Kadın soykırımını durdurmak için Jineoloji… (1.BÖLÜM)
08:28
Asiye TEKİN - Mekiye GÖRENÇ/JINHA
KANDİL - Kadın bilimi olan Jineoloji'nin Kürt kadın hareketi öncülüğünde başladığını ancak tüm kadınlara ait bir çalışma olduğunu belirten Jineoloji Kadın Komitesi çalışanı Armanç Sarya, "Jineoloji tüm kadınları kucaklayan bir kavramdır. Kadın soykırımını durdurmak, kadınları örgütlemek, yoğunlaştırmak, çözüm üretmek ve bunu toplumla paylaşmak Jineoloji'nin yapması gerekenlerdir. Çalışmalarımız çok yoğun bir şekilde devam edecek ve daha da kalıcı hale gelecek. Bizler de bu çalışmalarda yer alanlar olarak bu çalışmayı daha da geliştireceğiz" dedi.
Jineoloji Kadın Komitesi çalışmalarında yer alan Armanç Sarya ve Sema Amed, bir kadın bilimi olan Jineoloji'ye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kürt kadınlarının 40 yıla yakın bir süredir özgürlük mücadelesi yürüttüğünü belirten Armanç, kadın özgürlük mücadelesinin geldiği birçok aşamanın ve düzeyinin olduğunu söyledi. Jineoloji çalışmasının da Kürt Kadın Hareketi'nin yürütmüş olduğu mücadelenin bir aşaması olduğunu kaydeden Armanç, "Kavram olarak Jineoloji konusunu gündemimize koyan Önderliktir. Jineoloji kelime anlamı olarak kadın bilimi anlamına geliyor. Kadın bilimi derken aslında içinde çok geniş konular var" şeklinde konuştu.
'Bilimi ilk ortaya çıkaran kadına dair bilgi yok'
Mevcut sistemin kadını dışladığını, kabul etmediğini, yok saydığını, ikinci planda tuttuğunu ve ikinci sınıf olarak ele aldığını dile getiren Armanç, "Kadını yarım insan olarak ele alan bir sistem gerçekliği var. Kapitalist modernite kendisini en gelişmiş en modern sistem olarak tanıtıyor. Bilim konusunda da kendini en bilimsel sistem olarak tanıtıyor. Ancak bilimi nasıl ele aldığı ise bir tartışma konusudur. Yaşamın toplumsallaşmasını sağlayan, bilimi ilk ortaya çıkaran, bilgiyi ilk kutsallaştıran, topluma mal eden ve toplumsallaştıran kadına dair bir şey yoktur mevcut bilimde. Jinekoloji diye bir bilim dalı var ancak bu da kadını sadece bedensel hastalıklarıyla ele alıyor. Sanki kadın hasta bir varlıkmış gibi bir yaklaşım söz konusu. Tabi biz yaklaşımın kökenini, çıkış noktasını, ataerkil sistemin bakış açısını biliyoruz. Yıllardır bu yönlü çözümlemelerimiz ve tartışmalarımız var" diye konuştu.
'Jineoloji bir çıkış noktasıdır'
Jineoloji'nin kadın özgürlük mücadelesi açısından yeni bir konu olduğunu kaydeden Armanç, "Önderliğimiz Jineoloji ile kadın özgürlük mücadelesine yeri bir ivme kazandırdı. Hiyerarşik anlamda değil gelişim açısından bir üst aşamaya taşıdı. Tarih boyunca kadın mücadelesi yürüten kadınlar oldu. Ancak şöyle bir gerçekte vardı. Ne kadar mücadele yürütülse de belli eksiklikleri ve yetersizlikleri vardı. Ancak çok değerli kazanımları da oldu. Bu eksiklikleri ve yetersizlikleri gidermek açısından Jineoloji bir çıkış noktasıdır. Biz kadın bilimini sistemin bize okullarda öğrettiği şekilde ele almıyoruz. Egemenlikçi bakış açısının yaratmış olduğu pozitivist bilimin tersi bir tanımlamayla ele alıyoruz. Toplumsal bütün değerlere kadın bakış açısıyla, kadın yorumlamasıyla, kadının düşünüş biçimiyle ele alıyoruz" sözlerini ifade etti.
'İlk bilim bu dağlarda kadın eliyle başladı'
Kadın hareketi olarak 4 yıldır Jineoloji konusunda çalışma yürüttüklerini söyleyen Armanç, "Jineoloji kadın hareketinin önem verdiği bir çalışmadır. Bu açıdan kurumsallaşmalarda oluşturuldu. Jineoloji ile ilgili bir yoğunlaşma bir tartışma zemini de ortaya çıkarıldı. Herkesin heyecanla ele aldığı, merak ettiği, ilk gösterdiği bir konudur. Jineoloji ile ilk defa bir kadın bilimi kavramı olarak ortaya çıktı. Çalışmanın başlama mekanı da dağ zeminidir. Dağ zemini en uygun zemindir. Çünkü ilk bilimde bu dağlarda bu coğrafyada kadın eliyle başladı. Kadın biliminin mekanı ve çıkış noktası dağlar oldu. Manevi olarak ta bizim için çok farklı bir anlamı var. Çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Tüm akademilerde Jineoloji dersi veriliyor. Akademilerde birçok görüş ve öneriler yapılıyor. Biz zemini oluşturma aşamasındayız. Birçok hususu somutlaştırmak için çalışma yapıyoruz" diye kaydetti.
