Sendikacılar: Taşeronlaştırma AKP döneminde hızlandı
08:44
Derya CEYLAN - Sarya GÖZÜOĞLU/ JINHA
AMED - AKP Hükümeti tarafından 30 Mayıs'ta TBMM'ye sunulan 60 maddelik torba yasa içerisinde taşeronlaştırmaya ilişkin olarak yer alan emeklilik, yıllık izin ve kıdem tazminatı gibi iyileştirmelerin yanı sıra taşeronlaştırmanın kamu kurumlarında daha fazla yer almasına yönelik düzenlemelere yer verilmesi, çalışanlar arasındaki ayrımın devam edeceğine işaret ediyor. Taşeronlaştırma sisteminin kamusal alanda sorunların artmasına yol açacağını ifade eden Tüm Bel- Sen Kadın Sekreteri Gülizar Güneş, AKP Hükümeti döneminde taşeronlaştırmanın arttığına işaret ederek, torba yasayla, bu durumun "önü alınamaz" bir hal alacağına dikkat çekti.
Dünya genelinde kapitalizmle beraber başlayan ucuz iş gücü günümüzde taşeron işçi olarak adlandırılıyor. Sanayi ve endüstri alanındaki hızlı ilerleyişten dolayı insan gücüne duyulan ihtiyaç daha çok iş daha az ücret sistemi ile günümüzde devam ettirilmeye çalışılıyor. Ucuz iş gücünün Türkiye'deki yansıması özel sektörden kamusal alana doğru bir ilerleyiş ile sürdürülüyor. Türkiye'de kamusal alanda ucuz iş gücü kullanımı 1985 yılından itibaren kamu kurumlarının özelleştirilmesi ile başlayarak, hızlı bir şekilde yayılma gösterdi. Manisa'nın Soma ilçesinde maden ocağındaki faciada 301 işçinin yaşamını yitirmesiyle tekrar gündeme gelen taşeronlaştırma sisteminin, AKP Hükümetinin TBMM'ye sunduğu 60 maddelik torba yasasıyla artacağına işaret eden Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şubesi Kadın Sekreteri Gülizar Güneş, taşeronlaştırmanın önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederken, Genel İş Diyarbakır İkinci Şube Başkanı Mehmet Çelik ise, taşeron torba yasasına karşı alanlarda olacaklarını belirtti.
'Taşeronlaştırma AKP Hükümeti tarafından yaygınlaştırıldı'
Tüm Bel-Sen Kadın Sekreteri Gülizar Güneş, taşeron sisteminin sermaye kesimine hizmet ettiğini dile getirdi. Türkiye'de taşeronlaştırma sisteminin 1985 yılından itibaren başladığını söyleyen Gülizar, "Taşeronlaştırma sistemi, AKP Hükümeti tarafından daha fazla yaygınlaştırıldı. Bugün 661 bin personeli kapsayacak bir taşeron sistemine ulaşılmış düzeydedir. Bu rakamın 161 bini asıl işte çalıştırılma noktasında tamamen sermaye kesimine hizmet eden bir yapılanma içerisinde yer alıyor" şeklinde konuştu.
'Taşeron personeller güvence istiyor'
Türkiye'de bugüne kadar emeğin sömürülmesine dönük düzenlemelerin yapıldığını ifade eden Gülizar, emeğin sömürüsüne artık göz yummayacaklarını kaydetti. Gülizar, taşeronlaşmanın Soma faciası ile yeniden gündeme geldiğini belirterek, "Eğer bir sistem oluşacaksa o sistemin alt yapısının oluşması ve çalışma koşullarının belirlenmesi gerekiyor. Bu kadar can kaybettikten sonra AKP'nin biraz daha sesleri dindirme adına taşeronlaştırmaya yönelik düzenlemeleri söz konusudur. Bunu taslak halinde 30 Mayıs'ta TBMM'ye sundu. Bu taslak içerisinde yer alan maaşların güvence altına alınması ve bankaya yatırılması, kıdem tazminatı ve yıllık izinlerin güvence altına alınması gibi ufak düzenlemeler ile işçilerin sorunları geçiştirilmeye çalışılıyor. Fakat taşeron işçiler artık kendilerine ve çalışma yaşamında hem sağlık, hem de sosyal güvence istiyor" sözlerine yer verdi.
