Besê Hozat: Kadınlar Selahattin Demirtaş'ın kazanması için seferber olmalı

13:43

JINHA


HABER MERKEZİ - KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Selahattin Demirtaş’ın temsil ettiği ilkeler bütünlüğünün ve demokratik siyasetin başarısının kadın özgürlük mücadelesine en büyük katkı olacağının altını çizerek, "Bu gelişme toplumsal özgürleşmenin zeminini çok fazla güçlendirecektir. Kadın hak ve özgürlüklerini güvenceye alacak ve kadına geniş bir mücadele, özgür yaşam ve demokratik siyaset alanı açacaktır. O açıdan Türkiye ve Kürdistan’da tüm kadın örgütleri, kurumları ve örgütlü yapıları,  Sayın Selahattin Demirtaş’ın kazanması için güçlü bir çalışma yürütmeli ve kesinlikle seferber olmalıdır. Tüm kadınlar oyunu Demirtaş’a vermelidir. Demirtaş’ın kazanması için çalışmalıdır. Kazanan, başaran Demirtaş, kazanan, başaran kadın özgürlük ve demokrasi mücadelesidir" dedi.


KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, HDP projesini, bu seçimlerle birlikte ortaya çıkan tartışmaları ve sürecin Kürt Özgürlük Mücadelesi açısından hangi boyutlarda ele alındığını Yeni Özgür Politika gazetesine değerlendirdi. 10 Ağustos’ta ilk turu yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin Türkiye’nin yönünü belirlemesi, demokratikleşmesi açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Bese Hozat, "Çünkü Türkiye şu anda yönsüzdür ve kesinlikle politik doğrultusunu kaybetmiştir. Türkiye’nin politik rotası şaşmıştır, karışmıştır. Tayip Erdoğan’ın politikaları Türkiye’yi rotasız bırakmıştır. Erdoğan iktidarının yarattığı bu kaos içerisinde toplum bunalmış, nefes alamaz duruma gelmiştir. Şu anda karşımızda Kürtlerle, tüm Türkiye halklarıyla, Alevilerle, kadınlarla, gençlerle, komşu ülkelerle, devletlerle kavgalı bir Türkiye durmaktadır. Nereye gideceği belli olmayan bu çatışma hali Türkiye’yi felakete doğru sürüklemektedir. Kendi içiyle çatışmalı, bölgeyle çatışmalı, dünyayla çatışmalı bu durum normal değil, aksine bir kıyamet halidir. Bu açıdan 2014 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimi, sıradan, formalite bir seçim olmayacaktır. Her zaman olageldiği gibi gelenekselleşen bir devlet ritüeli bu seçimde kendisini tekrarlayamayacaktır. Bu seçim halkların, kadınların, gençlerin, farklı inanç ve kimliklerin, tüm toplumsal muhalif kesimlerin kendi geleceklerine karar verecekleri, yönünü kendilerinin belirleyecekleri bir seçim olacaktır" dedi.


'Toplum kendi adayını seçme şansı kazanıyor'


Seçimin, halkların demokratik sistem tercihi ile egemenlerin despotik sistem tercihi arasında bir seçim olma özelliği taşıdığını vurgulayan Bese Hoza, "Bu anlamda bir nevi bu seçim, toplumun nasıl bir devlet sistemi ve siyaset istediğinin referandumu olacaktır. Toplum demokratik bir devlet sistemi ve demokratik bir siyaset mi istiyor? Yoksa mevcut olan baskıcı, despotik, statükocu devlet sistemine ve antidemokratik siyasetine mi rıza gösteriyor? Bu seçimle toplum buna karar verecektir. Zaten bu seçimin diğer seçimlerden farkı da bu noktada önem taşıyor. Geçmiş seçimlerde toplum alternatifsizdi. Kendisini temsil edebilecek adaydan yoksundu. Devlet, kendi adayını belirliyor, parlamentoda formalite bir seçimle seçiyordu. Ancak bu defa yapılacak seçim öyle bir seçim değildir:  Birincisi; bu seçimde halk sandığa gidecek. Bu önemlidir. İkincisi ise toplum, kendi demokrasi ve özgürlük değerlerini sonuna kadar temsil eden Sayın Selahattin Demirtaş gibi çok değerli ve ilkeli bir adayla seçime gidiyor. Bu çok daha önemlidir Bu seçimde toplum kendi adayını seçme şansını kazanıyor ve dolayısıyla Türkiye’nin geleceğine kendisi yön veriyor" diye konuştu.


