Çınar Salih: Demokratik yaşamı inşa etmek istiyoruz
17:54
JINHA
İSTANBUL - Diplomatik görüşmeler çerçevesinde İstanbul'da bulunan Rojava heyetinin gerçekleştirdiği toplantıda konuşan Rojava Demokratik Halk Hareketi Sözcüsü Çınar Salih, "Rojava'da mevcut durum bağımsız devlet ilan etmeye uygun. Ancak devletler, doğası gereği eşitlikçi ve özgürlükçü olamaz. Bu yüzden devlet kurmak değil demokratik yaşam inşa etmek istiyoruz" dedi.
Rojavalı siyasetçiler İstanbul'da bir basın toplantısı düzenledi. Cezayir Restoran'da 78'liler Vakfı tarafından gerçekleşen toplantıya Rajava Halk Meclisi Eş Başkanı Abdülselam Ahmet, PYD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Başîra Dervîş, Kürt Sol Partisi Genel Sekreteri Muhammet Musa ve Rojava Demokratik Halk Hareketi Sözcüsü Çınar Salih, 78'liler Vakfı Başkanı Celalettin Can, ÖDP Eşbaşkanı Alper Taş, Araştırmacı Yazar Celal Başlangıç'ın yanı sıra HDP'li temsilciler ve Barış İçin Kadın Girişimi aktivistleri katıldı. Rojava'nın özyönetim ve Suriye'nin geleceğine dair öngörülerini belirten Abdülselam Ahmet, "Suriye'deki Kürtler, 1967'den beri Baas rejiminin yönetimi altında. Tek devlet, tek bayrak, tek parti zihniyeti Suriye'de yaşayan halkların haklarını yok sayıyordu. Ülkede başlayan isyandan sonra biz üçüncü bir yolun mümkün olduğunu göstermek istedik ve kendi bölgemizi korumaya odaklandık" diye konuştu.
‘Rejim güçlerini bölgemizden çıkardık’
Abdülselam, Suriye'de başlayan iç savaşın ardından Kürtlerin kendi öz dinamiklerini oluşturarak harekete geçtiğini belirterek, "Önce Özgür Suriye Ordusu ve rejim güçlerini bölgemizden çıkardık. Sonra El Nusra ve IŞİD gibi güçlere karşı kentlerimizi savunduk. Rejim güçleri İran’dan, Hizbullah'tan ve Rusya'nın da desteğiyle büyüyor" diye konuştu. "Rejimle aramızda hiçbir diyalog ve ittifak yok" diyen Abdulselam, Suriye rejiminin Kürtlere hala inkarcı bir bakış açısıyla baktığının altını çizdi. Abdulselam, "Reformlar için hiçbir adım attığı yok. Tek bayrak, tek devlet, tek parti mantığına sahip. Beşar Esad güçleriyle de çatışmalar oluyor aramızda. İleriki dönemlerde yine o günkü duruma göre rejime karşı pozisyonumuzu alacağız" dedi.
‘Türkiye sınırımıza duvar örüyor’
Abdülselam, Çözüm sürecini destekliyoruz. Türkiye kendi içindeki Kürtlerle barışmalı. Eğer bunu başarırlarsa zaten diğer bölgelerdeki Kürtlerle de iyi bir ilişki kuracaktır. Türkiye'nin Kürt özerk bölgelerini desteklemesi lazım. Bu bölgelerin IŞİD'in eline geçmesi Türkiye'ye büyük zarar verecektir. Hüseyin Çelik'in ‘Kürt halkının kendi yönetimini tanıyabiliriz’ açıklamasını olumlu görüyoruz. Türkiye ile sınır sorunumuz var. Türkiye sınırımıza duvar örüyor. Sınırların bir an önce açılması lazım. Halkların arasına duvarlar, sınırlar örülmemeli. Biz halklar arasındaki tüm engellerin kalkması için uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.
'Suriye'de savaş 10 yıl sürebilir'
Suriye'deki mevcut durum nedeniyle savaşın 10 yıl daha sürebileceğini söyleyen Abdulselam, “Savaş bittiğinde ülkede geriye üç güç kalacağını düşünüyoruz. Rejim güçleri ve Demokratik Arap muhalefeti gücünü yitiriyor. Bugün rejime karşı savaşan örgütlerin neredeyse tamamı İslamcı örgütler. ÖSO gücünü yitirdi" dedi. Abdülselam, IŞİD'in Musul'a geçişiyle birlikte Irak-Suriye sınırının ortadan kalktığına işaret ederek, "Artık yeni haritalar çiziliyor, mezhepsel ayrılıklar artıyor. Biz demokratik güçlerimizle bunlara karşı durmaya çalışacağız. Irak Kürdistan'ıyla aramızda görüşmeler mevcut. Birlikte IŞİD'e karşı savaştığımız bölgeler oldu" diye belirtti.
