Midyat’ta ‘Süryani Sempozyumu’ başladı

12:12

JINHA


MÊRDÎN – Midyat’ta Süryani Kadın Merkezi öncülüğünde, ‘Türkiye'de Süryanilerin Vatandaşlık ve Demokratik Hakları ile Kadının Konumu’ başlıklı sempozyum başladı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, “Süryani halklarıyla bir araya gelmemiz Sayın Abdullah Öcalan’ın paradigması sayesindedir” dedi.


Mardin'in Midyat ilçesinde Süryani Dernekler Federasyonu Lokali'nde “Türkiye'de Süryanilerin Vatandaşlık ve Demokratik Hakları ile Kadının Konumu" başlıklı sempozyum başladı. Avrupa Birliği ve İnsan Hakları Programı desteğiyle Süryani Kadın Merkezi öncülüğünde düzenlenen sempozyumda genelde bölge, özelde ise Süryani kadının toplumsal yapı içerisindeki konumunu güçlendirme, görünürlüğünü arttırma ve karara katılımını sağlama konuları tartışılacak. Yurt içi ve yurt dışından konu ile ilgili uzmanlar ve Süryani temsilcilerin sunumda bulunacağı konferansa, Özerk Yönetim Meclisi Eş Başkanı Nazira Goreya, Türkiye sınırında hükümetin geçiş engeline takıldı. Rojava’dan gelecek olan birçok Süryani de geçiş engeline takılarak, sempozyuma katılamadı. Eksik katılımlarla başlayan sempozyuma çok sayıda Süryani yurttaşın yanı sıra, DÖKH aktivistleri, HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, Avrupa Süryaniler Birliği-Türkiye Sorumlusu Tuma Çelik konuşmacı olarak katılım gösterecek. Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye İnsan Hakları Gözlemcisi Hacer Foggo, Kadın Hakları aktivisti Nebahat Akkoç, Süryani eğitimci-yazar Muzaffer İris, yazar Selim Kırılmaz, Sosyolog Melisa Bilal, Süryani Dernekler Federasyonu Başkanı Evgil Türker katılım gösterdi.


‘Abdullah Öcalan bir araya gelmemize vesile oldu’


Sempozyumun açılış konuşmasını HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım yaptı. Toplumun egemenler tarafından halklara dayatılan kimliksizlik politikasının toplumları yok ettiğini söyleyen Gülseren, “Kürdistan halkları olarak bu topraklarda egemenlerin çoğunluğundan dolayı yok edilmeye çalışıldı. Kürdistan’da halkların başlattığı onurlu bir mücadele var. Kürt özgürlük mücadelesi en çok kadın mücadelesi üzerinde durdu. Kürt kadınları olarak yaşamın her alanında sessimizi duyurmamızdaki en büyük neden Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın paradigması sayesindedir. Şu an Süryani halklarıyla Kürt kimliğimizle bir araya gelmemiz Sayın Abdullah Öcalan’ın paradigması sayesindedir” dedi.


‘Egemenler halkları birbirine düşman etti’


Süryani halkların düzenlediği sempozyuma Kürt kadın kimliğiyle davet edilmesinin Kürt ve Süryaniler için onur kaynağı olduğunu söyleyen Gülser, “Bu topraklarda binlerce yıl beraber yaşayan halklar olarak birbirimize düşman olmamalıyız. Bu toplumun demokrasiye ihtiyacı vardır. Bunu gerçekleştiren öz dinamiği biz kadınlar oluşturmalıyız. Çünkü eril egemen sistem, halkaların birbirine düşman olmasını sağlayarak iktidarı ele geçirmeye çalışmıştır. Oysa toplum kardeştir. Her insan kendi kimliğiyle özgür yaşamalı. Bulunduğu her yer onun kendi toprağıdır. Böyle bir yaşamı en güzel şekilde kadınla başaracaktır” diye konuştu.


Artık kimsenin bizi asimile etmeye gücü yok’


AKP’nin din adı altında siyaset yürütmesine rağmen tek dil, tek millet anlayışına sahip olduğuna dikkat çeken Gülser, “Dünyada tek millet olup tek dili konuşmak gerekseydi eğer, Allah bizi tek milletten yaratırdı. İşte bu yüzden AKP’nin en başta yapması gereken iş, tekçi anlayışından vazgeçmesidir” ifadesinde bulundu. Mezopotamya kadınlarının bir araya gelerek bölgede yıllardır süregelen asimilasyon politikalarına karşı mücadele etmesi gerektiğini dile getiren Gülser, “Kadın öncülüğünde yaşamı özgürleştirmek ve tekçi anlayışa karşı mücadele etmek için artık harekete geçmeliyiz. Burada Kürdistani kadınlar olarak mücadeleye varız diyoruz. Artık kimsenin bizi asimile etmeye gücü yok” dedi.


 ‘Süryani kadınlar halk direnişlerine öncülük etti’


Ardından konuşan Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye Sözcüsü Tuma Çelik, Süryani kadınların bölgede yıllardır süre gelen asimilasyon projelerinin yanı sıra tek din anlayışının karşısında sürekli mücadele etmek zorunda kaldığını ifade ederek, “Mezopotamya halkları tek din anlayışıyla hüküm süren iktidarların gölgesinde yaşamak zorunda kaldı. Süryani kadınlar da böyle yaşamak zorunda kaldı. Ne yazık ki; dinci anlayışın başlattığı kadını ötekileştirme politikalarıyla Süryani kadınlar da ‘toplumda ikinci konum’ durumuna geldi” diye konuştu. Geçmişteki Süryani kadınların şimdiki kadınlar gibi eve kapanmış bir vaziyette olmadığına dikkat çeken Tuma, “Buradaki birçok halk direnişine Süryani kadınlar öncülük yapıyordu. Fakat kadının geri düşmesiyle toplumda geriye düştü. Oysa bizim Theddora ve İştarlarımız vardı. Bu tarihimize sahip çıkamadık” diyerek toplumsal bir yapının içerisinde kadın özgürlüğü olmadan toplumun ilerleme kaydetmesinin imkansız olduğunu söyledi. Süryani kadınların artık eve kapatılma politikalarına karşı mücadele verdiğini söyleyen Tuma, bunun en büyük örneğinin Rojava’da gerçekleşen kadın devriminde Kürt halkıyla beraber Süryani kadınların korkusuz bir şekilde devrime öncülük etmesi olduğunu ifade etti.


Sempozyum verilen aranın ardından birinci oturumla devam edecek.


(ekip/mg)