'Hedefimiz Jineoloji'nin toplum zeminine taşırılmasıdır'
Tarih boyunca yürütülen kadın mücadelelerinin ortaya çıkardığı bir mirasın olduğuna dikkat çeken Armanç, "Ancak çok farklı kaynaklar açıkçası çıkmamış. Dünya açısından değerlendirdiğimizde bu böyle. Bu açıdan biz kadın konusunda derinleşen insanların eserlerini ve belgelerini inceliyoruz. Mevcut bilimlerin şöyle bir sıkıntısı var. Toplumsal açıdan bir paylaşım yok. Toplum bilmiyor aslında ne olup bittiğini. Ancak biz şunu belirttik; yani kadın zaten toplumsallaşmanın en başat öğesi. Kadın bilimi de her açıdan toplumu ele alan, toplumun sorunlarına çözüm olmaya çalışan, sadece sorunlar değil, toplumun açığa çıkardığı değerleri tekrardan topluma kazandırma konusunda sürekli bir paylaşım halindeyiz. Komite olarak yürüttüğümüz bütün çalışmaları, açığa çıkardığımız bütün ürünleri genel örgüt zemininde paylaşıyoruz ve görüşler istiyoruz. Temel hedefimiz Jineoloji konusunun toplum zeminine taşırılmasıdır" diye belirtti.
'Jineoloji tüm kadınları kucaklayan bir kavramdır'
Avrupa ve bölgede Jineoloji ile ilgili yürütülen bazı çalışmaların olduğunu belirten Armanç, "Avrupa'da Jineoloji Konferansı yapıldı. Bunlar toplumsallaşma ve açılım boyutunda önemli hususlardır. Konferansta farklı ülkelerden katılan kadınlar oldu ve önemli tartışmalar yürütüldü. Kürt kadın hareketi bunun öncülüğünü yapıyor ancak Jineoloji bütün kadınlara ait bir çalışmadır. Tüm kadınları kucaklayan bir kavramdır. Bu konuda eleştiriler de olabilir ve bazı kesimler benimsemeyebilir de. Çünkü tartışmaya açık bir süreçteyiz. Katı bir yaklaşım hiçbir zaman olmadı. Bu bizim mücadele tarihimizde olan bir şey. Bunun yanı sıra akademik çalışmalar yürüten kadınlardan da görüşler alındı. Anlam veren, benimseyen ve gerektiği konusunda inanan birçok kadın var. Farklılıkların olması önemlidir. Jineoloji çalışmaları tüm kadınların kendisini içinde bulacağı bir alandır" ifadelerine yer verdi.
'İlk temel hedef kadının değişim ve dönüşümü olacak'
Dünya'da yaşanan birçok sorunun olduğuna işaret eden Armanç, yaşanan sorunların bir ulusa ya da bir coğrafyaya ait olmadığını dile getirdi. Yaşanan sorunlara karşı kadınların kendisini çok iyi bir eğitim sürecinden geçirmesi gerektiğini ve zihinsel bir değişim ve dönüşümü yaşaması gerektiğinin altını çizen Armanç, "Jineoloji ile ilk temel hedef kadının gelişimi ve dönüşümü olacak. Egemen erkek zihniyetine dönük Jineoloji bu konulara da çözüm üretecek. İlk temel hedef kadınların kendisidir. Kadın kendisini değiştirip dönüştürecek erkek te bu değişim dönüşüme gelmek zorunda kalacak. Toplumda değişmesi gereken birçok husus var. En çok karşılaştığımız konu özellikle artan kadın katliamlarıdır. Artık kimse gözünü kapatamaz. Her gün kadınlar katlediliyor. Bunlar cinayet değildir ve sistemli olarak gelişen bazı politikalar var" sözlerine yer verdi.
'İddiamız çok güçlü'
Yaygın bir şekilde yaşanan kadın katliamlarının bir coğrafyasının ve bir ülkesinin olmadığını söyleyen Armanç, son olarak şunları belirtti:
"Dünya'nın her yerinde kadınların katledildiğini, taciz ve tecavüze uğradığını, şiddetin en vahşi biçimde uygulandığını görüyoruz. Bunlar önemli sorunlardır. Toplumsal ahlakın, toplum vicdanının nasıl marjinalleştirildiğini de görüyoruz. Sistem cinayet olarak tanımlanıyor. Cinayet münferit bir olaydır ancak her gün kadınların öldürülmesi bir katliamdır. Örneğin Türkiye'nin farklı illerinden kadınların katledildiğini görüyoruz. Toplumsal refleks te çok güçlü değil. Kadınlar ise olay yaşandığında olayın vahametini ele alıyor. Ancak durumun ne kadar tehlikeli bir aşamaya geldiği apaçık ortada. Jineoloji bu nedenle bir çıkış noktasıdır. Kadın soykırımını durdurmak, kadınlar örgütlemek, yoğunlaştırmak, çözüm üretmek ve bunu toplumla paylaşmak Jineoloji'nin yapması gerekenlerdir. Bu anlamıyla yoğunlaşmalarımız çalışmalarımız ve hedeflerimiz var. İddiamız çok güçlü. Herkesin ilgiyle izlediği bir çalışmadır bu da bize moral ve güç veriyor. Biz burada 15 kişilik bir komite birimiyiz ancak sadece bizimle sınırla değil. İleriki aşamalarda geliştirilmesi, örgütlendirilmesi konusunda plan ve projelerimiz var. Çalışmalarımız çok yoğun bir şekilde devam edecek ve daha da kalıcı hale gelecek. Bizler de bu çalışmalarda yer alanlar olarak bu çalışmayı daha da geliştireceğiz."
(at/mg)

