Ayfer Gabriel: Kadınlar barış sürecine sahip çıkmalıdır

16:15

JINHA


MÊRDİN - ‘Türkiye'de Süryanilerin Vatandaşlık ve Demokratik Hakları ile Kadının Konumu’ konulu sempozyumda konuşan Süryani Kadın Meclisi Koordinatörü ve kadın hakları savunucusu Ayfer Gabriel, Türkiye’de barışın gelmesinin en çok kadınları sevindireceğini belirterek, “Bunun için kadınlar barış sürecine sahip çıkmalıdır” dedi.


Mardin’in Midyat ilçesinde Süryani Kadın Merkezi tarafından düzenlenen “Türkiye'de Süryanilerin Vatandaşlık ve Demokratik Hakları ile Kadının Konumu" başlıklı sempozyumun son oturumu gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Sabro (Umut) Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tuma Çelik'in yaptığı ikinci oturumda yazar Selim Kırılmaz "Devlet, Aile, İktidar; İstanbul Süryani Ortodoks Cemaatinin Toplumsal Cinsiyet Eksenindeki Yönetimi" başlıklı sunumuyla konuşma gerçekleştirdi. Oturumda ayrıca Süryani Kadın Meclisi Koordinatörü ve Kadın hakları savunucusu Ayfer Gabriel, "Süryani Kadının Durumu" ve Kolombiya Üniversitesi Araştırma görevlisi Sosyolog Melisa Bilal, "Tehlikeli Hafıza, İstanbullu Ermeni kadınlarının Geçmiş Anlatıları" adlı sunumu yaptı.


‘Ötekileştirme politikalarını araştırıyorum’


Oturumda ilk olarak Kolombiya Üniversitesi Araştırma Görevlisi Sosyolog Melisa Bilal, "Tehlikeli Hafıza, İstanbullu Ermeni kadınlarının Geçmiş Anlatıları" başlıklı sunum gerçekleştirdi. Ermeni halkların tarihine ilişkin araştırma yaptığını belirten Melisa, yaptığı araştırmalar sonucunda Ermenilerin 1915’ten sonra yaşadığı soykırım ve hayata tutunma mücadelelerine ilişkin hikayelere ulaştığını ifade etti. Ermeni ve Süryanilerin maruz kaldığı ötekileştirme politikalarının aynı olduğunun altını çizen Melisa, “İstanbul’daki kadın kurumlarıyla beraber aktif olarak çalıştım. 15 yıldır Osmanlı ve Emeni kadınlar üzerinde çalışıyorum. Osmanlı’dan bu yana Ermeni kadınların üzerinde gerçekleşen ötekileştirme politikalarını araştırıyorum. Birçok konuşmacının kadını bilinçlendirme anlamındaki görüşlerine katılmıyorum. Çünkü Süryani gibi birçok halkların katliamlara rağmen kültürünü kaybetmeden bu günlere gelmesi kadınların bilinçli bir şekilde çocuklarını yetiştirmesindendir” diye konuştu.


Ninemin ‘tehlikeli’ ninnisi…


“Büyük annemin sakıncalı söyleyemem dediği Ermeni ninnisiyle başladı benim mücadelem” diyen Melisa, Ermenilerin 1915’te yaşadığı katliamdan sonra büyük bir sessizliğe gömüldüğünü ve yaşadıkları birçok hak ihlalini kendi çocuklarından dahi gizlediğini söyledi. Melisa, “Büyükannem beni her gece Ermenice masal ve ninnilerle uyuturdu. Bir gece bana, ‘aslında bildiğim bir ninni daha var ama söyleyemem tehlikeli’ dedi. Ne kadar zorlasam da söylemedi. Yıllar sonra kendisinden sadece ninninin adını öğrendim. Ninninin sözleri tehlikeli sözler barındırmıyordu. Sonra bu ninniyi araştırmaya başladım. Rusya’da tam olarak söylenen bu ninni katliamdan söz ediyordu. Kadınlar yaşadıklarını ninniye gizlemiş ve onu dahi söyleyemiyordu. Kadınlar, bir şeyleri unutmak istemezken aynı zamanda söylemek de istemediler. Bu da Türkiye’de tehlikesiz bir şekilde yaşama stratejisiydi diye düşünüyorum” sözlerini ifade etti.


