Elizabeth: Çözüm sürecinin en büyük gücü kadınlardır
16:03
JINHA
AMED – DİSA’nın “Onarıcı Adalet ve Barış İnşası Programı” kapsamında gerçekleştirilen söyleşide konuşan Birleşmiş Milletler Hakikatleri Araştırma Komisyonu Raportörü Prof. Elizabeth Oglesby, barış ve çözüm sürecinin en büyük gücünün kadınlar olduğuna dikkat çekerek, "Kolombiya'da süreç kadınların 'Artık yeter' demesiyle başladı. Bu süreçlerin en büyük yürütücüleri kadınlardır" dedi.
Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA), “Onarıcı Adalet ve Barış İnşası Programı” kapsamında Birleşmiş Milletler Hakikatleri Araştırma Komisyonu Raportörü Prof. Elizabeth Oglesby’yi Diyarbakır’da ağırlayarak söyleşi gerçekleştirdi. “Bir Daha Asla: Geçmişle Yüzleşme ve Özür Sergisi”nin devam ettiği Sümerpark Amed Sanat Galerisi’nde düzenlenen söyleşiye, DİSA aktivistleri, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), Diyarbakır Sanat Merkezi (DSM), Keskesor LGBTİ oluşumu, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) katıldı. Kısa bir konuşma yapan DİSA Başkanı Necdet İpekyüz, uzun zamandır hakikatlerle hesaplaşma çalışmaları yürüttüğünü dile getirdi. Arizona Üniversitesi’nden Elizabeth’in aralarında olduğunu ifade etti. Çözüm konusunda bir model belirleneceğini ve bu modelin de tartışılarak belirleneceğini kaydeden Necdet, Elizabeth’i tanıttı. Elizabeth’in birçok ülkede hakikatlerle yüzleşme konusunda BM adına görev yaptığını dile getirdi.
‘Diyarbakır örgütlü bir kenttir’
Konuşmasının başında Diyarbakır’a ikinci defa geldiğini dile getiren Elizabeth, biz gözlemci olarak Diyarbakır’ı örgütlü bir kent olarak değerlendirdiğini kaydetti. Guatemala’daki ve Guatemala dışındaki örneklerden karşılaştırmalı olarak aktarımlarda bulunacağını ifade eden Elizabeth, “Hakikat araştırmasıyla ilgili bazı noktalara yoğunlaşmak istiyorum. Öyle noktalara değineceğim ki, farklı ülkelerdeki deneyimlerden ilham alınacak” dedi. Hakikatleri araştırma faaliyetinin bir geçiş süreci olduğunu dile getiren Elizabeth, herkesin kendi realitesine göre çözüm üretmesi gerektiğini söyledi. Öğrenci olarak Guatemala’ya gittiğini dile getiren Elizabeth, kendisinin sadece BM Hakikatleri Araştırma Komisyonu Raportörü olmadan öncesinden de araştırmalarını yapmaya başladığını kaydetti.
‘Resmi ve gayri resmi süreçler birbirini etkiler’
Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun barış inşasının bütün sorunları çözecek birşey olmadığını dile getiren Elizabeth, komisyonun uzun soluklu mücadelenin bir parçası olduğunu söyledi. Elizabeth, hakikatleri araştırma komisyonunun yol haritasının, bazen bir hükümet önergesi bazen de resmi bir faaliyetin dışında yürütülen bir çalışma olabileceğine dikkat çekti. Resmi ve gayri resmi süreçlerin birbirlerini olumlu yönde etkileyebileceğine de işaret eden Elizabeth, 1994’te Guatemala’da oluşturulan komisyona birçok kesimin kuşkuyla baktığını, çünkü yetkilerin ve sürenin az olduğunu dile getirdi.
