Hasta tutsaklar 'toplumsal tehlike' denilerek serbest bırakılmıyor!'
08:25
Melek YÜKSEL - Nurcan YALÇIN / JINHA
AMED - Uzun tutukluluk süreleri göz önünde bulundurularak geçtiğimiz günlerde KCK ana davasında gerçekleştirilen tahliyelere ilişkin konuşan Diyarbakır Barosu Avukatlarından Seda Tanrıkulu, bu tahliyelerin AKP Hükümetinin bir lütfu değil, geç kalınmış bir adım ve zorunluluk olduğunu belirtti. Ayrıca 'hasta tutsaklar' meselesine de dikkat çeken Seda, "Bu tutsakların tahliyesi edilmesi için başvuru yaptığımızda 'toplumsal tehlike' arz ettikleri gerekçesi ile bu isteklerimiz geri çevriliyor. 'Toplumsal tehlike' arz ettiği söylenen tutsakların büyük çoğunluğu ya yüzde seksen oranında felçli ya da son demlerinde olan kanser hastaları" dedi.
Türkiye'nin ve bölgenin birçok kentinde 2009 yılında KCK adı altında gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında 5 yıla yakın bir süredir tutuklu bulunan aralarında Kürt siyasetçi, gazeteci ve yazarların da bulunduğu 94 tutuklu, farklı tarihlerde "uzun tutukluluk süreleri" nedeniyle serbest bırakıldı. KCK ana davasından gerçekleşen tahliyelere ilişkin konuşan Diyarbakır Barosu Avukatlarından Seda Tanrıkulu, 2009 yılında Türkiye'nin ve bölgenin birçok şehrinde KCK adı altında başlatılan tutuklamaları "Türkiye devletinin bir ayıbı" olarak değerlendirdi. Son süreçte KCK ana davasından gerçekleştirilen tahliyelerin AKP Hükümetinin 10 ve 24 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimi için prim elde etmek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Seda, serbest bırakmaların Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine denk gelmesinin tesadüf olmadığına işaret etti.
'Sürece cevap verilmek isteniyorsa bütün tutsaklar serbest bırakılmalı'
KCK ana davasında gerçekleştirilen tahliyeleri değerlendiren Diyarbakır Barosu Avukatlarından Seda, tahliyelerin hukuki bir zorunluluk olduğuna, ancak AKP Hükümeti tarafından lütuf olarak algılatılmaya çalışılıp, kullanıldığına dikkat çekti. Seda, "KCK ana davasından gerçekleştirilen tahliyeleri 'Adalet yerini buldu' diye algılayamayız, çünkü bu tutsaklar herhangi bir suç işlemedikleri halde beş yıla yakın süre tutuklu kaldı ve uzun tutukluluk süreleri göz önünde bulundurularak yasalar gereği serbest bırakıldı" ifadelerine yer verirken, gerçekleştirilen tahliyelerin, lütuf değil aksine atılması gereken fakat geç kalınmış bir adım olduğuna işaret etti. Seda, "Eğer AKP Hükümeti gerçekten hukuk ve demokrasi adına adımlar atıp sürece cevap vermek istiyorsa KCK operasyonları gibi haksız operasyonlara son vermeli. KCK dosyaları, haksızlığın da yapıldığı göz önüne alınarak demokratik bir biçimde sonuçlandırılmalı ve bütün tutsaklar serbest bırakılmalı" açıklamalarında bulundu.
'Hasta tutsakların tahliyesine 'toplumsal tehlike' gerekçesi!'
Seda, KCK tutuklularının tahliye edilmesinin olumlu bir durum olduğunu, ancak zindanlarda ölüm sınırında birçok ağır hasta tutsağın bulunmasına rağmen AKP Hükümetinin bu konuya ilişkin adım atmamasının büyük bir çelişki olduğunu vurguladı. "Şu an zindanlarda kendi ihtiyacını karşılayamadığı için bakıma muhtaç durumda olan birçok hasta tutsak bulunmakta" diyen Seda, "Ancak bu tutsakların tahliyesi edilmesi için başvuru yaptığımızda 'toplumsal tehlike' arz ettikleri gerekçesi ile bu isteklerimiz geri çevriliyor. 'Toplumsal tehlike' arz ettiği söylenen tutsakların büyük çoğunluğu ya yüzde seksen oranında felçli ya da son demlerinde olan kanser hastaları. Sorun şu ki, cezaevlerinde tutsak olarak bulunan bu insanların 'düşünce tarzlarının' toplum için zararlı olduğunu düşünüyorlar. Açıkçası AKP Hükümetinin hasta tutsaklar meselesinin de başka bir konuda prim elde etmek için kullanacaklarını düşünüyorum" şeklinde konuştu.
(my-ny/gk)

