Bölgelerin Demokrasi Partisi’yle ‘Demokratik Özerkliğe’ doğru…
08:37
Asiye Tekin – Şêrin Hiso / JINHA
AMED – BDP Yeniden Yapılanma Komisyonu üyesi Kamuran Yüksek, BDP’nin yeni dönem rol ve misyonuna dikkat çekerek, “Devletten bekleyen, devletten isteyen, devletten talep eden bir noktadan çıkıyoruz, çıkacağız. Devletle elbette mücadelesi, müzakeresi olacaktır, diyalogu olacaktır. Ancak bekleyen bir noktadan çıkacağız” dedi. BDP’de eşit temsiliyetin sağlanacağını da dile getiren Kamuran parti yönetiminin yarısının erkeklerden, yarısının da kadınlardan oluşacağını belirtti.
BDP Yeniden Yapılanma Komisyonu üyesi Kamuran Yüksek ile BDP’nin yeni dönem rol ve misyonu üzerine konuştuk. Kamuran Yüksek, “BDP’nin yeni dönem rol ve misyonu ne olacak?”, “ BDP bundan sonra kendisini Bölgelerin Demokrasi Partisi olarak mı örgütleyecek”, “Bir seçim partisine dönüşecek mi yoksa sadece HDP'nin içerisinde HDP'yi destekleyen pozisyonda mı olacak?”, “ Kadınlar açısından BDP nasıl olacak? Kadınlar nasıl yer alacak? Eşit temsilyet olacak mı?”, “ BDP hangi sorunlara çözüm olacak?” şeklindeki sorularımızı yanıtladı.
- BDP’nin yeniden yapılanma komisyonunda bulunuyorsunuz. BDP’nin yeni dönem rol ve misyonu ne olacak? Yeniden yapılanma çalışmaları hangi aşamada, BDP olarak neler yapacaksınız?
Bu dönem Kürt siyaseti ve demokratik siyaset yeniden yapılanma süreci içerisinde. Bölgenin tamamı aslında bir yapılanma süreci yaşıyor. Küresel sistem bu haliyle devam edemiyor, kapitalist sistem büyük bir bunalım yaşıyor. Yapısal olarak kendisini sürdüremiyor ve bölgede büyük çalkantılar söz konusu. Tüm yapılar, hareketler, toplumlar bunun dışında olamazlar. Değişim sürecini karşılamak, değişim sürecini geliştirerek, kendilerini geleceğe taşımak zorundalar. Türkiye’de de siyasal açıdan yeni bir yapılanma söz konusu. HDP yapılanması geliştirildi biliyorsunuz. HDP bizimde bir bileşen olarak içerisinde yer aldığımız Türkiye’nin tamamının demokratikleşmesine yönelik bir proje aslında, bir bileşen partisi. Bir hedefi, amacı var bunu gerçekleştireceğine de inanıyoruz. Bunun yanında birde BDP yapılanması söz konusu, yeni dönemin rol ve misyon tartışması var.
‘BDP bir tabela partisine dönmeyecektir’
BDP algılanan ya da algılatılmaya çalışılan bir tabela partisine dönmeyecektir. Tam tersine bir toplum partisine dönecektir. BDP yeni dönemde daha ideali olarak toplum partisi olacaktır. Toplum iradesini ortaya çıkarmak için yoğun bir faaliyet içinde olacaktır. BDP'nin bir dünya görüşü var bunu yeni dönem misyonuyla daha da güncelleyerek ortaya koyacak. Biz sadece bölge eksenli, Türkiye eksenli bir yaklaşımla da değil, tüm toplumun geleceği açısından bir siyasi yaklaşımımız var. Kapitalist moderniteye karşı, demokratik moderniteyi geliştirme perspektifi ile hareket ediyoruz. Kapitalist modernitenin toplum açısından yaratığı sonuçları hep beraber görüyoruz. İnsani açıdan yaratmış olduğu sorunlar, toplumların yaşamış olduğu yoksullukları, ahlaki çözülmeleri, yozlaşmaları, boğazlaşmaları, çatışmaları hep beraber görüyorduk. Bu kapitalist modernitenin ortaya çıkartmış olduğu bir sonuçtur, kapitalizmin bir krizidir. Biz bunun karşısında demokratik moderniteyi geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu dünya eksenli bir bakış açısıdır. Bunun temelinde de demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma yatmaktadır. Biz bu temelle hareket ediyoruz. BDP'nin hareket noktası bu olacaktır.