‘Sürecin çıtasını insan faaliyetleri yükseltebilir’
Elizabeth, resmi olarak belli bir müzakere ve pazarlık sonucu ortaya çıkmış olan sürecin çıtasını yükselten şeyin, insanların faaliyetleri olduğuna işaret etti. Sürecin gideceği yeri, yereldeki insanların belirleyeceğini kaydeden Elizabeth, “Bir gayri resmi faaliyetin yapamadığı ama resmi bir faaliyeti sürdüren bir kişinin yapabildiği, ülkenin bir yerinde gizlenen bir gerçeği, raporlaştırarak ülke geneline yayabilmesi olabilir” dedi. Elizabeth, resmi komisyonda ortaya çıkan sonuçların okul müfredatlarında dahi okutulabileceğine vurgu yaparken, birini bırakıp diğerini kabul etmek durumunda olunmadığını, birçoğunun aynı tercih içinde yer aldığını dile getirdi. Hükümet dışı kurumların önemli bir rol oynayabileceklerini de sözlerine ekleyen Elizabeth, düşünülmesi gereken noktalardan bir tanesinin de oluşturulan komisyonlara kimlerin dahil olacağı meselesi olduğunu söyledi.
‘Yerelde süreci güçlendirecek forumlar düzenlendi’
Guatemala’da oluşturulan komisyonun sadece üç kişiden oluştuğunu aktaran Elizabeth, bu üç kişinin ardında ise komisyonda olmayan, ama komisyona çalışan 300 uzman aktivistin olduğunun altını çizdi. Komisyonları baskı uygulamadan çalışacak bir kurum olarak düşünmemek gerektiğine işaret eden Elizabeth, başlangıçta halkın katılımının zayıf olması nedeniyle yerellerde halkın katıldığı forumlar düzenlediğini dile getirdi. Bu forumların hakikatleri araştırma komisyonunun çalışmalarını güçlendirdiğini belirten Elizabeth, komisyonun ne tür veriler toplayacağına da önceden karar vermesi gerektiğini vurguladı. “Eğer insanların yaşadıklarının nedenleri de soruluyorsa başlı başına bir sistem analizi yapmak gerekiyor” diyen Elizabeth, komisyonun bu soruyu da çalışmalarının arasına alması gerektiğine değindi.
‘Rapor hazırlanırken sonrası da düşünülerek hazırlanmalı’
Sosyolog, sosyal çalışmacılarla Guatemala’da insanlar üzerindeki baskının nedenlerine ilişkin analiz yapıldığını ve bunun faydalı olduğuna işaret eden Elizabeth, komisyonun gördüğü en önemli işlevlerden birisinin de insanları belli kriterler çerçevesinde veriler sunması olduğuna değindi. Kendi çalışmalarında raporun sonrasını çok da planlamadıklarını dile getiren Elizabeth, sonrasındaki tepkiler için daha popüler bir rapor hazırlanması gerektiğini dile getirdi.
‘Kolombiya'da süreç kadınların 'Artık yeter' demesiyle başladı’
Elizabeth’in gerçekleştirdiği konuşmanın ardından tartışma bölümüne geçildi. Tartışma bölümünde ilk olarak söz alan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın önerisi üzerine kurulan 8 komisyondan Misakı Milli Komisyonu’nda yer alan Figen Aras Kaplan, resmi bir komisyonda yer alan birisinin tecrübelerini anlatması yerine, örneğin tecavüze uğramış bir kadının da bu komisyonda yer almasını daha samimi bulacaklarını, Kürt halkının zaten 40 yıllık bir deneyiminin olduğunu vurguladı. Konuya ilişkin olarak yanıt veren Elizabeth ise, BM’nin, etkisinin ve ona inancının zayıf olduğu yerde bir özne de olunamayacağını söyledi. Tartışmalar sırasında barış ve çözüm sürecinin en büyük gücünün kadınlar olduğuna işaret eden Elizabeth, "Kolombiya'da süreç kadınların 'Artık yeter' demesiyle başladı. Bu süreçlerin en büyük yürütücüleri kadınlardır" dedi.
Söyleşi tartışmalarla sona erdi.
(ekip/mg)