'İşte Cumhuriyet o zaman kurtulacak'


Selahattin Demirtaş’ın çizgisinin ve anlayışının demokratik siyaseti temsil ettiğini ifade eden Bese Hozat, "Demokratik siyasetin Çankaya’ya taşınması, Türkiye’nin çehresini değiştirecek ve yüzde 100 Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayacaktır. İşte gerçek cumhuriyet o zaman kurulacaktır. Demokratik siyaset, halkların bugününe ve geleceğine kendilerinin karar vermesidir. Aynı biçimde kadınların nasıl yaşayacağına kendilerinin karar vermesidir. Tüm farklı toplumsal kimlikler için aynı durum söz konusudur. Bir yerde insanlar, topluluklar nasıl yaşayacaklarına kendileri karar veriyorsa orada demokratik siyaset var, demektir. Demokratik siyaset toplumun demokratik ve özgür yaşama dair binlerce yıldır yarattığı değerlerin ilkeler bütünlüğüdür. Bu ilkelerin pratikleştirilmesi, yaşamsallaştırılmasıdır. Daha açık bir ifadeyle demokratik siyaset, bu ilkelerin özgür yaşama ve demokratik sisteme dönüşmesi, kurumsallaşmasıdır. Bunu yapacak tek kişi bu ilkeler bütünlüğünü anlayışında somutlaştıran Selahattin Demirtaş’tır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş’ın kazanması demokratik siyasetin kazanmasıdır. Bu da Türkiye’nin demokratikleşmesi anlamına gelecektir. Türkiye açısından bundan daha büyük bir kazanım ve başarı olamaz" değerlendirmesinde bulundu.


'Seçim yurtseverlik sınavıdır'


Türkiye tarihinde ilk defa bir kişinin Kürt kimliğiyle Cumhurbaşkanı adayı olduğunun altını çizen Bese Hozat, "Yüz yıldır yasaklanan, bastırılan, soykırıma uğratılan bir kimlik bugün Cumhurbaşkanlığı’na talip oluyor. Kürt halkı açısından bu çok değerli bir kazanımdır, başarıdır. Bu seçimde Selahattin Demirtaş kişi olarak kendisini temsil etmiyor, Kürt halkını, halkının kimliğini ve halkların ilkeler manzumesini temsil ediyor. Tüm Kürtlerin Selahattin Demirtaş’a oy vermeleri demek; kendi ulusal kimliklerini en güçlü bir biçimde sahiplenmeleri demektir. Bu seçim Kürtler açısından bir yurtseverlik sınavıdır. Kürtler için bu seçim kesinlikle ideolojiler ve partiler üstü bir seçimdir. Tüm Kürtler açısından böyle bir anlamı ve değeri vardır. Kürtler bu seçimde hiçbir biçimde kendi içindeki ideolojik farklılıklara takılmamalıdır. Kürtler de herkes gibi kendi içinde farklı ideolojik ve siyasal eğilimleri temsil edebilirler. Bu çok normaldir. Dünyanın her yerinde ve tüm halklar içerisinde de bu tür farklılıklar vardır. Türkiye halkı içerisinde de birçok farklı parti ve eğilim vardır. Fakat ulusal çıkar söz konusu olduğunda bu farklılıklar ortak bir payda da buluşuyor. Herkes birbirine kenetleniyor. Kürtlerin de buna ihtiyacı vardır. Yurtseverliğe yakışan en onurlu tutum da budur. Bu süreç Kürtler açısından ulusal refleksle hareket edip ulusal birliği ve bütünlüğü şart kılıyor. Çünkü şu anda söz konusu olan Kürtlerin ulusal kimliğidir, onurudur, ortak çıkarıdır. Bu seçimde Kürt kimliğinin başarıyla çıkması tüm Kürtlerin başarısı, onuru ve gururu olacaktır. Kürtler açısından bundan daha değerli bir şey olabilir mi? Olamaz! İnanıyorum ki her Kürt, Selahattin Demirtaş’ın başarısını kendi ulusal başarısı olarak görecek ve bu temelde Demirtaş’a en güçlü desteği de verecektir.  


