Verimli tarım arazilerinin imara açılması tarımı bitiriyor!

09:40

 


Tekoşin Tekin / JINHA


ADANA – Geçmişten bu yana önemli tarım merkezlerinden biri olan Çukurova bölgesi, bu önemiyle beraber birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Çukurova’nın tarım merkezi olması nedeniyle sık ve düzensiz göç alan, verimli arazileri konutlaşmaya açılan bir bölge olduğunu belirten Tarım Orkam Sen Adana Şubesi Sekreteri Ziraat Mühendisi Ayten Dolançay, bunun yanında bölgeye tarımsal faaliyetler için gelen mevsimlik işçilerin çalışma koşullarına da dikkat çekti. Ayten, tarım sektörünün kadınlar ile çocukların yoksulluklarının ve kayıt dışı çalıştırılmalarının en çok yaşandığı sektör olduğunu dile getirdi.


Çukurova bölgesi geçmişten bu yana önemli bir tarımsal üretim merkezlerinden biri olma özelliğini korumaktadır. Özellikle bölgede yaşanan ve yaşatılan zorunlu göç ile de Çukurova, hem göç alan hem de göç veren bir bölge konumdadır. Türkiye’nin genelinde olduğu gibi Çukurova bölgesinde de sürdürülen tarımsal faaliyetlerin birinci unsuru, tarım işçileridir. Gelişmiş ülkelerde makine gücü daha fazlayken, gelişim başlamış olsa da Türkiye gibi gerilmemiş ya da az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi insan gücüne bağımlı bir tarım yürütülmektedir. Çukurova bölgesinde tarımsal faaliyetleri değerlendiren Tarım, Orman Çevre ve Hayvancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam Sen) Adana Şubesi Sekreteri Ziraat Mühendisi Ayten Dolançay, verimli sulu tarım alanların,  sebze ve narenciye bahçelerinin, artan kent nüfusuna bağlı olarak her geçen gün biraz daha daraldığını dile getirdi. Ayten, “Göç, artan işsizlik ve istihdamla cebelleşen bölge kentlerinde,  belediye hizmetlerinden yoksun, yaşam koşullarına uygun olmayan, daha çok nitelikli tarım topraklarının üzerinde oluşan varoşlarda insanlar yaşamaktadır” dedi.


‘Çukurova önemli bir tarımsal üretim merkezidir’


Ayten, yerleşime açılacak alanların daha çok tarımsal vasfı olmayan ve sulama olanağından yoksun alanlar olması gerekirken, Çukurova bölgesinde bunun aksinin yapıldığını ifade etti. Çukurova Bölgesi’nin tarımsal üretiminin yüzde 90’ının bitkisel ürünlerden oluştuğunu söyleyen Ayten, bitkisel ürünlerin başında en fazla pamuk, mısır, buğday, soya, narenciyenin geldiğini kaydetti. Ayten, Çukurova bölgesinin geçmişten bu yana önemli bir tarımsal üretim merkezi olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle uzun seneler pamuk yetiştiriciliğinde önemli bir bölge konumda olmuştur Çukurova. Günümüzde ise Çukurova’nın sahip olduğu pamuk potansiyelini kaybettiği görülmektedir. Bunun nedeni, arazilerin miras yolu ile parçalanması, işletmelerin küçük olması, tarımda kullanılan girdi maliyetlerinin yüksek olmasıdır” dedi.


‘Artan nüfus ile araziler ve tarım işletmeleri parçalara bölündü’


Artan nüfus sonucunda araziler ve tarım işletmelerin daha da küçük parçalara bölündüğünü söyleyen Ayten, bunların da her geçen gün bölgenin tarımsal niteliğini olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Ayten, “Çukurova Bölgesi tarım ve tarımsal üretim açısından çok güçlü kimlik yapısına sahip olmakla birlikte, yüksek bir tarım potansiyelinin olduğu bölge olarak öne çıkabilmesi, modern tarım uygulamalarının yapılması ve tarımsal üretim konusunda bilimsel tekniklerin uygulanması ile mümkün olacaktır” ifadelerine yer verdi. Bölge halkının büyük çoğunluğunun geçimini tarım ürünlerinden ve tarıma dayalı sanayiden sağladığına değinen Ayten, iklim koşullarının elverişli olması, ürün çeşitliliğinin fazla olması ve mevsimin ilk tarım ürünlerinin yetişmesi bakımından Çukurova’nın Türkiye için önemli bir tarım merkezi olduğunu belirtti.


