Şilan'ın mücadelesi gazeteci kadınların yoluna ışık tutuyor...

08:45

 


Gülşen Koçuk / JINHA


HABER MERKEZİ - Özgür basın geleneğinin sürdürücüsü olan özgür gazeteci kadınlarından biriydi ve sembol isimlerindendi Şilan Aras... Çalışma yaşamının büyük bir bölümünü basında geçiren Şilan, mesleğine büyük bir aşkla bağlıydı. Mesleğine duyduğu bağlılık onu, Ermenistan'a, ardından ise Irak ve son durağı olduğunu bilmediği Rojhilat'a kadar götürdü. Urmiye ve Mahabat kentlerinde artan kadın intiharlarını incelemek amacıyla gittiği Rojhilat'ta Şilan, İran rejim güçleri tarafından pusu kurularak katledildi. Şilan'ın mücadelesi, Kürt kadın gazetecilerin yoluna ışık tutuyor.


Özgür basın geleneği, sömürgeci, erkek egemen sistem yanlısı basının yanında ezilen halkların, kadınların sesi olarak kendisini bir kültür haline getirmiştir. "Kürdistan" isimli ilk Kürt gazetesinin çıkışı 22 Nisan 1898 yılında ile birlikte başladı özgür basın geleneği. 116 yıldır hala özgür gazeteciler tarafından sürdürülen özgür basın geleneği, kadından bağımsız sürmedi.  Gelenek sayesinde Türkiye'de de birçok ilk yaşandı, Gurbetelli Ersöz'ün Türkiye'nin ilk yazı işleri müdürü unvanına sahip. Gurbetelli gibi, Şilan Aras, Evrim Alataş, Gültan Kışanak gibi daha isimleri sıralanıp giden birçok kadın gazeteci, özgür basın geleneğinde Kürt gazeteciliği tarihine adını yazdırdı. Ayrıca birçok basın şehidi kadının emeği ile büyüyen özgür basın geleneğinde Kürt kadın gazeteciliğinde derin izler bırakan bir isim de Ayfer Serçe (Şilan Aras) olmuştur. Kadın intiharları üzerine araştırma yapmak üzere İran'a giden ve İran rejimi tarafından 23 Temmuz 2006 tarihinde katledilen Şilan, kendisinden sonra gelen gazeteci kadınların yolunu mücadelesiyle aydınlattı, aydınlatmaya devam ediyor.


Şilan çocukluğunda basınla tanıştı


Şilan, 1974 yılında Urfa'nın Viranşehir ilçesinde doğdu. Lise yıllarında Karacadağ adlı radyoda sunucu olarak çalışan Şilan, daha sonra dershane için Adana ve Mersin'e gider ve dershane sürecinden sonra iki yıllık bir yüksek okula girmeye hak kazanır. Şilan, kaydını yapmak için gittiği bu yerde, okumaya müsait bir yer olmadığını düşünerek ve abisiyle bir süre tartıştıktan sonra kayıt yaptırmaktan vazgeçip geri döner. Ardından Çukurova Üniversitesi İşletme Bölümüne geçer. Şilan, burada iki yıl okuduktan sonra 1998 yılında, Kürt kadın mücadelesinde daha aktif yer edinir. Uzun yıllar Kürt medyasında çalışan Şilan Aras, 2000'li yılların başlarında Mezopotamya Haber Ajansı'na (MHA) çalışmaya başlar. MHA'nın 2005 yılında kapanmasının ardından aynı yıl yayın hayatına başlayan Fırat Haber Ajansı'nın (ANF) Ermenistan muhabirliğini yapar. Ermenistan'da üç yıl kaldıktan sonra Federal Kürdistan Bölgesi'ne geçen Şilan Aras, ardından Rojhilat'ınUrmiye ve Mahabat kentlerinde artan kadın intiharlarını araştırmak amacıyla bölgeye geçti.