‘BDP’nin temel yaklaşımı demokratik ulus olacaktır’
BDP'nin ikinci temel yaklaşımı demokratik ulus olacaktır. Ulus devletlerin ve kapitalizmin milliyetçilik ideolojisinin dünyayı getirmiş olduğu nokta ortadadır. Ortadoğu’yu değerlendirdiğimizde etnik çatışmalar, mezhepsel çatışmalar, inanç çatışmalarının geldiği nokta ortadadır. Milyonlarca insan bu boğazlaşma içersinde hayatını kaybediyor, yine milyonlarca insan bunun farklı mağduru oluyor. Bölge kan deryasına dönmüş durumda. Bunların tümünün temelinde aslında kapitalist modernitenin milliyetçilik ideolojisidir. Etnik milliyetçilik, mezhepsel milliyetçilik, dini milliyetçiliği geliştirmiş olması yatıyor. Biz buna karşı bütün bu kimliklerin aslında bir arada yaşayabileceği etnik kimliklerin, mezhepsel inançsal kimliklerin bir arada yaşayabileceği toplumun daha üst bir boyutta birleşeceği bir perspektifle bakıyoruz. Demokratik ulus perspektifi bu oluyor.
‘Partimizin temel hedefi demokratik özerklik olacak’
Bu hem bölgedeki sorunların çözümü açısından temel bir perspektiftir, hem de Türkiye’de yaşayan halklar açısından Lazlar, Çerkezler, Türkler, Ermeni, Müslüman ve Müslüman olmayan inanç gruplarının kendisini daha üst bir noktada toplumu yeniden toplumsallaştıracağı bir perspektiftir. Birlikte, demokratik ve özgürce yaşayacakları bir perspektiftir. Bu yeni demokratik ulus perspektifi BDP'nin programına temel bir nokta olacaktır. Temel çıkış noktasını burada arıyoruz. Bunun ete kemiğe bürüneceği vücut bulacağı sistem olarak ta, demokratik özerkliği hedefliyoruz. Demokratik özerklik partimizin temel hedefi olacaktır. Bu ifade ettiğimiz dünya görüşü demokratik ulus perspektifi bunun ruhudur, bedeni ise demokratik özerklik olacaktır. Demokratik özerkliği programımızın temel noktalarından biri olarak ele alıyoruz.
- BDP bundan sonra kendisini Bölgelerin Demokrasi Partisi olarak mı örgütleyecek. BDP sadece bölgesel özerklik üzerinden mi örgütlenecek?
Neden demokratik özerklik? Neden bölgeler eksenli bir idari sistem olsun? Bu önemlidir yoksa şekilsel, biçimsel bir öneride bulunmuyoruz. Bunun bir arka planı var, bir nedeni var, hareket ettiğimiz bir nokta var. Bu da aslında devletçi sistemdir. Devletçi uygarlığın topluma yansıttığı sonuçlar biliniyor. Biz şöyle bir slogandan hareket etmek istiyoruz 'Daha az devlet daha çok toplum' devlet karşısında toplumu irade haline getirmek istiyoruz. Devletin küçülmesini hatta sadece toplumun hizmetinde olan toplumun iş ve rol koordinasyonluğunu sağlayan bir mekanizmaya dönüşmesi gerekiyor. Düşünüyor buna inanıyor ve hedefimiz bu olacak. Bunun karşısında geliştirdiğimiz formülasyon demokratik özerkliktir.
