BİKG: Devlet ‘makbul annelikle’ kadınları bölmek istiyor
17:18
JINHA
HABER MERKEZİ – Geçtiğimiz hafta Diyarbakır’a gelerek, askerler tarafından açılan ateşle Ramazan Baran ve Baki Akdemir’in katledildiği köyü ve çocukları için oturma eylemi yapan anneleri ziyaret eden BİKG, ““Ana akım medyada gördüğümüz, okuduğumuzdan farklı bir tabloyla karşılaştık” dedi. Ayrıca Barış Annelerinin ailelere gerçekleştirmek istedikleri ziyaretin hırpalanarak engellenmesine de tepki gösteren girişim, “Devlet ve erkek sistem bir çeşit anneliği öne çıkararak adeta ‘makbul annelik’ yaratarak kadınları bölmeye çalışıyor” şeklinde belirtti.
Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), geçtiğimiz hafta Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kalekolları protesto eden halka yönelik askeri saldırıları yerinde gözlemlemek ve çocukları için oturma eylemi yapan aileleri ziyaret etmek amacıyla Diyarbakır’a gelmişti. BİKG, Diyarbakır’da gerçekleştirdiği temaslarını ve gözlemlerini, Cezayir Restaurant’ta düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Toplantıda gerçekleştirilen açıklamada Lice’de Ramazan Baran ve Baki Akdemir’in öldürüldüğü Birkas (Yukarı Çalıbükü) köyünün kadınları ve gençleriyle konuştuklarını ifade eden BİKG, “Licelilerin ve aslında Diyarbakır’dan Muş’a, Bingöl’e kadar uzanan bölgenin neden kalekol istemediğini, kalekolların orada ne anlama geldiğini bir kez daha dinledik. Diyarbakır’da çocuklarını isteyen, günlerdir bekleyen annelerin feryadının aslında nasıl da bir barış feryadı olduğunu kulaklarımızla duyduk” açıklamalarında bulundu.
‘Süreç Türkiye’yi rahatlattı, bölgede güvensizlikvar’
Çatışmasızlık sürecinin Türkiye’de rahatlık yarattığını, fakat bu durum karşısında bölgede kalekol yapımlarının devam etmesi nedeniyle büyük bir kaygı ve güvensizlik olduğuna işaret eden BİKG, “Ayrıca bölge halkının kaygılarını doğrularcasına ve '90'ları hatırlatırcasına yollarda askeri arama noktaları ve buralarda devasa bir asker, özel tim yığınağı gördük. Bölgede havanın her an savaş koşullarına ve acımasız bir ortama dönüşebileceği kaygısını biz de hissettik” dedi.
‘Bizim yerimizin halkın yanı olduğunu söyledik askerlere’
Gerçekleştirilen toplantıda, Lice’de askerler tarafından katledilen Ramazan’ın cenazesine de katıldıklarını ifade eden kadınlar, katledilen Ramazan ve Baki'nin çapraz ateşle sırtından vurularak öldürüldüğü Birkas (Yukarı Çalıbükü) Köyü’ne gittiklerini ve Hani üzerinden gittikleri yolun Lice'ye 20 kilometre kala askerler tarafından kesildiğini paylaştılar. Kadınlar, askerlerin yolu kesmesini, “Kendimizi tanıttık ve Lice'ye gitmek istediğimizi söyleyince, bizi engellemek istemediklerini, ancak güvenlik sorunu nedeniyle eskortsuz gönderemeyeceklerini belirttiler. Biz asla eskort istemediğimizi, bizim açımızdan bir güvenlik sorunu olmadığını, Licelilerin bizi beklediğini ve halkın yanının bizim için güvenli olduğunu vurguladık. Kısa bir müzakereden sonra yolu açtılar ve devam ettik” ifadelerine yer verdi. Birkas Köyü’nde gerçekleştirdikleri görüşmelerde halkın, kalekollar durana kadar eylemlerine devam edeceklerini söylediklerini aktaran BİKG, kadınların, daha önce kalekol yapımına son verileceğine söz verildiğini, ancak bu sözün tutulmadığını anlattıklarını dile getirdi.
