Kadınlar yarın Çağlayan Adliyesi’nde

13:09

JINHA


İSTANBUL – İstanbul Feminist Kolektif,  yazılı açıklama ile oğlu tarafından katledilen Hanime ve koruma polisi Emrah davasının görüleceği Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelme çağrısında bulundu. 


Mart ayında Çağlayan adliyesi önünde yanındaki koruma polisi Emrah Taşdemir'le birlikte katledilen  Hanime Aslan'ın davasının 2’inci duruşması, yarın saat 11.00’da  Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. İstanbul Feminist Kolektif (İFK) yazılı açıklamada bulunarak tüm kadınlara duruşmaya katılım çağrısı yaptı. İFK’nın açıklamasında, “Kadınların bu başkaldırı süreçlerinde başlarına gelenlerden öncelikle devlet sorumludur. Ancak şiddeti duyan, bilen, izleyen, müdahale etmeyen, el uzatmayan, normalleştiren herkes bu sorumluluğa ortak” diye ifade edildi.


‘Tek sorumlu devlet’


“Koruma kararına rağmen öldürülen kadınların ölümünden öncelikle devlet sorumludur” denilen açıklamada, Hanime ve polis katleden Dursun’un bası Hızır Zehir tarafından cinayete azmettirildiğinin altı çizilerek, “Davanın ilk duruşmasını duyururken Hanime Aslan’a yıllardır şiddet uygulayan ve oğlu Dursun Zehir’i cinayete azmettirmekten yargılanan Hızır Zehir’in hâla elini kolunu sallayarak dolaşıyor olmasını kabullenemiyoruz demiştik.


İlk duruşma sonunda Hızır Zehir tutuklandı. Tutuklama kararı üzerine Dursun Zehir küfürlerle tehditler savururken, Hızır Zehir de 13 yaşındaki küçük oğlundan bahisle salondakilere gözdağı verdi” diye belirtilerek yargının eksik kalmasından dolayı zanlının tutuklanmasına rağmen kadınlara tehdit yağdırdığına dikkat çekildi. 


‘Koruma polisine rağmen, adliye önünde katledildi’ 


Hanime Aslan’ın  eşi tarafından yıllarca şiddet gördüğü belirtilen açıklamada, “ Hanime ardından boşandı ancak ölüm tehdidinden kurtulamadı. Hanime Aslan’ın koruma kararına rağmen, korumasıyla birlikte öldürülmesi bize bir kere daha devletin kadınları şiddetten korumadaki etkisizliğini gösteriyor. Hanime Aslan’ın ‘ölümle tehdit ediliyorum’ diye ifade verdiği duruşma çıkışında, Adliye binası önünde ve korumasıyla birlikte öldürülmesi karşısında bir kez daha tekrar ediyoruz. Tutuklamak için kadınların öldürülmesi mi gerekiyor?


Son yıllarda kadınların gördükleri şiddeti devlet kurumlarına şikayet etmelerine ve koruma kararı almalarına rağmen öldürülmeleri daha etkin bir yasa ve korumanın acil ve hayati olduğunu açığa çıkarıyor. 2008 yılında, 5 kere şikayet etmiş olmasına rağmen, sokak ortasında öldürülen Fatma Babatlı’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınan davasında devletin yaptığı savunma ibret vericidir. Savunmada, kamu görevlilerinin farklı davranmış olsalardı dahi ölüm olayına engel olamayacakları belirtilerek kolluk öldürülmenin önüne geçemez denmiştir” denildi. 


‘Kadınları korumak için erkekleri engellemelisiniz’


Kadınların korumanın yolunun, kağıt üzerinde kalan koruma kararları vermekten ziyade can güvenliğinin yeterince sağlanmasından geçtiğinin altı çizilen açıklamada, “Erkek şiddetine karşı politikaların merkezine erkekleri engellemek üzerine politikalar konmalıdır. Artık hiçbir kadının şiddet görmesini istemiyoruz. Kadınların şiddete karşı başkaldırdıkları, şiddeti kamusallaştırdıkları, şikayet ettikleri, dava açtıkları, ölümü göze alıp boşandıkları bir dönemden geçiyoruz.Kadınların bu başkaldırı süreçlerinde başlarına gelenlerden öncelikle devlet sorumludur. Ancak şiddeti duyan, bilen, izleyen, müdahale etmeyen, el uzatmayan, normalleştiren herkes bu sorumluluğa ortak. Kadınların ölümlerinden sonraki yakınmalarımız, gördüklerimiz ve duyduklarımız başka kadınların öldürülmemesi için mücadelemize ışık tutsun” diye belirtildi.


(zd)