‘Yıllar sonra topraklarıma kendi dilimle döndüm’


Ardından Süryani Kadın Meclisi Koordinatörü ve Kadın Hakları savunucusu Ayfer Gabriel, "Süryani Kadının Durumu" başlığıyla bir sunum gerçekleştirdi. Ayfer, “40 yıl önce bu topraklardan dilimiz ve kültürümüz yüzünden sürgün edilmiştik. Şimdi ise diasporada inatla yaşattığımız kültür ve dilimizle topraklarımıza geri dönüyoruz. Bu inadımız topraklarımıza geri dönmemizi sağladı. Ne kadar heyecanlı olduğumu anlatamam” dedi. Süryani halkların politik bir duruşa sahip olduğunu ancak sistem tarafından siyasete katılmalarına izin verilmediğini bu nedenle kadınların da siyasetten uzak kaldığını ifade eden Ayfer, “Cemaat kilise dayalı bazı hizmet kurumları oluşmuşsa da, kadınların etkileri ve yetkileri çok sınırlı kaldı. Toplum içerisinde bazı Süryani kadınlar eğitim iş ve diğer alanlarda öne çıktılarsa da tecrübe ve bilgilerini topluma aktarım konusunda yaşadıkları zorluklalar nedeniyle yeterli zemin ve anlayışı bulamadılar. Kadınların etrafını  hep feodal bir çember sardı” şeklinde konuştu.


‘Süryani kadınlar feodal anlayışı yıktı’


Çağdaş özgürlük mücadelesinde Süryani kadınların aktif rol aldığının altını çizen Ayfer, feodal sistem tarafından Süryani kadınların da baskı gördüğünü ve buna karşın var olan demokrasi sürecinde Süryani kadınların da öncü bir rol oynadığını ifade etti. Ayfer, “Uzun yıllardan beri verilen mücadeleyle birlikte sosyal ve örgütsel anlamda büyük bir tecrübe kazanıldı. Ülke içinde ve dışında Süryani kadın birlikleri kurarak, mücadeleye cinsiyet eşitlikçi bir temelde katılım gösterdik. Süryani kadınlar kadın bilinciyle başlattığı mücadele sayesinde feodal anlayışı yıktı” diyerek, Süryani kadınlar başlattığı mücadeleyle önceki öncü kadın misyonuna geri dönmeyi başardığını ifade etti.


‘Kadınlar ‘barış’a sahip çıkmalı’


Türkiye’de gerçekleşen barış sürecinde Süryani kadınların rolüne işaret eden Ayfer, “Ortadoğu’da kanlı bir savaş söz konusu. Bu savaş giderek yayılmaya başlıyor. Ayrıca bu savaşta analar, kadınlar ve çocuklar daha çok acı çekecekler. Bu nedenle Türkiye’de devam eden çözüm sürecinin değeri herkes tarafından bilinmelidir” diye konuştu. Türkiye’de barışın gelmesinin en çok kadınları sevindireceğini vurgulayan Ayfer, “Bunun için kadınlar barış sürecine sahip çıkmalıdır. Süryani kadınlar da düşmanlıkların olmadığı demokratik bir düzen ve barış içinde kendilerini daha çok ifade edebilirler. Dolayısıyla Süryani kadınlar, barış sürecinin demokratikleşmeyi, özgürlükleri çağdaş aydınlanmayı özlemle karşılamakta ve desteklemektedir” dedi.


Konuşmaların ardından sempozyum katılımcıların soru ve cevaplarıyla sona erdi.


(ekip/mg)