‘Kalekolları istememek için yeterince neden var’
Görüşmelerde kadınların, defalarca gerçek mermi kullanıldığını söylediklerine de açıklamalarında yer veren BİKG, “Gözlemlerimiz ve dinlediklerimiz de bir kez daha gösterdi ki, kalekolları istememek için yeterince nedenleri var. Çünkü bölgedeki asker sayısı artıyor. Kalekollar her yeri her an gözetim altında tutan bir dolu erkek demek. Özellikle kadınlar, bu yüzden de istemiyor ve bu inşaatlara izin vermemek konusunda da oldukça kararlılar. Lice halkı devletin bir savaş hazırlığı olduğu kanısında. Kadınlar hiç tereddütsüz gençlerle askerler arasına siper ediyor kendilerini. Diyarbakır’dan Muş’a, Bingöl’e kadar bir işgal havası var bölgede ve insanlar çok kaygılı ve öfkeli. İtilip kakılmaya, yaşam alanlarının daraltılmasına, saldırılmaya, aşağılanmaya tahammülleri kalmamış durumda” ifadelerine dikkat çekti.
‘Karakol değil, şato kale gibi inşaatlar’
Yapılan yapıların karakol değil, kalekol, şato gibi inşa edildiğine işaret eden BİKG’li kadınlar, şu ifadelere dikkat çekti:
“Licelilerin yaşam alanlarını çevreleyen tepelerin neredeyse hepsinin üzerine konuşlandırılmışlar. Yani Lice'nin dört bir tarafı kale gibi karakollarla çevrilmiş durumda. Üstelik karakolun Lice ve tüm bölge için anlamı, hafızası da batıdakinden çok farklı. Orada kalekol; asker baskısı, ölüm, işkence demek. 1990’lı yıllar boyunca bölgede özel timlerin, askerlerin, JİTEM ve korucuların Kürt halkına uyguladığı göç ettirme, öldürme, kaybetme, tecavüz demek. Liceli genç bir kadın da şöyle ifade etti bunu: ‘Üzerimizde denenmemiş hiç bir zulüm kalmadı. Ben toprağımda özgür yaşamak istiyorum. Abluka altında değil.’ ”
‘Okuduğumuzdan farklı bir tabloyla karşılaştık’
Ziyaretlerinin ikinci gününde Diyarbakır’da çocuklarını isteyen ve oturma eylemi gerçekleştiren annelerle de görüştüklerine değinen BİKG, annelere ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Ana akım medyada gördüğümüz, okuduğumuzdan farklı bir tabloyla karşılaştık. Eylemlerinin barışa katkı sunacağını düşünüyorlar. ‘Çocuklarımız kaçırılmadı, ama propaganda yapıldı’ diyorlar. Çoğunluğun çocuğu zaten 18 yaş üstünde. Bir kısmı ise 16 yaşın altında. Dönmelerini, herkesin dönmesini, ceza almamasını ve siyasilerin elini taşın altına koymasını istiyorlar. ‘Ceza alacaklarsa dağda kalsın’ diyenler de vardı. Hükümetin onlara söz verdiğini ve cezaevine girmeyeceklerini söylediler. ‘Bu nasıl çözüm süreci? Bir yanda kalekol inşaatı, bir yanda bu çocuklar dağa gidiyor.’ dediler. ‘Savaşa mı hazırlanılıyor?’ diye sordular. Lice’deki katliamdan sonra eyleme bir gün ara vermişler. Onlar da çok kararlılardı. Biz ordayken iki günlük açlık grevine başlamışlardı. ‘Çocuklarımız gelinceye kadar açlık grevi yaparız’ diyenler de vardı.”
‘Bu nasıl barış, kale dikerek mi barışacağız?’
Ayrıca oturma eylemi yapan annelerin yanındayken, bu annelerle kucaklaşmak ve acılarının ortak olduğunu söylemek isteyen Barış Anneleri'ni polisin zor kullanarak uzaklaştırdığını ve hırpalandığını öğrendiklerini kaydeden BİKG, “Ortak bir çığlığı ve feryadı olan kadınların bir araya gelmesini istememişler. Devlet ve erkek sistem bir çeşit anneliği öne çıkararak adeta ‘makbul annelik’ yaratarak kadınları bölmeye çalışıyor. Farklı kadınlık ve annelik hallerinin böyle karşı karşıya getirilmesinin tehlikeli ve de maksatlı olduğunu düşünüyoruz. Diyarbakır ve Lice’de konuştuğumuz kadınların barışa giden yolda somut beklentileri ve talepleri var. Çocuklarının dönmesi için eylem yapan kadınlardan birinin ‘Bu nasıl barış, kale dikerek mi barışacağız?’ sorusunu biz de soruyoruz!” dedi.
(gk)
