Ateşten bir köprü oldu Sema Yüce
08:32
Melek YÜKSEL/ JINHA
AGIRÎ - Kürt ulusal mücadelesinin ilk kadın militanlarından biri oldu Sema Yüce… Kürt ulusal mücadelesiyle tanıştıktan sonra kendisinden önceki kadın yoldaşlarının mücadelesine layık olabilmek adına hiç durmadı. Yaşamı aydınlatmak için ateşten bir köprü oldu yüreği, bedeni ve bilinci. Yandıkça Newrozlaştı, yandıkça özgürleşti…
İsyanın ve direnişin vücut bulmuş haliydi Sema Yüce. Zekiye'nin, Rahşan'ın, Berivan'ın, Ronahi'nin ve Zilan'ın izini sürdü. Yaşamı aydınlatmak için ateşten bir köprü oldu yüreği, bedeni ve bilinci. Yandıkça Newrozlaştı, yandıkça özgürleşti. Ateşten bir gerçek oldu. Sema, 1971 yılında Ağrı'nın Tutak ilçesine bağlı Aşağı Kargalık Köyü'nde dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise eğitiminin ardından üniversiteyi okumak için Ankara'ya gitti. Sema, Ankara Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) okurken, 1988 yılında PKK ile tanıştı. PKK ile tanıştıktan sonra yaşamı, toplumu ve en önemlisi de kendisini sorgulamaya başladı. Mardin'de 1991 yılında PKK saflarına katılan Sema, PKK saflarına katıldıktan bir buçuk sene sonra Ağrı'da ihbar üzerine yakalandı ve işkencelere maruz kaldı. Sorgulama sürecinin ardından çıkarıldığı mahkemede 22 yıl ceza aldı. Önce Nevşehir Cezaevi'ne, ardından Çanakkale Cezaevi'ne sürgün edildi. Çanakkale Cezaevi'nde 21 Mart 1998 yılında gerçekleştirdiği eylem ile ağır yaralı halde hastaneye kaldırılan Sema, 17 Haziran 1998'de ardında Semalaşan kadınlar bırakarak hayata gözlerini yumdu.
'Sema eşitlik inancını yaşamsallaştırdı'
Kürt kadın mücadele tarihinde adını sonsuzlaştıran kadın Sema'yı anesi Zennure Yüce anlattı. Sema'nın, çevresindeki kadınlardan farklı olduğunu belirten Zennure, Sema'nın kendisini her an geliştirdiğini, fakat bu özelliğini hiçbir zaman diğer insanlara karşı kullanmadığını ifade etti. "Sema, herkesin eşit olduğunu söylüyordu ve bunu yaşamsallaştırıyordu" diyen Zennure, "Biz şeyh ailesine mensuptuk, bu nedenle çok fazla misafirimiz oluyordu. Evin çalışanları yoruluyordu tabi. Sema, bu duruma çok kızıyordu. 'Sen neden kendi işini başkalarına yaptırıyorsun, sen de çalış' diyordu. Çoğu zaman çalışanlara yardım edip onlarla birlikte çalışıyordu. Benimle birlikte koyun sağmaya geliyordu. Ekmek yapmama yardım ediyordu. Hiçbir zaman 'Ben öğrenciyim, şehirde büyüdüm ya da bu işi yapmam' demiyordu" sözlerine yer verdi.
7 Nisan günü PKK'ye katıdı
Sema'nın PKK ile tanışmasından ve PKK saflarına katılmasından söz eden Zennure, "Sema, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ni kazandı. Ankara'da iki yıl kendi başına kaldıktan sonra üçüncü yıl Sema'nın isteği üzerine ben ve kardeşleri de Ankara'ya gidip onun yanına yerleştik. Ankara'ya gittikten belli bir süre sonra Sema'nın derslere girmediğini fark ettim. Neden derslere girmediğini sorduğumda, okuduğu bölümü sevmediğini ve başka bir bölüme yerleşmek için yeniden sınava hazırlanacağını söyledi, ben de üstüne gitmedim. Sema'da farklı bir şeyler vardı, hissediyordum. Fakat bir türlü anlamlandıramıyordum. Çoğu zaman eve geç geliyordu. Sürekli bir şeyler okuyordu. Okulu bıraktıktan sonra Özgür Ülke gazetesinde çalıştı. Burada çalıştıktan sonra 7 Nisan günü Mardin'de PKK saflarına katıldığını öğrendik" dedi.