‘Çukurova’nın mevcut tarım potansiyelinin artırılması gerekiyor’


“Bölgenin eskisi gibi tekrar tarımsal açıdan hak ettiği değere ulaşması ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının engellenmesi gerekiyor” diyen Ayten, mevcut tarım potansiyelinin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Ayten, “Çukurova’nın tarıma uygun olan ve olmayan arazileri belirlenerek, ileri teknolojinin tarımda kullanılması ve tarıma dayalı kalkınmanın gerçekleştirilmesi çalışmalarına hız verilmelidir. Bu nedenle, kentleşme, tarıma uygun olmayan alanlara kaydırılmalıdır” şeklinde konuştu. Çukurova’da tarıma dayalı sanayinin başında tekstil ve yağ sanayinin geldiğini belirten Ayten, “Tarım bu sektörlerin bölgede en önemli kaynağını ve aynı zamanda istihdam alanını oluşturmaktadır. Burada yapılması gereken, sürdürülebilir tarım uygulamalarını gerçekleştirerek Çukurova için ekonomik öneme sahip tarımsal ürünlerde iç ve dış ticareti artırmanın yollarını aramaktır” sözlerine dikkat çekti.


Teknolojinin yaygın olmaması üretim maliyetlerini artırmakta’


“Türkiye tarımında uygulanan ileri üretim tekniklerinin ve teknolojilerin yaygın olarak kullanılmaması üretim maliyetlerini artırmaktadır” diyen Ayten, Türkiye’de ileri tarım tekniklerinin istenilen düzeyde olmamasına rağmen tarım tekniklerinin en fazla kullanılarak tarım yapılan bölgenin Çukurova olduğunu aktardı. Ayten, “Tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması ile birlikte hızlı artan nüfus, göç, kırsal nüfusun kente düzensiz, kontrolsüz yerleşimi ve işsizliğin her geçen gün artması ile Çukurova, tarım bölgesi kimliğini giderek kaybediyor” şeklinde konuştu.


Mevsimlik tarım işçileri kamu hizmetlerinden yararlanamıyor’


Ayten, üreticileri destekleyecek tarım politikalarının oluşturulması gerektiğini ifade ederken, tarımsal faaliyetlerin güçlenmesi için çiftçilerin ihtiyaç duyacakları kaynak kullanımı ve arazi ile ilgili mülkiyet sorunlarının da gidermesi gerektiğini söyledi. “Bölgenin, tarım bölgesi niteliğini koruyacak arazilerde toprakların amaç dışı kullanımı engellenmelidir” diyen Ayten, Çukurova Bölgesi’nde çalışan geçici mevsimlik tarım işçilerinin durumuna ve sorunlarına da dikkat çekti. Ayten, “Mevsimlik tarım işçilerinin barınma, eğitim, sağlık gibi hizmetlerden yeterince yararlandıkları söylenemez. Kadınlar ile çocukların yoksullukları ve kayıt dışı çalıştırılmalarının en çok yaşandığı sektör tarım sektörü olmaktadır” dedi.


‘Kadınlar ve çocukların eşit işe eşit ücret alamadığı bir gerçektir’


Ayten, “Mevsimlik işçiler arasında göç edilen yerdeki çalışma koşulları nedeniylen kadınlar ve çocukların ücret farklılıklarından etkilendiği, eşit işe eşit ücret alamadığı bir gerçektir. Mevsimlik tarım işçisi olan herkesin sosyal güvenlik kapsamına girmesi sağlanmalı, çalıştıkları yerlere ulaşım koşulları daha güvenli hale getirilmeli, mevsimlik tarım işçileri ve ailelerinin, tarımda iş kazaları ve tarım ilaçlarından korunma eğitimlerini almaları sağlanmalıdır. Elci, çavuş ve benzeri aracıların kayıtlı olması sağlanmalıdır” açıklamalarında bulundu.


(tt/gk)