Kadın intiharlarını araştırmak için gittiği Rojhilat'ta katledildi


Şilan, üç haftalık kadın intiharlarını araştırma çalışmasının ardından 19-23 Temmuz 2006 arasında Türkiye-İran sınırındaki Kelareş bölgesinde İran ordusu tarafında düzenlenen bir pusuda katledilir. Şilan'ın hayatını kaybettiği tarih, merkezi Paris'te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) kayıtlarında 23 Temmuz 2006 olarak geçiyor. Kürt kadın özgürlük mücadelesi ise Şilan'ın yaşamını yitirdiği tarihi 19 Temmuz olarak belirtiyor. Basın yayın alanına kendisini bir bütün olarak katan ve aşkla mesleğini yapan Şilan, kadın basın-yayın alanının daha fazla örgütlendirilerek hamle yapması için kadın haber ağının oluşturulmasında ısrarcı olmuştur. ANF muhabiri Şilan'ın İran rejimi tarafından katledilişinin üzerinden 8 yıl geçmiş olmasına rağmen, cenazesine ne olduğuna ilişkin bir bilgi yok. İran rejimi, üzerinden geçen 8 yıla rağmen bu konuya ilişkin bir açıklama yapma gereği bile duymadı. Ailesinin tüm girişimlerine, basın özgürlüğü ve insan hakları savunucularının tüm çağrılarına rağmen İran rejimi Şilan'ın cenazesini vermedi.


'Kadının yaşam sevdasından vazgeçmesini kabullenmezdi'


Şilan ile aynı mücadelede yer alan PAJK'lı arkadaşları, onun için kaleme aldıkları kısa biyografisinde şunları not düşer:


"O bir kadın gazeteciydi. O bir özgürlük aşığıydı. O bir insan sevdalısıydı. Yaşam ve kadın ikileminin ayrılmazlığını iliklerine kadar hissederek yaşayan bir yoldaştı. Şilan yoldaş her zaman iyi bir gözlemci, iyi bir analizciydi. Disiplinli ve düzenli olarak çalışmayı ve yaşamayı severdi Şilan. Kadın intiharlarını mutlaka araştırmak ister, bu kadar kadının yaşam sevdasından vazgeçip intihara kalkışmasını hiçbir zaman kabullenmez, bu acı gerçeğe neden olan tüm nedenleri açığa çıkartmak, gün yüzüne koymak isterdi. Çünkü o yaşamı dört bir yandan zindana çevrilmiş kadınların, acılarını ve zorluklarını basın ve yayıncılığın ahlakı gereği duyurmak isteyen gerçek bir gazeteci oldu. Sağırlaşmış vicdanlara ve yüreklere seslenmek isteyen bir Kürt kadın gazetecisiydi Şilan."


Şilan için arkadaşlarından mesaj...


ANF muhabirleri ve Şilan Aras'ın çalışma arkadaşları ise yayınladıkları mesajda, Şilan Aras'ın yaşamını yitirmesine ilişkin olarak şunları belirtti:


"Arkadaşımız, gazeteci ve muhabirimiz Şilan Aras, görev başındayken İran ordu güçlerinin saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. İran'ın saldırısını nefretle kınıyoruz. Şilan, Cengiz Altun, Ferhat Tepe, Çetin Abayay, Apê Musa, Kemal Kılıç, Hüseyin Deniz, Gurbetelli Ersöz, Mehmet Şenol, Enver Polat, Volkan Eryiğit gibi özgür basın şehididir. Bıraktıkları yerden devam edeceğiz."


Şilan'ın adı, Fransa'da gazeteciler için dikilen anıtta yer alıyor


Şilan'ın ismi, mesleki faaliyetleri ile içerisinde yaşamını yitiren gazeteciler için RSF tarafından 2 Mayıs 2007 tarihinde Fransa'nın 1944'te işgalden kurtulan ilk şehri Bayeux'de kurulan anıtına yazıldı. Konuyla ilgili bilgi vermeyen İranlı yetkililere tepki gösteren RSF, Şilan'ın cenazesini dahi ailesine teslim etmediğini bildirdi. Hala Şilan'ın yasını tuttuklarını, acısını çektiklerini belirten Ferec Serçe, ziyaret edecek bir mezarın dahi olmamasından duydukları üzüntüyü dile getirdi. Şilan'ın İsveç'de yaşayan hukukçu kardeşi Ferec Serçe, korkunç bir durumla karşı karşıya olduklarını söyledi. Adalet ve hukukun olmadığı bir ülkede, yasal yolların da işlemediğini söyleyen Ferec, bilgi almak için başvurdukları İsveç'teki İran Konsolosluğu'nun bile ciddiyetten uzak cevaplar verdiğini kaydetti.


(gk/mg)