‘Toplum özne olmalı devlet nesne olmalıdır’
Türkiye açısından şöyle somutlaşıyor. Kültürel, sosyal etnik yapının, coğrafik yapıya bakılarak, Türkiye’nin belli bölgelere göre yeniden düzenlenmesi, merkeziyetçi yapının dağıtılması, her şeyin merkezi hükümette toplandığı, idare edildiği, yönetildiği aslında devletin özne, toplumun nesne olduğu durumdan çıkarmak istiyoruz. Toplum özne olmalı devlet nesne olmalıdır. Devlet dediğiniz olgu bir mekanizmadır, bir araçtır, biz bu aracın bu kadar güçlü olmasını, toplum üzerinde tahakküm kurmuş olmasını doğru bulmuyoruz. Bundan dolayı toplum gelişmiyor, birey gelişmiyor, irade gelişmiyor. Toplum devlet için var olmaya başlıyor oysa tersi olması gerekir. Olacaksa eğer bir devlet toplum için olmalı. BDP olarak bu ne kadar süren bir dönem olur bunu kestirmek zor. Gelişmeler bunu gösterecek ama tüm ağırlığımızı, tüm gücümüzü Kürdistan’a vereceğiz. Kürdistan’da bunun geliştirilmesini hedefleyeceğiz.
‘Devletten isteyen, bekleyen ve talep eden bir noktadan çıkıyoruz’
Demokratik özerkliğin geliştirilmesini de hedeflerken artık şöyle bir noktadan çıktık. Devletten bekleyen, devletten isteyen, devletten talep eden bir noktadan çıkıyoruz, çıkacağız. BDP olarak inşa etmeye çalışacağız. Devletle elbette mücadelesi, müzakeresi olacaktır, diyalogu olacaktır. Bekleyen bir noktadan çıkacağız. Çünkü demokratik özerklik adına geliştireceğimiz bütün faaliyetler toplum adına olacaktır. Toplumun daha fazla özgürleşmesi, daha fazla iradeleşmesi, adaletin sağlanabilinmesi, eşitliğin sağlanılabilinmesi için olacaktır. Bunu geliştirmek amacıyla olacaktır. Toplum yararına olanı toplum elbette savunacaktır.
‘Gücümüzü Kürdistan’a aktaracağız’
Biz coğrafi bir özerklik hedeflemiyoruz, yani biz Kürdistan sınırları şuradan şuraya kadar olan bir özerklikten söz etmiyoruz. Etnik bir özerklikten de söz etmiyoruz. Biz Türkiye'nin genelini alıyoruz, Kürdistan’ı da alıyoruz bunun içerisine. Kürdistan coğrafi bir tanımlamadır, Kürdistan’da da bu bölgeler olacaktır. Kültürel, sosyal, ekonomik ve diğer etmenlerle bağlantılı yakınlıkları çerçevesinde Kürdistan'da bölgeler olacaktır. 5 bölge, 6 bölge, 7 bölge olabilir yönetilebilinmesi açısından. Kürdistan’da özerklik geliştireceğiz derken burada da merkeziyetçi bir durum geliştirmeyeceğiz, bunu hedeflemeyeceğiz. Bu çerçevede biz Türkiye genelinde elbette ama esas olarak ağırlığımızı, gücümüzü Kürdistan'a aktaracağız.
- Peki, demokratik bölgeler partisi seçimlerde yer alacak mı? Bir seçim partisine dönüşecek mi yoksa sadece HDP'nin içerisinde HDP'yi destekleyen pozisyonda mı olacak?