'Selahattin Demirtaş Türkiye için bir şans'


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AKP’nin izlediği yanlış politikaların Türkiye’yi büyük bir kaosun içine sürüklediğini ve Türkiye’nin şu anda bölgede hiçbir etkisi olmadığını ifade eden Bese Hozat, "Yanı başındaki komşu ülkeler ile bile derin bir çatışmayı yaşıyor. Bölge yeniden dizayn edilirken Türkiye bunun dışındadır. AKP’nin yanlış politikaları IŞİD gibi bir belayı bölge halklarının ve Türkiye’nin başına musallat etti. Bu ateş söndürülmezse Irak ve Suriye’de olduğu gibi Türkiye’yi de yakıp kül edecektir. Taş üstünde taş bırakmayacaktır. Görüyoruz Suriye ve Irak ne haldedir! İnsanın içi kan ağlıyor! Türkiye bu siyasetinde ısrar ederse aynı durumu kendisi de yaşayacaktır. Bu kaçınılmaz bir sondur. Her tarafı ateş sarmışken ve her gün bu ateşe benzin dökülürken Türkiye bunun dışında kalabilir mi? Bu mümkün değildir. İşte Cumhurbaşkanlığı seçimi esas olarak bu noktada önem kazanıyor. Bu seçimde Selahattin Demirtaş’ın temsil ettiği demokratik siyaset kazanırsa bu ateşi söndürebilir, en azından Türkiye’nin yanmasını engelleyebilir. Aslında Selahattin Demirtaş gerçekten Türkiye için büyük bir şanstır. Selahattin Demirtaş Türkiye’nin bu kötü gidişatını değiştirebilir, savaşsız, sömürüsüz ve özgür bir Türkiye’ye kapı açabilir. Fakat diğer iki aday açısından kesinlikle aynı şeyi söyleyemeyiz. Diğer iki adayın yapacağı tek şey ateşe daha fazla benzin taşımak olur. Bu da Türkiye’nin Iraklaşması ve Suriyeleşmesi demektir ve dolayısıyla Türkiye’nin ölümü demektir.     


'HDP Türkiye'nin tek ve son şansıdır'


