'Hasta tutsaklar üçlü cenderede ölüme terk edildi'

08:29

Nurcan YALÇIN / JINHA


AMED - Türkiye ve bölge cezaevlerinde bulunan 235'i ağır 642 hasta tutsağın dört duvar arasında ölümü beklediğini belirten BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, "Duyarsız hükümet, devletin ideolojik aygıtı Adli Tıp Kurumu ve vicdanları kaskatı kesilmiş savcıların vicdanlarına teslim edilen hasta tutsaklar, bu üçlü cenderede ölüme terk edilmiş durumda. Eğer bu sorun sürüncemeye bırakılır ve önümüzdeki günlerde adım atılmazsa grup yönetimimizin de onayı dâhilinde bireysel bir takım eylemliliklere başvurabilirim" dedi.


Türkiye cezaevlerinde bulunan hasta tutsakların tahliyelerine ilişkin her gün yeni bir engel çıkarılırken, hasta tutsaklar ise sağlık sorunları ile yaşamaya devam ediyor. Uzun bir süredir hasta tutsakların gündemde olduğunu ancak hükümetin bu konuda adım atmadığına dikkat çeken HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, "Sayın Abdullah Öcalan ve Kürtlerin bütün iyi niyetli çabalarına rağmen AKP hükümeti siyasi, sosyal ve kültürel adımlar atmak bir yana insani bir mesele olan hasta tutsaklar konusunu dahi sürekli öteliyor" diye belirtti.


'Hasta tutsaklar üçlü cenderede ölüme terk edildi'


AKP hükümetinin hasta tutsaklar sorununa ciddiyetsiz, sorumsuz ve oyalayıcı yaklaştığını kaydeden Faysal, "AKP iktidarının bu tutumu nedeni ile cezaevleri ölüm evlerine dönüşmüş durumda. Duyarsız hükümet, devletin ideolojik aygıtı Adli Tıp Kurumu ve vicdanları kaskatı kesilmiş savcıların vicdanlarına teslim edilen hasta tutsaklar, bu üçlü cenderede ölüme terk edilmiş durumda. Hasta tutsaklar sorunu hükümet tarafından Kürt siyasal hareketine karşı bir şantaj olarak kullanılıyor. Hükümet, insani bir konuyu pazarlık meselesine dönüştürüyor. Böylesine hayati bir meselede siyasi menfaat gözetmek çirkin olduğu kadar siyasi ahlaktan yoksun bir yaklaşımdır" şeklinde konuştu.


'Hasta tutsaklarla ilgili yetkililere rapor sunduk'


"Cezaevinden çıkan vekiller olarak, zindanlarda ölüm kıyısında dolaşan ancak özgür bir yaşama olan inançlarından zere-i miskal bir şey kaybetmeyen insanlar ile yıllarca aynı mekânı paylaştık" diyen Faysal,  "Geride bıraktığımız hasta tutsaklar başta olmak üzere diğer siyasi tutsakların sorunları ile ilgilenmek hem yoldaşlık hukukunun, hem de siyasi sorumluluğumuzun gereğidir. Sorunun çözümü için Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile yaptığımız görüşmelerde hasta tutsaklar meselesini gündeme getirdik. Ayrıca hasta tutsakların yaşadıkları sorunları anlatan ve içerisinde hasta tutsakların listesi ve çözüm önerilerinin de olduğu raporları da sunduk" dedi.


'Tutsaklar 'toplum güvenliği' gerekçesiyle tahliye edilmiyor'


Görüşmelerde hasta tutsakların yaşadığı ağır koşulları ve Adli Tıp Kurumu (ATK) ile savcıların ölmek üzere olan tutsaklara karşı olan düşmanca yaklaşımlarını anlattıklarını belirten Faysal, "Felçli, konuşamayan ve yatalak olan hastaların 'toplum güvenliği' gerekçe gösterilerek savcılar tarafından tahliyelerinin engellendiğini söylediğimizde oldukça şaşırdılar. Üzüntülerini belirttiler. Ancak üzüntülerini dile getirmek ve vaatlerde bulunmak sorunu çözmüyor. Sorunu çözecek olan insani yaklaşım ve siyasi kararlılıktır. AKP'nin siyasi hamurun ve siyasi repertuarına baktığımız vakit çok umutlu olamıyoruz. Çünkü tecrübelerimiz bu yargıda bulunmamıza neden oluyor. Hasta tutsaklar meselesi başta olmak üzere diğer sorunlarımızın çözümü ancak hükümet üzerinde kuracağımız siyasi ve toplumsal basınç ile mümkündür. Kürt halkının siyasi ve örgütlü dinamiği bizlere bu güveni veriyor" ifadelerini kullandı.


'Sorunu kökten çözecek bir düzenleme yok'


Hasta tutsakların mevcut yürürlükte olan düzenlemeye göre, ATK'nin vereceği "Cezaevinde kalamaz raporu" ve savcıların "Toplum güvenliği bakımından tehlikelilik" olmadığı yönündeki kararı ile bırakılabileceklerini belirten Faysal, "5. Yargı Paketi'nde de küçük bir hukuki makyajdan öte sorunu kökten çözecek bir düzenleme yok. Hasta tutsakların tahliyesine ilişkin yapılan değişiklikte ilgili fıkrada yer alan 'toplum güvenliği bakımından tehlikelilik' unsuruna 'ağır ve somut' kriteri eklenmek suretiyle, ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmayan mahpusların cezalarının infazının geri bırakılması önerilmektedir" diye konuştu.


'ATK onay mercii olmaktan çıkarılmalı'


"Toplum güvenliği için risk olarak gören karar, savcıların vicdansızlığına yeniden teslim ediliyor" diyen Faysal, her türlü teknik donanıma sahip, modern cihazlarla donatılmış tam teşekkülü devlet hastanelerinin, eğitim ve araştırma hastanelerinin, üniversite hastanelerinin raporlarının kabul edilmemesinin sorunların asıl kaynağı olduğunu söyledi. Faysal, "ATK, hasta tutsaklar konusunda onay mercii olmaktan çıkarılmalı. Tam teşekküllü devlet hastanelerinin, üniversite hastanelerinin ve eğitim-araştırma hastanelerinin vereceği raporlar geçerli kılınmalıdır. Yine bu noktada hastalara, hastanelerce verilen raporlara itiraz hakkı da tanınmalı" dedi.


'Hasta tutsaklar biran önce özgürleşmeli'


Hasta tutsakların biran önce özgürleşmesi gerektiğini vurgulayan Faysal, "Umarım en kısa zamanda bu konu gündemimizden çıkar ve hasta tutsaklar özgürleşir. Ancak bu sorun varlığını koruduğu müddetçe gündeme getirmeye ve çözüm gücü olmaya çalışacağız. Kulağını tıkayan, gözlerini kapatarak görmezden gelen hükümeti, rahatsız etmeye devam edeceğiz. Hasta tutsakların içerisinde yaşadığı durumu kabullenmek oldukça zor. Eğer bu sorun sürüncemeye bırakılır ve önümüzdeki günlerde adım atılmazsa grup yönetimimizin de onayı dâhilinde bireysel bir takım eylemliliklere başvurabilirim" şeklinde konuştu.


 


(ny/zd/mg)