Bundan sonraki süreç açısından bunu belirtiyorum. Yoksa Kürdistan'da BDP ile ilgileneceğiz. Bu konuda çok kesin olarak seçim partisi olmayacağı ya da seçim partisidir demek istemiyoruz. Ama şuan biz HDP bileşeni olarak, HDP bünyesinde seçime gitmeyi ön görüyoruz. Biz buradan çıkartmak istiyoruz aslında. Bu nedenle diyoruz bir seçim partisi olmasın ya da bunun içinde yer alan kadrolar, yönetim kademeleri, çalışanlar siyasal iddia hırsıyla bu işe girmesinler. Mevkii makam peşinde olmamalılar, bunu hedefleyen olmamalı tüm yoğunlaşmasını bütün çabasını ifade ettiğimiz çerçevede bir amaca akıtmalıdır. Burada ki amacını, çalışmasını bu nedenle iktidarın çıkarlarına tahavvül eden mevkii makam peşinde bir noktada olmamalı diyoruz. O yüzden partinin birleşenleri, çalışanları, yönetim kademeleri asla böyle bir yoğunlaşmayla gelmeyecekler partiye. Asla kendisini, gerçekten kendisini topluma adayan gerçekten halka adayan, halk için var olan, halk için çalışan toplumun bu sorunlarını çözmek için var olan bir amaçla, bir hedefle gelecek. ‘Ben buradan şu siyasal mevkiiye ulaşayım’ diye gelmeyecek. Kriterlerimiz bunlardır. Bunlar çok net kriterlerimizdir, hatta bu nedenle seçilmeyi, sadece bir mevkiiye gelmeyi seçen arkadaşlar bize başvurmasınlar diyoruz. Asıl amacı bu topluma kendini adama olan arkadaşlar bu iddia ve kararlılıkla yaklaşan arkadaşlarımız daha fazla ön plana çıksın.
‘BDP yeni dönemde bir eğitim partisi olacak’
Ama bu şu değil, kuşkusuz bir toplumun tamamını kucaklıyor, toplumun tamamına öncülük yapacak arkadaşlarımızın bu kararlaşma ve iddia içerisinde olması gerekiyor. Bu nedenle bu tür kriterleri biraz daha öne çıkarıyoruz. Kadrolar toplumun hayat ve yaşam standartlarının üzerinde yaşamayacaklar. Toplumla birlikte yaşayacaklardır, onun standartları çerçevesinde yaşayacaklardır. Biz toplumla bütünleşelim, sonuçta toplumun içinden gelen insanlarız. Biz sokaklardan, tarlalardan gelen, hepimiz toplumun değişik katmanları içerisinden gelen insanlarız ve toplumun iradeleşmesi için çalışanlarız. Bu amaçla tabi ki kendisini topluma adayacak olanlara daha çok değer veriyoruz. Tabi ki seçime nasıl girilecek bunlar gelecekte gündemimize girecek. Bunu değerlendirecek olanlarız ama önceliğimiz değildir. Önceliğimiz toplumsal ihtiyaçlardır. Partimiz buna göre de kadro yetiştirmeli, demokratik siyasetin kadrosu olmalı. Demokratik özerkliğin kadroları olmalı, bunların çalışanları olmaları. Bu sistemi geliştirecek, kendini adayacak yoğun arkadaş olabilmelidir. Partimiz hedef olarak bunu isteyecek, uygulayacak ve bunu geliştirmeyi hedefleyecek. BDP yeni dönemde bir eğitim partisi olacak. Bunun yanında toplumu örgütleyecek, toplumu iradeleştirecek örgütleme partisidir. Demokratik özerklik, demokratik ulusun geliştirilmesi partisidir.
- Toplumun büyük kesiminin merak ettiği bir parti. Bu sadece bir kadro partisi mi olacak, yoksa inşa etmek üzerine mi olacak? Toplum BDP içerisinde nasıl yer alacak?
