'Dünya müzakere deneyimlerinde kadın yok'

09:21



Zehra DOĞAN-Asiye TEKİN / JINHA


İSTANBUL - "Dünya Deneyimleri ve Liderlerin Rolü Konferansı"nı değerlendiren kadınlar,  dünya çözüm süreci deneyimlerinde kadınların müzakere sürecine aktif katılım göstermemelerini eleştirdi. Egemen eril anlayışın çözüm sürecinde varlığını sürdürmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu belirten Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) aktivisti Prof. Dr. Nükhet Sirman, "Türkiye'de gerçekleşen çözüm sürecinde kadınların öncü rol üstlenmeleri dünyaya örnek niteliğindedir" dedi.


Barış İçin Öcalan'a Özgürlük Platformu'nun, çözüm sürecine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirdiği "Dünya Deneyimleri ve Liderlerin Rolü Konferansı"  adıyla gerçekleştireceği dört konferanstan ilki olan "Kolombiya ve Bask Deneyimleri", İstanbul Elite World Hotels'de gerçekleşti. Bask bölgesinden ETA ve Kolombiya'dan FARC örgütü temsilcilerinin sunumuyla gerçekleşen deneyim paylaşımlarını değerlendiren kadınlar,  dünya müzakere süreci deneyimlerine bakıldığında kadınların sürece dahil edilmediğine dikkat çekerek, müzakerelerin kadın odaklı gerçekleşmemesini eleştirdi. 2013 tarihi Diyarbakır Newrozu'ndan bu yana PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın başlattığı çözüm süreciyle beraber başta Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) olmak üzere Türkiye kadın hareketlerinin sürece aktif bir şekilde katılım sağladığını ifade eden BDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt, "Kürdistani çözüm sürecinde kadınların öncü rol oynaması tarihsel anlamda çok değerlidir" dedi.


'Kadınlar müzakere sürecinde öncü olmalı'


Yapılan deneyim paylaşımlarıyla beraber müzakere sürecinde tarafların liderlerinin özgür olmasının önemli bir husus olduğunu ifade eden Zübeyde, "Bir halkın geleceği söz konusu olduğunda, halkın önderinin de özgür bir şekilde müzakere masasına oturması gerekir. Bu anlamda Sayın Abdullah Öcalan'ın derhal serbest bırakılmasının ne kadar önemli olduğunu bugün, Bask ve ETA deneyimleriyle de anladık" diye konuştu. Dünya müzakere süreci deneyimlerine bakıldığında kadınların yeterli düzeyde sürece dahil edilmediğinin altını çizen Zübeyde, kadınların cins bilinciyle müzakere sürecine dahil olmamasını "üzücü bir durum" olarak değerlendirdi. Zübeyde, "Savaşın en çok mağduru olan kadınların çözüm sürecinde daha fazla yer alması gerekiyor. Bu anlamda Kürt çözüm sürecinde Barış Anneleri ve kadın hareketinin sürece dahil olması konusundaki ısrarı anlamlıdır" dedi.


'Hükümet süreçten giderek uzaklaşıyor'


"Kadınlar açısından Kürt hareketi ve dünya deneyimlerini karşılaştırınca kadın bilinci açısından Kürt hareketinin öncü bir misyona sahip olduğunu açıkça görebiliyoruz" diyen HDP İstanbul Kadın Meclisi Sözcüsü Semra Demir, Kürtlerin yıllardan bu yana verdiği mücadeleden dolayı kazanım anlamında çok fazla yol kat ettiğini ifade etti. Semra, "Dünyada Kürt halkının yaşadığı asimilasyon ve baskıcı politikalara maruz kalan bir halkın pek fazla olmadığı gibi, halkın örgütlü mücadele vermesi bakımından örneği de yok" sözlerine dikkat çekerken, kimlik mücadelesi veren Kürt halkının, kadın cins mücadelesini ve bilincini de mücadelesine katarak dünyaya örnek olabilecek bir misyon üstlendiğine işaret etti. Türkiye'de Hükümetin müzakere masasına kendini koruma altına almadan, halk için oturması gerektiğinin altını çizen Semra, "Çözüm sürecinden bu yana Akil İnsanlar Heyeti tüm ülkeyi gezerek yurttaşların çözüme dair fikirlerini aldı. Yurttaşların barıştan yana isteklerini gören Hükümet, süreçten daha fazla soğumaya başladı. Halk odaklı yönetim yaptığını iddia eden Hükümetin çözüm için çabalaması gerekiyor" dedi.


'Müzakere kapalı kapıların ardında olmaz'


Çözüm sürecinde dünya deneyimlerine bakıldığında Kürt hareketiyle benzer sorunların yaşandığının görüldüğünü ifade eden Mezopotamya Kültür Merkezi Tiyatro Sanatçısı Rugeş Kırıcı, kadınların dünyadaki müzakere süreci örneklerinde yeteri kadar görünür olmamasının, bu süreçlerin eksik bir yanı olduğuna işaret etti. Dünya deneyimleri açısından PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın tarihsel bir liderlik konumunda olduğunun altını çizen Rugeş, "Toplumsal liderlik açısından Abdullah Öcalan, Kürt halkının lideridir. Çünkü Sayın Abdullah Öcalan'ın yeni bir yaşam anlamında bir tezi var ve bu tez Kürt halkı tarafından benimseniyor, yaşamsallaştırılıyor. Bu örneğin, dünya deneyimlerinde bir benzeri olmadı" ifadesinde bulundu. "Şu an bir adada rehin tutulan Önderimizle kapalı kapılar ardından müzakere yapılmaya çalışılıyor" diyen Rugeş, çözüm sürecine dair PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin muğlak kaldığının vurgusunu yaptı. Rugeş bu muğlaklığa ilişkin, "Halkın güvenini kazanmak isteyen Hükümet müzakere sürecini açık bir zemin üzerinde gerçekleştirmeli" dedi.


'FARC ve ETA kadınları da burada olmalıydı'


Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) aktivisti ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nükhet Sirman, "Kadınlar, cinsel taciz ve tecavüzler söz konusu iken barışın içinde aktif bir şekilde yer almaları gerekiyor. Müzakere sürecinde kadınların yer almaması, kadınların yaşadığı bunca acıya rağmen erkekler tarafından yok sayılması kabul edilemez" dedi. Deneyim paylaşımları konusunun sadece erkeklerin bakış açısıyla gerçekleştirilmesini eleştiren Nükhet, "Konferansta sadece erkekleri dinlemek deneyim paylaşımı bakımından eksik kaldı. FARC ve ETA'dan yer alan kadınların da konferansa katılım göstererek deneyimlerini aktarmaları gerekiyordu" dedi.


'Halk önderini dışarıda istiyor'


Nükhet son olarak, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın tutsak olmamasına rağmen silahların susması bakımından ısrarcı olduğunun altını çizerek, "Abdullah Öcalan'ın özgür koşullarda müzakere masasına ısrar eden halkın karşısında Hükümet baskıcı politikalarını sürdürüyor. Halk, liderini açık ve somut bir şekilde görmek istiyor. Kürt halkı artık Hükümete güvenemiyor. Bu nedenle müzakerenin olumlu bir şekilde ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan'ın özgür kalması gerekiyor" açıklamalarında bulundu.


(zd/gk)