'Sürekli ihbar ediliyorduk'
Sema'nın PKK'ye katılmasının ardından sürekli baskı altında tutulduklarına dikkat çeken Zennure, Sema'nın, o dönemde Ağrı'dan PKK saflarına katılan birkaç kişiden biri olduğunu söyledi. "Sema PKK'ye katıldıktan sonra ortada bir gerekçe olmasa dahi çevremizdeki insanlar tarafından ihbar ediliyorduk" diye Zennure, askerler tarafından hemen her gün eve baskın yapıldığını ve baskınlar sırasında karakole götürülen Sema'nın babasının her gün işkencelerden geçirildiğine dikkat çekti. Zennure, gördükleri onca baskıya rağmen kimsenin kendilerine yardım etmediğini belirtti.
'Onca işkenceye rağmen konuşmadı'
Sema'nın, PKK'ye katıldıktan sonra görev için Ağrı'ya gönderildiğini ve burada ihbar üzerine yakalandığını söyleyen Zennure, o dönemi şöyle anlattı:
"Sema Ağrı'da doğdu, büyüdü ve burada okul okudu. Ağrı'daki insanların çoğu tarafından tanınıyor ve PKK saflarına katıldığı biliniyordu. Sema'yı tanıyanlardan biri onu ihbar etti ve yakalandı. 18 gün gözaltında kaldı. 18 günün ardından cezaevine götürülürken babası gidip Sema'yı gördü. Gözaltında kaldığı süre boyunca sürekli işkenceye maruz kalmıştı. Ayakları şişmiş, su toplamış ve yürüyemeyecek duruma gelmişti. Fakat onca işkenceye rağmen konuşmamıştı. Sorgulanma sürecinin ardından mahkemesi görülen Sema, PKK'yi ve Kürt ulusal mücadelesinin haklılığını savunmuştu. Mahkeme sonucunda Sema'ya 22 yıl ağır hapis cezası verildi ve Nevşehir Cezaevi'ne nakledildi. Nevşehir Cezaevi'nde belli bir süre kaldıktan sonra ise Çanakkale Cezaevi'ne sürgün edildi."
'Rahşan gibi Newrozlaşmak istiyorum'
Sürgün edildiği Çanakkale Cezaevi'nde 21 Mart 1998'de bedenini ateşe vermeden önce yazdığı mektupta eyleminin gereğini açıklayan ve kadın özgürlük mücadelesinin önemine değinen Sema, PKK'ye bağlılığını ve gerekçesini şu sözlerle anlatıyor:
"Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart'tan 21 Mart'a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum. Çağdaş Kawa Mazlum Doğan'ın ve diğer tüm şehitlerimizin iyi bir öğrencisi olabilmek için, Zekiye gibi yanmak, Rahşan gibi Newrozlaşmak istiyorum. Diğer Newrozlaşan Berivan, Ronahi, Mirza Mehmet ve Eser yoldaşların izinde kararlıca yürümek istiyorum. Kadının yaşam gücünün, zafer gücünün olduğunu, kadının da yoldaş olabileceğine olan inancımı soylu bir eylemle taçlandırmak isteğimin nedeni, soyluluğu bilinen tüm tanımlarından arındırarak, kendisi basit düşleri büyük insanın erdemi olduğunu haykırmak isteyişimdir. Kadınlar, küllenen Kürt ateşinin kıvılcımlarıdırlar. Küllerinden yeniden doğmayı başaran bunun kıvılcımı olan her kadın, özgür Kürdistan'ın dokuyucusu olacaktır" diye belirtmişti.
(my/gk)

