Savaşın izleri üzerinde yaşamı yeniden inşa etmek

08:32

Bêrîtan Elyakut - Melek Yuksel/ JINHA


ŞİRNEX - Bundan 30 yıl önce köyleri bombalandı, hayvanları telef edildi, evleri yakıldı ve yakınları katledildi. Koruculuğu kabul etmedikleri için her türlü baskıyı, işkenceyi ve acıyı yaşayan Şirîş köylüleri artık köylerine dönüp özgürce yaşamak istiyor. 30 ailenin geri dönüş yaptığı Şirîş köyünde yaşanan acıların izlerine rağmen köylerini yeniden inşa etmeye çalışan köylülerin tek isteği alınan haklarının geri verilmesi.


Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Sapaca (Şirîş) köyünde yaşayan yurttaşlar, koruculuk sistemi dayatmalarına karşı çıktıkları için 1984 yılında yakılıp, 1994 yılına kadar bombalama, işkence, baskı ve infazlarla yüz yüze kaldı. Tüm baskılara rağmen koruculuğu kabul etmeyen 300 haneli köy, 1994 yılında askerler tarafından, "Ya köyü boşaltırsınız ya da hepiniz ölürsünüz" tehdidi ile boşaltıldı. Köylerini terk eden ve ardından 2012 yılında 30 hane olarak geri dönüş yapan köy sakinleri, yanı başlarında patlamamış havan mermileri ve yıkık dökük evlerin arasında geçmişle her gün yüz yüze yaşıyor. Köye geri dönüş yapan yurttaşlardan Cindi Şen, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hep baskılarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.


'İşkencelere rağmen koruculuğu kabul etmedik'


Cindi, 1984 yıllarında devletin kendilerine koruculuk dayatmasıyla baskı yaptığını ancak kabul etmediklerini dile getirerek, "Bu isteklerini kabul etmeyince kadın, çocuk, yaşlı demeden bizi bir araya toplayıp dövdüler. Biz her türlü işkenceye rağmen koruculuğu kabul etmeyeceğimiz belirttik" dedi. Cindi, yaşadıkları psikolojik savaşın 1994 yılına kadar sürdüğünü ve aynı yıl 18 Haziran sabahı şafak vakti devlet güçlerinin yaylalarını bombaladıklarını, bunun sonucunda ise yakınlarını ve birçok hayvanın öldüğünü dile getirdi. Birçok kişinin yaşanan bombardımanın ardından gözaltına alındığına dikkat çeken Cindi, "Bizi köyden ayrılmaya zorladılar, yaylalara çıkardıktan sonra bütün köyümüzü yaktılar. Bu olayın ardından Uludere'nin Repin köyüne gittik. Orada kardeşimle Ankara'ya geçip meramımızı yetkili mercilere bildirdik. Köyümüzü yaktıklarını, köye dönmemize izin vermediklerini anlattık. Ben ve kardeşim Ankara'da 10 gün kaldıktan sonra Şırnak'a döndük" diye belirtti.


'Birçok köylüyü katlettiler'


Yeniden köylerine devletin haberi olmadan döndüklerini ve birkaç restorasyon işlemini tamamladıklarını söyleyen Cindi, "Bu sırada hava hareketliliği oldu. İki uçak köyün iki yakasında dolanıp Irak sınırına gittiler. Uçaklardan biri aniden köyün bir okulunu bombaladı. Amine Şengül, Hükümet Şengül, Zana Şengül isimlerindeki köylülerimiz ağır yaralandılar. Hüseyin Şerif ailesinden birçok kişi ağır yaralandı. Köylüler can havli ile köyü terk ettikten sonra iki uçak köyü bombaladı. Helikopter ise köyün etrafını taradı ve 70 yaşındaki Meryem Şen adlı köylü katledildi. Salih Şen adlı köylü de kaçamadığı için evde bulunduğu sırada bombardımanda hayatını kaybetti" dedi. Civar köylerden yardıma gelenlerin olduğunu ve cenazeleri aldıklarını belirten Cindi, yollarının bir komutan tarafından kesilerek "Bunu kim yaptı" diye sorduğunu köylülerin ise bunun sorumlusunun hükümet olduğunu bu sırada komutanın ise, "Bunu size yapanın PKK olduğunu söyleyeceksiniz" diyerek tehditlerde bulunduğunu aktardı.


