‘Lice Katliam Davası’nın durdurulmasına tepki
14:12
JINHA
AMED - 1990'lı yıllarda Lice'de yaşanan katliamlara ilişkin dava duruşmasının başka bölgelere taşınıp ardından durdurulmasına tepki gösteren Lice Adalet Arıyor Platformu üyesi Şaban Maltaş, “Lice katliamı davası İzmir'de 13 Haziran günü görülmüş ve hukukta eşine rastlanmayan bir yöntemle dava durdurulmuştur. Bu karar ile daha önceki davalarda uygulanan yöntemin değişmediği, hala bu ülkede devlet aklının var olduğu ve hakikatlerin ortaya çıkarılmasında bu aklın, bir isteğinin ve talebinin olmadığı alenileşmiştir" dedi.
Lice Adalet Arıyor Platformu bileşenleri, 1990'lı yıllarda Lice'de yaşanan katliamlara ilişkin dava duruşmasının başka bölgelere taşınıp ardından durdurulmasına ilişkin Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenledi. Basının yoğun ilgi gösterdiği toplantıya sivil toplum örgütleri, Lice Adalet Arıyor Platformu üyeleri, Baro Başkanı Tahir Elçi katılım sağladı. Açıklamadan önce kısa bir konuşma yapan Lice Adalet Arıyor Platformu üyesi Şiyar Kaymaz, 16 Ocak 2014 tarihinde Diyarbakır'da görülen Lice davasının hakikatleri araştırma noktasında olması için çaba harcadıklarını ifade ederek, ancak davanın ilk olarak Diyarbakır'dan Eskişehir'e oradan da İzmir'e nakledildiğine dikkat çekti. Son olarak davanın İzmir'de durdurulduğunu belirten Şiyar, platform olarak gerçeklerin açığa çıkması noktasında Lice olayının ne kadar vahim olduğunu anlattıklarını ifade ederek, Lice ile ilgili 3 belgesel, iki kitabın yayınlandığı ve gerçekleri yansıttığını belirtti.
'Ölümlerin olmaması için adaletin tesis edilmesi gerekiyor'
Yayınlanan iki kitabın ve belgesellerin tamamen tanıkların dosyasından yazıldığını belirten Şiyar, “Bu çalışmalar efsane değil, hepsi yaşanmış gerçeklerdir. Bizler bu çalışmalarla birlikte herkesin adalete güvenmesini göstermeye çalıştık. Bu adalet arayışımız sırasında bazı zorluklarla karşılaştık. İnsanların adaleti yakalama noktasında 'acaba adalet gelecek mi?' gibi bir umut doğmuştu. Ne yazık ki bu altı aylık süre içerisinde değişik olaylarda cereyan etti. Bu olaylarda ölümler de meydana geldi. Bu ölümlerin olmaması için bu ülkede adaletin tesis edilmesi gerekiyor" dedi.
'Katliamın delilleri ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır'
Lice Adalet Arıyor Platformu'nun çalışmalarını desteklediğini söyleyen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ise, Lice için adalet istediklerini dile getirdi. Tahir, 1993 yılının Ekim ayında Lice'nin yakıldığını hatırlatarak, "Lice'nin 1993 yılında yakılması sırasında biri general olmak üzere 16 insan infaz edilmiştir. Lice’de yaşam hakkının ihlali anlamına gelen en ağır suçlar işlenmiştir. Ancak 20 yıl boyunca bu ağır suç soruşturulmamıştır, devlet görevini yapmamıştır. 20 yıl boyunca bu ağır suçun delilleri soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından ya da devletin adli ve yargı mercileri tarafından göz ardı edilmiştir, gizlenmiş, ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır" şeklinde konuştu.
'Lice davası nakledilerek, davanın seyri değiştirildi'
Tahir, Lice halkının çabası ile Lice Katliamı’na ilişkin davanın görülmeye başlandığını ifade ederek, Lice davasını yetersiz bir dava olarak nitelendirdi. Tahir, "Lice halkına karşı suç işleyenlerin tamamının kimliklerinin tespit edilmesi gerekiyordu. Lice davası, Lice halkına karşı işlenen suçların delillerinin tamamının ortaya çıkarıldığı bir dava değildir. Bizler her şeye rağmen bu davayı önemsedik, hakikatlerin ortaya çıkarılacağı bir dava olacağını düşündük ve hukuken takip etmeye başladık. Lice mağdurlarına hukuki destek sunmaya çalıştık, ancak Lice davası daha ilk duruşmasında güvenlik gerekçesiyle nakledildi" diye konuşarak, Lice davasının nakledilmesi ile davanın seyrinin değişmesine neden olunduğuna dikkat çekti.
'Mağdurlar daha da mağdur ediliyor'
Tahir'in ardından Lice Esnaf ve Sanatkarlar Birliği Sözcüsü Şaban Maltaş, basın açıklamasını yaptı. Şaban, bölgede 1990'lı yıllarda yaşanan çatışmalı dönem içerisinde Lice'de yaşanan katliamın davasının durdurulduğunu belirterek, "Daha önce zaman aşımına uğrayan Cizre, Kulp ve Şırnak katliamı davalarına bir örnek de Lice davasında yaşanmıştır. Açılan davalar ya sanık lehine işlenmekte ya da mahkemeler sürgünlere gönderilerek mağdurlar daha da mağdur edilmektedir" dedi.
'Lice katliamı davası önceki davalar gibi durduruldu'
Lice katliamı davasının Eskişehir ve İzmir'e alındıktan sonra durdurulduğunu ifade eden Şaban, "Lice katliamı davası İzmir'de 13 Haziran günü görülmüş ve hukukta eşine rastlanmayan bir yöntemle dava durdurulmuştur. Bu karar ile daha önceki davalarda uygulanan yöntemin değişmediği, hala bu ülkede devlet aklının var olduğu ve hakikatlerin ortaya çıkarılmasında bu aklın, bir isteğinin ve talebinin olmadığı alenileşmiştir" ifadelerini kullandı.
'Katliam davaları geçmişle yüzleşme şeklinde ele alınmalı'
Lice katliam davasına yaklaşımın adalete güvenme konusunda ön açıcı olduğuna dikkat çeken Şaban, "Bu bağlamda Lice davası ile birlikte Cizre, Kulp, Şırnak ve benzeri davaların geçmişle yüzleşme şeklinde ele alınması elzemdir. Ayrıca; adil ve hakkaniyetli bir yargılama, hakikatlerin araştırılması için bağımsız komisyonların kurulması, tetiği çekenlerle birlikte 'tetiği çek' emri verenler ile dönemin siyasi sorumluların hesap vermesi, MGK arşivlerinin açılması, TBMM'de bu olaylara ilişkin 'Araştırma Komisyonu'nun kurulması, kalekol inşaatları yerine adaletin tesis edilmesi, mahkemelerin, olayın vuku bulduğu yerde yapılmaları ve mağdurların mağduriyetinin giderilmesi taleplerimiz Lice Adalet Arıyor Platformu bileşenleri ve destek veren kurum ve şahsiyetlerin ortak talebidir" şeklinde konuştu.
(dc-rt/mg)