Sadece KCK davasından tutuklanan arkadaşların olduğu bir parti olmayacak. Sadece kadroların olduğu bir parti de olmayacak. Gerçekten kendisini topluma adayan arkadaşların yoğunlukta olduğu arkadaşlar bu çalışmada yer alacak. BDP neticede bir yönüyle Kürdistani bir partidir, tabi Kürdistan’da ki tüm toplulukları kapsaması gerekecek. Partiyi yöneten hem merkez, hem de yerel yönetimlerimiz de tüm bunların içerisinde bulunacak. Biz yoğunlukta tüm zamanını bu mücadeleye, bu amacı gerçekleştirmeye adayacak arkadaşların yoğunlukta olmasını hedeflediğimiz için bir kadro partisi diyoruz.
- Kadınlar açısından BDP nasıl olacak? Kadınlar nasıl yer alacak? Eşit temsilyet olacak mı?
Kadın sorunu partimiz tarafından toplumsal alanda en derin sorun olarak ele alınıyor. Ve kadın mücadelesinin gelişmesi ve özgürleşmesi halinde toplumun özgürleşmesi perspektifiyle hareket ediliyor. Bu ideolojik doğrultumuzun en temel noktalarından biridir. Bu derece ele aldığımız bir konuda elbette kadın arkadaşların parti içerisinde ki konumlanması da buna göre olacaktır. Biz geliştirmek istediğimiz her şeyi bir örneğini partide var etmek zorundayız. O nedenle eşit temsiliyet olacak. Parti yönetimlerimizin yarısı erkeklerden oluşuyorsa diğer yarısı da kadınlardan oluşacaktır. Bunun yaratılması için çalışacağız. Öncelikle bu konuda tabi ki erkek egemenliğinin düşünce biçimi, zihniyet kalıplarının yıkılması yönünde çalışmalar, çabalar olacaktır. Bununla birlikte partide ki kadın hareketinin, kadın arkadaşlarımızın bu zihniyete sahip erkek arkadaşlarla birlikte geliştireceği mücadeleyle buna erişmeye çalışacağız. Partide yönetim kademelerinin tamamında, parti meclisimizin yarısında kadın arkadaşlarımız olacaktır, daha fazla da olabilir. Eğer bir gidişatı temsil edecekse, temsili bir anlam biçecekse +1'in kadın olmasını istiyoruz tabii. Sanırım kadın arkadaşlar beş bin yıllık erkek egemenlikli sistemin yaratmış olduğu sonuçlar üzerinden de bakarak bunu talep edebilirler ama genel yapımızda bu konuda duyarlıdır, pozitiftir. Eğer bir artı olacaksa o da kadından yana olabilir tabii. 30+1 kadın olabilir.
- Türkiye'de ilk kez demokratik bölgeler partisi oluşuyor. Toplumda buna dönük bir heyecan var. Bunu ilk uygulayan Kürt hareketi olması nedeniyle siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? BDP hangi sorunlara çözüm olacak?
Kürt siyasetinin bir serüveni var. Biz 1990'lardan bu yana Kürt siyasi hareketinin varlığını legal zeminde çalışanlar olarak Kürt sorununu gündemleştirmeye çalışan, bunun sorununu Türkiye zeminine getirmeye çalışan bir zeminde hareket ettik. HEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP ve bugün BDP sürecide dâhil olmak üzere böyle bir durum söz konusu. Kürt sorununu gündemleştiren bir rol ve misyonumuz oldu. Elbette ki çok zor süreçler yaşandı, çok şahadetler verildi, çok baskılar görüldü yüzlerce insan tutuklandı. Büyük çaba ve emekle bu noktaya getirildi. Kürtler üzerindeki politikaları protesto eden, ya da Kürt sorunun çözülmesini talep eden isteyen bir noktadan yeni dönem bölgeler partisiyle çıkacağız. Protesto eden, talep eden durumdan çıkacağız. Öneren ama beklemeyen yaratan, üreten geliştiren bir noktaya geçeceğiz. Şimdi böyle bir fark yaratacağız. Kim gelip yaratacak bizim adımıza devlet ya da bir başka güç gelip burada bizim toplum sistemimizi üretecek değil. BDP'nin yeni misyonu ve rolü üzerinden gerçekleşecek.
(at/mg)

