan oluşmaktadır. En düşük evlenme yaşı 18'dir. Kadınların ekonomideki rolü yüzde 35'tir. Doğum sırasındaki ölüm oranı ise yüzde 0.28'dir. Kadına karşı şiddet oranı ise yüzde 50 seviyesindedir.


BİTTİ…


(re/mg)