Tarım işçileri: Devlet önce göçe sonra da sefalete sürükledi

08:32

Tekoşin TEKİN /JINHA


ADANA- Toplama sezonu başlayan mısır tarlarında havanın sıcak olması ve tozlu ortam olması işçileri bir  hayli zorluyor.  Adana'nın Seyhan İlçesine Bağlı Küçükdikili civarlarında bulunan mısır tarlalarında çalışan işçiler, 1990'larda zorunlu göçe zorlanarak geldikleri Çukurova'da bu defa toprak sahipleri tarafından ucuz iş gücü ücretlendirmeleriyle sefalet içinde yaşamaya zorlandırıldıklarını belirtti. İşçiler, "Tarlalarda gün boyu çalışmamıza rağmen, patronların bize reva gördüğü 37 liralık ücretlendirmeye tabi tutuluyoruz.  Devlet köyümüzü yaktı, zorunlu göçe zorladı. Yılarca bu toprakların dilini öğrenmeye çalıştık. Yapacak başka çare yok. Çalışmak zorundayız, yoksa hiç bilmediğimiz bu topraklarda aç kalırız" dedi.


Zorunlu göçe tabi tutularak 1990'larda bölgeden ayrılmak zorunda kalan Çukurova'ya yerleşen Kürt yurttaşlar, Çukurova'da yıllardır tarım işçisi olarak ucuz iş güzüyle çalışıyor. Yaz aylarının başlamasıyla kendini günden güne daha çok hissettiren sıcaklar, gündelik yaşamın her alanını etkilerken, kadın ve erkek işçiler başlarına şapka, puşi ve yazmayla kapatarak güneşin yakıcı sıcağı altında ve toz içinde mücadelesi veriyor.  Adana'da sezonu bir aydır başlayan mısır tarlarında hem havanın sıcak olması hem de havasız ve tozlu ortam olması, işçileri bir hayli zorluyor.  Adana'nın Seyhan ilçesine bağlı Küçükdikili civarlarında bulunan mısır tarlarında çalışan tarım işçileri günlük aldıkları 37 liranın verdikleri emeği karşılamadığını ve işverenlerden şikayetçi olduklarını dile getirdiler.


Hem tarlada hem evde çalışan kadınlar…


Mardin Derik'ten Adana'ya göç eden 25 yaşındaki 3 çocuk annesi tarım işçisi Özlem Erbaş,eşi ile birlikte çalıştığını dile getirerek, "İşimiz çok zor, tarlada çalıştığım yetmezmiş  gibi eve gidip birde ev işi yapıyorum. Evi temizliyorum,  yemek yapıyorum ve çocuklara bakıyorum. Patronlar başımızda resmen psikolojik baskı uyguluyor" şeklinde konuştu. Kiracı olduklarını söyleyen özlem kazandıkları gelirle çocukları okutmakta zorlandıklarını ifade etti. Özlem, " Günlük 37 lira alıyoruz. Kesinlikle emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Aldığımız para yemeğimize bile bazen yetmiyor. Hiçbir sağlık güvencemizde yok ama ne yapalım mecburuz çalışmaya" dedi. 


 'Oruçta da çalışıyoruz'


Şırnak'ın Uludere ilçesinden  20 yıl önce devlet tarafından köylerinin yakılması ve koruyuculuk sistemi dayatıldığı için Adana'ya göç etmek zorunda kalan Aysel Ulaş ise 15 yaşından beri çalışmaya başladığını belirterek,  "Para yeri fiş veriyorlar daha sonra artık 2 3 hafta veya  1 ay sonra bizdeki fişleri elçiye veriyoruz. Ondan sonra bize para veriyorlar. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Çok haksızlık oluyor.  Patronlar zalim oluyor 37 lira bu iş için çok az.  Hak ettiğimizden daha az alıyoruz.  Tüm tarım işinde böyle sadece buruya ait değil" dedi. Öğlen den sonra tarlaya gittiklerini ve gece yarısına kadar çalıştıklarını söyleyen Aysel, " İşin zorlukları çok fazla. Hem sıcak hem de çok tozlu.  Çalışınca boğuluyor gibi oluyoruz.  Mısırın sapları bazen gözümüze giriyor, çok havasız. Ama mecbur çalışmak zorundayız. Ramazan'da da oruçlu halimizle çalışmak zorunda kalıyoruz. Allah bize yardım etsin" ifadelerinde bulundu.


'Okulu bırakmak zorunda kaldım'


Bir diğer tarım işçisi Dilan Minas(18) 3 yıl önce Diyarbakır merkezden Adana'ya ekonomik nedenlerden dolayı göç ettiklerini belirtti. Dilan, Adana'ya göç etmeleriyle beraber okulunu da bırakmak zorunda kaldığını ve maddi durumdan dolayı ortaokuldan sonra okumadığını kaydetti.  Dilan, "İşin zorluğu çok fazla, hem mısırı kırıyoruz hem yerden topluyoruz, hem de erkek işi olan yüklemeyi de biz yapıyoruz.  havalar sıcak ve tozun olması ve yaklaşan ramazan ayıda bizi zorlayacak. Günlük 37 lira alıyoruz. 2 yıl öncede 37 lira alıyorduk.  Bu yıl daha fazla almamız gerekirken yine 2 yıl öncesi gibi aldık" diye konuştu.


'Geleceğim tarlalarda kararıyor'


Attilah Eser(18), Mardin Derik'ten 20 yıl önce hükümet tarafında köylerinin PKK'ye yardım ve yataklık gerekçesi ile ateşe verildiğini ve kendilerinin de zorunlu göçe tabi tutulduğunun altını çizdi. Atillah,  geçim sıkıntısından dolayı okuyamadığını dile getirerek, 13 yaşından beri tarlalarda çalıştığını ve geleceklerinin tarlalar kararacağını belirtti. Attilah, "Emeğimizin karşılığını alamadığımız için tarlalarda çalışmak istemiyorum. Çünkü hiç bir sağlık güvencesi yok ama mecburuz yapacak başka iş imkanı yok" ifadesinde bulundu.


 ' Benim yaşımdakiler okuyor, geziyor ve tatil yapıyor bende tarlada çalışıyorum'


Hacı Gezici (18) Ekonomik nedenlerden dolayı ailesinin 20 yıldır Diyarbakır'ın Çermik İlçesinden Adana'ya göç ettiğini dile getirdi.  Hacı, " Çok düşük ücrete çalışıyoruz 5 kardeşiz, ben ve erkek kardeşim çalışıyoruz. Benim arkadaşlarım okul okuyor ben de maddi durumlardan kaynaklı okuyamadım. Tarlalarda çalışıyoruz ama emeğimizin karşılığını hakkımızı alamıyoruz. Benim yaşımdakiler okuyor, geziyor ve tatil yapıyor ama bende çalışmak zorundayım. Mecburuz ailemize bakmaya" şeklinde konuştu.


Foto:  Filiz Zeyrek


(tt/zd)