'Savaşı isteyen ABD'nin barışa sponsor olması bir mesajdır'
08:25
Zehra Doğan / JINHA
SARAYBOSNA – Saraybosna'da gerçekleşen Uluslararası Dünya Barış Etkinliği'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan DÖKH aktivisti Ayşe Gökkan, "Barışın konuşulduğu Dünya Barış Etkinliği'ne Amerika'nın sponsor olmasını anlamsız buluyor ve karşı çıkıyorum. Savaşı en çok isteyen Amerika'nın barışa sponsor olması bir mesaj niteliğindedir. Amerika bu sponsorluğuyla 'olacaksa bir barış bu da benim denetimimde olmalı' demek istiyor. Bu mesajı kadınlar olarak iyi okumak ve buna karşı çıkmak gerekiyor" dedi.
Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da 1. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılı nedeniyle gerçekleşen Uluslararası Dünya Barış Etkinliği son buldu. Uluslararası Dünya Barış Etkinliği kapsamında yüzden fazla atölye, panel tartışmaları, konferans ve yuvarlak masadan oluşan uluslararası forumun yanı sıra gençlik kampı ve kültür sanat etkinliği gerçekleşti. Etkinlik kapsamında Dünya Kadın Yürüyüşü olarak 4. Uluslararası Eylem çerçevesinden hareketle "militarizasyon, kirminalizasyon ve şiddete direnen kadınlar" konulu bir atölye organize edildi. Atölye kapsamında Balkanlardan, Avrupa'dan ve dünyanın birçok ülkesinden gelen kadınlarla deneyim alışverişi yapıldı. Etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinatörü Yıldız Temel Türkan, "Etkinliği dünya barışı açısından önemli buluyorum. Fakat etkinlik dünyanın bir çok yerinden gelen barış aktivistlerinin katılımıyla lokal kaldı. Bu etkinliğe aktivistlerin yanı sıra yıllardan bu yana acıya tanıklık etmiş Saraybosnalı yurttaşların daha fazla katılım göstermesi gerekiyordu" ifadesinde bulundu.
'Amerika'nın sponsor olması eleştiri konusudur'
Dünya Kadın Yürüyüşü üyelerinin dünya sosyal forumlarının içerisinde yer alarak yeni üyeleri harekete dahil ettiğini söyleyen Yıldız, "Dünyada hızla sürmekte olan savaş çığırtkanlığına karşı dünyanın tüm ülkelerine ulaşarak, kadınları barış için yürümeye davet ediyoruz" dedi. 1. Dünya Savaşı'nın başladığı yer alan Saraybosna'da Uluslararası Barış Etkinliği'nin gerçekleşmesinin önemli olduğunun altını çizen Yıldız, "Böylesi önemli bir organizasyonda birçok aksaklıklar yaşandı. Bu programın sponsorlarının çok az olmasından kaynaklı buraya katılan binlerce anti-militarist katılımcılar kendi imkanlarıyla etkinliğe dahil oldu" diye belirtti. Uluslararası barışın konuşulduğu bir etkinlikte Amerika'nın etkinliğe sponsor olduğuna işaret eden Yıldız, böylesi bir yaklaşımın eleştiri konusu olduğunu söyledi. Yıldız, "Böylesi bir etkinlikte, savaş politikalarını tüm hızıyla devam ettiren Amerika'nın sponsor olması bizi çok şaşırttı. Tüm katılımcılar bu etkinliğe kendi imkanlarıyla geldi. Çünkü burada barış isteniliyordu ve bu nedenle barış gönüllüleri buraya para harcamaktan kaçınmadı. Ancak organizatörlerin böyle bir sponsorluğu kabul etmesi bize karşı yapılan bir hatadır" dedi.
'Egemen güçlerin barışa sponsorluğu handikap yarattı'
"Biz Saraybosna'nın barışın başkenti olmasını hedeflerken, uluslararası egemen güçlerin barışa sponsor olması büyük bir handikap yarattı" diyen Yıldız, halkın ve barış dinamiklerinin etkinliğe sahip çıkması gerektiği yerde sponsorların militarist güce sahip kimliklerin olmasının tüm katılımcıları şaşırttığını ifade etti. Tüm olumsuzluklara rağmen kadın etkinliklerinin sağlam geçtiğini ifade eden Yıldız, "Bunca olumsuzluklara rağmen barış için dünyanın bir ucundan gelen kadınlar olarak oluşturduğumuz atölye ve yuvarlak masa etkinliklerinde savaşı ve barışı konuştuk. Zengin tartışmalar gerçekleştirdik ve alternatif barış üzerine fikir alışverişinde bulunduk" diye konuştu.
