Kolektif 26A: Ataerkil sistemi reddediyoruz

08:40

 


Zehra Doğan - Asiye Tekin/JINHA


İSTANBUL-İstanbul'da altı yıldır faaliyet yürüten Kolektif 26A, ataerkil zihniyete karşı yeni bir yaşam iddiasıyla çalışmalarını yürütüyor. Kolektif 26A üyesi Mercan Doğan, kolektifin sadece ekonomik bir model olmadığını, aynı zamanda sosyo-kültürel bir model olduğunu ifade ederek, anarşizmi bu topraklarda gelenek haline getirmek istediklerini belirtti.


Ataerkil sisteme karşı yeni bir yaşam yaratma iddiasında olan Kolektif 26A, İstanbul'da altı yıldan bu yana çalışmalarını yürütüyor. Kolektif üyesi Mercan Doğan, ataerkil sisteme karşı yaşamı yeniden inşa ettiklerini belirtti. Paylaşım ve dayanışma kolektifi olduklarını ifade eden Mercan, kolektif fikrinin 1936'da "İspanya Anarşist Devrimi"nden geldiğini dile getirdi. Mercan, kolektifin sadece ekonomik bir model olmadığını, aynı zamanda sosyo-kültürel bir model olduğunu ifade ederek, anarşizmi bu topraklarda gelenek haline getirmek istediklerini kaydetti. "Tahammül edemediğimiz şeyler var. Ataerkil sistemi, hiyerarşiyi, otoriteyi ve patronu reddediyoruz" diyen Mercan, "Biz bilinmeyen bir gelecekteki bir devrimi beklemeyeceğiz ve patron baskısı ile yaşamak yerine bu günden patronsuzluğu yaşayacağız" sözlerini ifade etti.


'Toplumsal cinsiyet rollerini reddediyoruz'


Mercan, otorite, hiyerarşi olmadan tamamen gönüllülük esasıyla çalıştıklarını dile getirdi. Toplumsal cinsiyet rollerini reddettiklerini söyleyen Mercan, kadın işi, erkek işi ayırımı yapmadıklarını, yaşamı yeniden inşa ettiklerini, yaşamı inşa ederken de erkek işi olarak nitelendirilen inşaat işi, tadilat işlerini de yaptıklarını söyledi. Kadınlar olarak erkek işi olarak nitelendirilen işleri yaptıklarının altını çizen Mercan,  "Duvar sıvamayı, musluk onarmayı, kalebodur döşemeyi burada öğrendim" diye belirtti. Mercan, kolektifte yer alan erkeklerin toplumsal cinsiyet rollerini reddettiklerini ve kendilerini dönüştürmeye çalıştıklarını belirtti.


'Temel ilkemiz paylaşıma ve dayanışmaya dayalıdır'


Bir kadın olarak okulda, sokakta, iş alanında yaşamın her yerinde baskıyla karşılaştıklarını söyleyen Mercan, "Her alanda olduğu gibi bu tür yaşam alanlarında da karşı koyuş sergiliyoruz. Kolektifi 26A olarak kapitalizmin dayattığı bencilliğe, rekabetçiliğe ve çılgın tüketim kültürüne karşı olduklarını ifade eden Mercan, "Temel ilkelerimiz paylaşma ve dayanışmadır. Bu ilkeler çerçevesinde kapitalizme karşı barikatlar kuruyoruz. Katil kapitalist şirketlerin ürünlerini almıyoruz. Biz bu ürünleri kendimizde kullanmıyoruz ve satmıyoruz. Biz buna alternatif olarak kendi el yapımı limonatamızı, salçamızı yapıyoruz" diye belirtti.


'Kolektiften 15 kadın Bursa'ya salça yapmaya gittik'


Yaklaşık bir yıldır Kolektif 26A'da çalıştığını dile getiren Merve Demir ise, örgütlü bir anarşist olduğunu, aynı zamanda bir kadın olduğunu ve erkeklerle eşit koşullarda çalıştığını belirtti. Üretimin kadının doğasında olduğunu söyleyen Merve, "Bu sistem içerisinde çok tükeniyoruz ve çok tüketiyoruz. Biz kadınlar olarak bir şeyler üretmek istedik ve bunun üzerine 15 kadınla Bursa'ya gittik. Bursa'da kadınlar olarak domates doğradık, bazen doğrarken elimiz doğrandı, bazen sineklerle boğuştuk ama sonuç olarak kendi emeğimizle bir şeyler ürettik. Erkek arkadaşlarımız bundan geride kaldıkları için üzüldüler ama biz kadınlarla çok mutlu bir şekilde bu üretimi yaptık" dedi.


'Geleceğe büyük bir dünya taşıyoruz'


Kolektifte yer alan kadınlarla birlikte bir farkındalık yaşattıklarını belirten Merve, "Biz farkındalık yaratmıyoruz, yaşatıyoruz. Üreterek ve paylaşarak yaşamak istediğimizi söylüyoruz. Bizim daha büyük hayallerimiz var. Durruti yoldaş 'Geleceğe büyük bir dünya taşıyoruz ve bunları büyütüyoruz'  diyor. Bir kolektif olarak değil, daha sonrasında bir kooperatifte oluşturmayı düşünüyoruz. Kadın kooperatifi de yapmayı düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Merve, konuşmasının sonunda katliamcı ve devletçi geleneğin karşısında olduklarını bu geleneğe karşı her an barikatlar kurduklarını ifade etti.


(zd-at/mg)