Köylerini terk etmek zorunda kalanlara dönüş çağrısı


Birçok köylünün köyüne geri dönmek istediğini ve bu dönüşler için başvurularda bulunduklarını belirten Cindi, "Köyün yakılma bedeli içler acısı ve bir o kadar trajikomikti. Köylülerle alay edilecek nitelikteydi. 20 ila 30 bin fiyat verdiler. Bu parayla ne ev alınır, en iş kurulur. Biz ise 72 dosya düzenleyerek 2012 yılında kaymakamlığa vererek, köylerimize geri dönmek istediğimizi belirtti. İki yıldır halen bir yanıt almış değiliz. Halkımızdan, belediyemizden, yetkililerden yardım elinin uzatılmasını istiyoruz. Devletin yardım edeceği yok ve yardımı yurtsever halkımızdan bekliyoruz. Köylerini terk eden halkımızın da yeniden köylerine gelmelerini istiyoruz. Köyümüzü yeniden inşa etmek istiyoruz" sözlerini belirtti.


'Köyden kaçtığımız sırada yerde ölüler vardı'


Yaşadığı savaşın korkunç yüzünü anlatan Emine Şen, "Askerler köyü bastığında biz evlerin damlarına çıktık. Oğlumu elimden almak istediler ben ise buna izin vermedim. Helikopter 3 - 4 defa üzerimizde dolaştı. Birkaç kişiyi öldürdüler ve birkaç kişi yaralandı bu sırada hepimiz kaçtık. Diğer köylerden yardımımıza koştular. Her şeyimizi bizden aldılar, bütün evlerimizi yaktılar, yıktılar. Bunun üzerine köyümüzü terk etmek zorunda kaldık. Kaçtığımızda yerde birkaç köylünün öldüğünü gördüm. Hepimiz göçebe olup yollara düştük. Ancak tekrar kendi topraklarımıza döndük. Yine eskisi gibi bostan ekeceğiz, evler yapacağız. Artık özgür olmak istiyoruz, köylerimizde korkusuzca yaşamak istiyoruz" sözlerini dile getirdi.


'Bombardıman sırasında üç aylık bebeğimi kaybettim'


Fadile Şen'in yaşadıkları ise birçoğumuza film sahnesi gibi gelebilir ancak onun yaşadıklarının hepsi gerçek. Savaş uçaklarıyla bombardımanın yapıldığını sırada üç günlük bebeğini kurtarmaya çalıştığını belirten Fadile, "Bombardıman sırasında çocuğumu beşikten alıp kaçmaya başladım. Bu sırada yere düştüm ve kafam kırıldı. Bombardıman nedeniyle ortaya çıkan toz ve dumandan dolayı üç günlük bebeğim boğularak yaşamını yitirdi. Bir yaşındaki oğlum da yaralandı. Eşimin babası da şehit düştü" dedi. Bombardıman sırasında köylülerin çığlıklarını halen kulaklarında hissettiğini dile getiren Fadile, "Yaşadığım o anlar henüz gözümün önünde bir film şeridi gibi geçiyor. Genelde bu tür sahneleri insanlar savaş filmlerinde izlerler ancak biz bunun gerçeğini yaşadık. Bombardıman sonrasında çevre köylerden yardıma koştular. Yaralılar taşındı. O günden bu yana hep hastayım. Baş ağrısı yaşıyorum sürekli, gözlerim bulanık görüyor ve kulaklarım ağır işitiyor" şeklinde konuştu. Evlerinin ve eşyalarının talan olduğunu, hayvanlarının telef olduğunu söyleyen Fadile, "Artık köylerimize dönmek istiyoruz. Köylerimizde özgürce yaşamak istiyoruz" şeklinde konuştu.


(be-my/mg)