'Savaş bittiğinde sistemin eski şekliyle kurulma ihtimali olmamalı'
Ardından konuşan Kürt Sol Partisi Genel Sekreteri Muhammet Musa, Suriye rejiminin ne Suriye'ye, ne de Rojava'daki sorunlara cevap olabilecek güçte olduğunu belirterek, "Bu yüzden de demokratik özerkliğin kurulması her zaman bir önceliktir. İran'dan Lübnan'ın kuzeyine kadar bir savaşın varlığından bahsedebiliriz. Savaş bittiğinde sistemin eski şekliyle kurulma ihtimali olmamalı. Bu savaşla rejim kendi ülkesini harap etti, yüz binlerce insanı katletti, milyonlarca insanın göçmesine yol açtı" ifadesinde bulundu.
'Muhalefet önemimizi yeni kavradı'
Devrimle beraber diplomatik ilişkilere ağırlık verdiklerini söyleyen Muhammed, "Diplomatik ilişkilerimizi geliştirmek için komiteler kurduk. Suriye'deki Arap muhalefeti, Türkmen Meclisi, Asuri Örgütü, Müslüman Kardeşler gibi örgütlerle temas halindeyiz. İstanbul'da da Suriye Ulusal Konseyi temsilcileriyle görüşüyoruz. Suriye Ulusal Konseyi kurulurken Beşar Esad’ın 3-4 ay içinde düşeceğini düşünüyorlardı. Bu yüzden Kürtleri konseye almadan kendi çözümlerini Suriye halklarına dayatabileceklerini düşündüler. Biz Cenevre'de temsiliyet isterken onlar Kürtleri kendi içlerinde eritmeye çalıştılar. Ama şimdi Özgür Suriye Ordusu'nun gerilemesi, muhalefetin birbirine düşmesi ve Kürtlerin başarılı bir yönetim kurmasının ardından bize bakışları değişti. Suriye'de Kürtler olmadan kalıcı bir çözüm olamayacağını bölgede çıkarları olan tüm güçler anlamalı" dedi.
'IŞİD'e karşı direniş yeni ittifaklar mümkün'
PYD Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Başîra Dervîş, Ortadoğu'da katliam gerçekleştiren IŞİD'e işaret ederek, "IŞİD yalnızca Kürtlere değil, Ortadoğu'daki tüm halklara saldıran büyük bir tehdit. Kendilerinden olmayan herkesi öldürüyorlar. Serêkanî'de Ezidileri öldürdüler, başka yerlerde İncil yaktılar, Araplara ve türbelere saldırdılar. IŞİD tehdidine karşı yalnızca Peşmerge ve PYD'nin birleşmesi yeterli değil. Bu tehdit Türk, Kürt ve Arapların da yeni ittifaklar kurmalarına aracı olabilir" diye konuştu.
‘İdeal model demokratik özerkliktir’
Rojava Demokratik Halk Hareketi Sözcüsü Çınar Salih ise, ulus devlet modellerinin halkların birbirlerine karşı önyargılara geliştirmesine yol açacağının altını çizerek, "Kürtler, Türkler ve Arapları birbirine düşürüyor bu model. Bizim yönetim anlayışımızda bayrak ve vatan gibi kavramlar kutsal değildir. Bizim için demokratik özerklik ideallerimiz ve insanların hayatı kutsaldır. Devletlerin hiçbir zaman demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü olabileceğini düşünmüyoruz. Bölgedeki mevcut durum bağımsız bir devlet ilan etmeye müsait olsa da bu yüzden böyle bir şey gerçekleştirmiyoruz. Bizim için esas mesele nasıl birlikte barış içinde yaşayabileceğimiz. Bunun için ideal model demokratik özerkliktir" dedi.
'Rojava'da kadın devrimi var'
Rojava demokratik özerk bölgesinde toplumda kadının varlığına odaklandıklarını belirten Çınar, "Bu sayede Rojava'nın her yanında kadın devrimi kendini hissettiriyor. Kadınlar bazen genel birliklerle, bazen kendi birlikleriyle IŞİD gibi örgütlere karşı cesurca direniyor. YPJ'nin (Kadın Savunma Birlikleri) içinde evli ve çocuklu kadınlar da var. Silahların sesini uzaktan duyunca kaçanlar varken, YPJ El Kaide'nin dört emrini öldürmeyi başardı. Rojava'da küçük birimlerden en üst birimlere kadar kadınlar yönetimi erkeklerle yarı yarıya paylaşmış durumdadır. En küçük komünlerden meclislere kadar eş başkanlık sistemini uyguluyoruz. Eş başkanlık sistemi ailelere kadar inecek. Esas devrim budur. Suriye ve Rojava, yıllar boyunca laikliği içselleştirmiş bir bölge olmuştur. Bu nedenle kadınlar üzerinde din kökenli ağır bir baskı olmamıştı, diğer bölgelere kıyasla. Bu da hedeflerimizi halkın daha kolay benimsemesini sağlıyor" şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından katılımcıların Rojava'ya ilişkin sordukları soruların ardından toplantı sona erdi.
(zd/mg)