'Özelleştirme ile işsizlik daha fazla artacak'
Taşeronlaştırma sisteminin son yıllarda kamudaki artışına da dikkat çeken Gülizar, bu durumun kamusal alanda ciddi problemler ortaya çıkardığını ifade etti. Gülizar, taşeronlaştırma sistemi ile güvencesiz bir çalışma ortamının yaratılmak istendiğine işaret ederek, özellikle kamuda özelleştirmenin önüne geçilmesinden yana olduklarını söyledi. Özelleştirme ile işsizliğin daha fazla artacağını belirten Gülizar, emek örgütlerinin bir an önce özelleştirmeye karşı "dur" demeleri gerektiğini kaydetti.
'Taşeron personellerin hakları için mücadele edeceğiz'
"Taşeronlaştırma tasarısı Meclis'ten geçmemeli" diyen Gülizar, sendikaların bu tasarının geçmemesi için harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Gülizar, "Bizler taşeronluğa, köleliğe dur demek için alanlarda olmalıyız. Bu konuda asıl sesini çıkartması gereken taşeron personeldir, ancak işten atılma kaygısı nedeniyle bir şey yapamıyorlar. Bu duruma karşı bizlerin sivil toplum örgütleri olarak mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyorum" şeklinde konuşarak, taşeron personellerin hakları için mücadele edeceklerinin altını çizdi.
'Taşeronlaştırma açlıkla terbiye etmek demektir'
Genel İş Diyarbakır İkinci Şube Başkanı Mehmet Çelik ise, taşeron sözcüğünün Fransızca bir sözcük olduğunu ifade ederek, anlamının ise "çok çalışıp, az ücret almak" olduğunu belirtti. Mehmet, taşeronlaştırmayı, "açlıkla terbiye etmek" olarak nitelendirerek, "Taşeron sistemi bölgede daha farklı işliyor, çünkü açlık sınırının altında çalışma söz konusu. Biz buna karşı bu güne kadar demokratik bir şekilde tepkimizi dile getirdik, getirmeye de devam edeceğiz. Çünkü taşeronlaştırma bir bakıma güvensizlik anlamına da geliyor" şeklinde konuştu.
'Taşeron işçilerin can güvenliği yok'
Taşeronlaştırma sistemi ile işçilerin can güvenliğinin olmadığını ifade eden Mehmet, işçilerin insanlık dışı bir uygulama ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Mehmet, "Kamu kurumlarında ve diğer özelleştirilmiş kurumlarda çalışan işçilerin yaşadığı sorunlara dönük herhangi bir düzenleme yok. İşçilerin çalıştığı kurumlarda bir denetleme söz konusu bile değil. Herhangi bir kurumda yapılacak denetimlerde, o kurumda işçilerin can güvenliğini sağlamak adına düzenlemelerin gerçekleştirilmesi sonucu ortaya çıkacaktır. Bu yüzden yapılması gerekecek düzenlemeler için maddi imkanlarda işveren tarafından karşılanacaktır. Oysa işveren bu yüzden denetlemeden sıyırmak ve biraz daha zengin olmaya dönük çalışıyor" ifadelerini kullandı.
'Kazanılmış hakların güvenceye alınması gerekiyor'
Taşeronlaştırma sisteminin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğinin altını çizen Mehmet, bütün işçilerin eşit haklara sahip olması gerektiğini belirtti. Taşeronlaştırma sisteminin insan psikolojisinde farklı durumlar ortaya çıkardığını söyleyen Mehmet, "Taşeronlaştırma sistemi ile işçiler üzerinde psikolojik bir baskı oluşmuş durumdadır. İşçiler her an işten çıkarılma ve can güvenliğinin olmayışı psikolojisi ile yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bu nedenle işçilerin kazanılmış haklarının yasal düzenlemeler ile güvence altına alınması gerekiyor. Çalışan işçilerin üzerindeki o psikolojinin tamamen değişmesi ve taşeronluk sisteminin tamamen ortadan kalkması gerekiyor" açıklamalarında bulundu.
(dc-sg/gk)