'Türkiye ve Kürdistan kendi dinamiklerini oluşturmuş durumda'
Doğu Avrupa'nın kadın hareketi açısından geri kaldığını ifade eden Yıldız, "Doğu Avrupalı kadınlar, örgütlü bir şekilde hareket etme anlamında geri kalmış durumda. Burada bazı kadın hareketleri var fakat, kadın bakış açısının güçlenmesi ve kadınların örgütlenmesi anlamında eksiklikler yaşıyor. Burada kadın sorunu uzmanlık alanıymış gibi görülüyor ve kadın konuları akademisyenlerin konuşmalarının çerçevesinde ilerliyor. Yurttaşlar kadın sorunuyla pek ilgili değil. Bunu tüm balkan ülkeleri için söyleyebiliriz" ifadesinde bulundu. Türkiye'de kadın hareketinin daha örgütlü olduğunun altını çizen Yıldız, "Türkiye ve Kürdistan'da oluşturulan kadın bilinci, kadınların öz dinamiklerini oluşturması anlamında çok önemli. Kürt kadın hareketi ve Türkiye'deki kadın hareketlerinin kitlesel bir dinamiğinin olduğunu söyleyebiliriz" sözlerini ifade etti.
Dünya Kadın Yürüyüşü 8 Mart'ta
Dünya Kadın Yürüyüşü'nün önümüzdeki 8 Mart'ta başlayacağına dikkat çeken Yıldız, "Avrupa'nın sınırlarını zorlaması bakımından dünya kadın yürüyüşünün Kürdistan'dan başlaması gerektiğini düşünüyorum. Kadınların Kürdistan'da yürüyüşü başlatmasıyla tüm dünyanın Ortadoğu'da savaşın hala sürmekte olduğuna dikkat çekmesi anlamında önemli olduğunu düşünüyorum" dedi.
'Kürdistan halkı barışı isterken devlet savaşı istiyor'
Saraybosna'da başlayan barış etkinliğinin kadınlar açsından çok önemli olduğunu söyleyen Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti Ayşe Gökkan, " Kürt kadınları olarak burada yüzyıllarca yaşanan savaşta kadınların ne denli acılara tanıklık ettiğini biliyoruz. Yaşanan travmanın atlatılması için, aynı zamanda bir daha yaşanmaması için elimizden geleni yapmak için burada olmayı istedik" diye belirtti. "Yola çıkarken Kürdistan'da hala savaşların devam ettiğini bilmek bizi huzursuz kıldığı gibi barışa olan inancımızı da artırdı" diyen Ayşe, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde kalekollara karşı halkın başlattığı direnişe dikkat çekti. Ayşe, "Lice'de halkı ayaklandı ve savaşa karşı durdu. Devlet buna yine katliamla cevap verdi. Kürdistan'da halk barılı istediği için kalekollara karşı çıkarken aynı zamanda devlet de savaş için elinden geleni yapıyor ve barışı isteyen yurttaşlara karşı ateş açıyor" şeklinde konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın politikalarını eleştiren Ayşe, "Barışı isteyen halka karşı Başbakan, Gezi'yi olağan üstü hal olarak ilan etti ve aynı zamanda Kürdistan halklarına karşı da ateş açtı. Başbakan bu politikalarından vazgeçmelidir" dedi.
'Egemenler barışı sponsorluklarıyla kirletti'
Barışın konuşulduğu Saraybosna'daki barış etkinliğine egemen güçlerin sponsor olarak barışı kirli politikalarıyla damgaladığının altını çizen Ayşe, "Barışın konuşulduğu Dünya Barış Etkinliği'ne Amerika'nın sponsor olmasını anlamsız buluyor ve karşı çıkıyorum. Savaşı en çok isteyen Amerika'nın barışa sponsor olması bir mesaj niteliğindedir. Amerika bu sponsorluğuyla 'olacaksa bir barış bu da benim denetimimde olmalı' demek istiyor. Bu mesajı kadınlar olarak iyi okumak ve buna karşı çıkmak gerekiyor" diye belirtti.
'1992'de sistematik tecavüz saldırıları gerçekleşti'
Saraybosna'da gerçekleşen Uluslararası Barış Etkinliği'ni Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin önem gösterdiğini ifade eden Ayşe, "Burada dünya savaşı ve 1992 Saraybosna kuşatmasıyla beraber kadınlar büyük acılar yaşadı. Bu acıyı ortaklaştıralı ve üstesinden gelmeliyiz. Şu an kuşatmayla beraber askerlerin kadınlara uyguladığı tecavüz saldırıları mahkemelerde tartılıyor. Fakat bu tecavüzlerin yaşandığının kabul edilmesi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ve ardından yerel mahkemelere başvurulması gerektiği şartı var. Bu anlayış büyük bir utançtır. 1992'de kadınlar burada egemen güçler tarafından sistematik tecavüze uğradı. Bunu tüm dünya biliyor. Tecavüzleri konuşmak ve ona karşı çıkmak için bu olayı mahkemelerde kabul ettirmek kadar utanç verici bir durum yoktur. Bu anlamda Saraybosnalı kadınların daha fazla örgütlenmesi gerekiyor" dedi.
(zd/mg)