Recep Tayyip Erdoğan ve Ekmeleddin İhsanoğlu'nun statükoyu temsil ettiğini, zihniyet, anlayış, politik perspektif, gelecek vizyonlarının aynı olduğunu vurgulayan Bese Hozat, Türkiye halklarına, kadınlara, gençlere, Alevilere, Êzîdîlere, Hristiyanlara ve farklı toplumsal kimliklere vaad ettikleri yeni hiçbir şey olmadığının altını çizdi. Başbakan'ın Tekirdağ mitinginde, “HDP parlamenter sistemde yer almamalıdır, HDP’yi Meclis’e sokmamak lazım” ifadelerini de değerlendiren Bese Hozat, "AKP’nin esas rakibi HDP’dir. Erdoğan HDP’den korkuyor. HDP gücünü halktan, toplumdan alıyor ve Erdoğan halkın bu gücünden korkuyor. AKP ile CHP ve MHP iki elmanın yarısı gibidir. HDP ise halkların demokrasi ve özgürlük partisidir. Ezilen, sömürülen ve ötekileştirilen tüm toplumsal kesimleri ve kimlikleri temsil ediyor. Topluma özgür yaşamı, demokratik sistemi vaad ediyor ve bu hedefe uygun ilkeli çalışıyor, siyaset yapıyor. HDP’nin bu ilkeli, halkçı ve demokratik duruşu Erdoğan’ı kızdırıyor, ürkütüyor, kendisinden olmayanı düşman görüyor. HDP’nin güçlenmesini kendi bitişi olarak algılıyor. HDP’nin büyümesinde ve güçlenmesinde temsil ettiği egemen çizginin bitişini görüyor. Telaşı ve saldırganlığı bundandır. HDP, Türkiye’nin demokratikleşmesinde Türkiye’nin tek ve son şansıdır. Bunun kıymetini çok iyi bilmek lazım. Bunu bilerek HDP’yi güçlendirecek politikalar üretmek ve çok yoğun bir biçimde çalışmak gerekiyor. HDP, Türkiye siyaseti üzerinde ne kadar etkili olursa Türkiye’nin geleceği bir o kadar özgür ve demokratik olur. Tabii ki Erdoğan ve partisi HDP’nin demokratik siyasetiyle Türkiye’de etkili olmasını istemiyor. Çünkü demokratik siyaset etkili olursa AKP’nin anti demokratik siyaseti biter" dedi.


'Selahattin Demirtaş bu mücadelenin bir neferidir'


Selahattin Demirtaş’ın adaylığına Türkiye demokrasi güçlerinin ve bu güçlerin en dinamik yapısı olan kadın ve emek örgütlerinin çok yoğun bir ilgisi ve desteği olduğunu hatırtalan Bese Hozat, "Türkiye demokrasisi açısından oldukça sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Bu seçim süreci Türkiye demokrasi güçlerini ve sistem dışı kalmış, muhalif tüm toplumsal kesimleri, iç dinamikleri bir araya getiriyor. Türkiye demokrasisinin de zaten buna ihtiyacı var. Türkiye ve Kürdistan demokrasi güçleri bir araya gelmez ve ortak mücadele cephesi oluşturmazsa Türkiye’de demokrasi gelişmez. Türkiye’nin demokratikleşmesi,  demokrasi güçlerinin ortak mücadelesiyle yakından bağlantılıdır. Selahattin Demirtaş’ın bu seçimde başarılı olması her bakımdan Türkiye’de demokrasi mücadelesini güçlendirecektir, bu mücadeleyi büyütecektir. Hiç şüphe yok ki, Selahattin Demirtaş bu mücadelenin bir neferi ve en iyi temsilcilerinden biridir. Türkiye demokrasi güçleri bu gerçeği bildikleri ve gördükleri için Demirtaş’a güçlü bir biçimde desteklerini sunuyorlar. Kadın hareketleri de aynı biçimde" dedi.


'Tüm kadınlar oyunu Selahattin Demirtaş'a vermelidir'


Bese Hozat son olarak, Selahattin Demirtaş’ın temsil ettiği ilkeler bütünlüğünün ve demokratik siyasetin başarısının kadın özgürlük mücadelesine en büyük katkı olacağının altını çizerek, "Bu gelişme toplumsal özgürleşmenin zeminini çok fazla güçlendirecektir. Kadın hak ve özgürlüklerini güvenceye alacak ve kadına geniş bir mücadele, özgür yaşam ve demokratik siyaset alanı açacaktır. O açıdan Türkiye ve Kürdistan’da tüm kadın örgütleri, kurumları ve örgütlü yapıları,  Sayın Selahattin Demirtaş’ın kazanması için güçlü bir çalışma yürütmeli ve kesinlikle seferber olmalıdır. Tüm kadınlar oyunu Demirtaş’a vermelidir. Demirtaş’ın kazanması için çalışmalıdır. Kazanan, başaran Demirtaş, kazanan, başaran kadın özgürlük ve demokrasi mücadelesidir" dedi.


(gc)