İstanbul Sözleşmesi uygulama alanı bulacak mı?
17:11
JINHA
İSTANBUL - Türkiye'nin ilk imzacısı olduğu erkek şiddetini önlemek amacıyla imzalanan ve bugün yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi'nin uygulamaya geçmesini isteyen Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı, kadın katliamları konusunda Meclis'in olağanüstü toplanmasını ve kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda acil eylem planının yapılarak hayata geçirilmesini talep etti.
Erkek şiddetini önlemek amacıyla Türkiye ile birlikte 13 ülkenin taraf, 25 ülkenin imzacı olduğu Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ne (İstanbul Sözleşmesi) ilişkin açıklama yapıldı. Bugün yürürlüğe giren sözleşmeye ilişkin "Uygulama alanı bulacak" diye sorulan açıklamada, Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddetine karşı kadın hareketinin mücadelesi ile yasalar düzeyinde pek çok olumlu değişiklik yapıldı, önemli bir yol katedildi. Erkek şiddeti, münferit, aile içi mesele, karı koca arasındaki özel sorun olarak nitelenir ve gerek resmi kurumlar gerekse de kişiler şiddete karşı sessiz kalırken, bugün kadın mücadelesi ile kadına karşı şiddet, erkek egemenliğinin özel dinamikleri ile birlikte tanımlanıyor. Şiddete karşı mücadele ise, bugün hükümetin programının kağıt üstünde de kalsa bir parçası haline gelirken, bu yönde yasal araçlar oluşturuluyor" diye kaydedildi.
'Türkiye'de hala kadın katliamları devam ediyor'
Türkiye’de, medeni kanun ve ceza kanunu gibi temel kanunlarda cinsiyet temelli ayrımcılık içeren düzenlemelerin kaldırılması, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Hakkında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne taraf olunması, erkek şiddetine karşı tedbir kararı alınmasını düzenleyen 4320 sayılı yasa, 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 Sayılı Yasa ve son olarak bugün yürürlüğe giren ve Türkiye’nin çekincesiz olarak imzalayarak, taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi kadın mücadelesinin hukuki alanda en önemli kazanımları olduğu vurgulanan açıklamada, sözleşme ile bugüne kadar kadına karşı şiddet, ev içi şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin en kapsamlı tanımlamaları yapılarak, sözleşmenin güvence altına aldığı hakların yerine getirilmesi bakımından hiçbir ayrımcılık yapılmayacağının düzenlendiği hatırlatıldı. İstanbul Sözleşmesi'nin derhal uygulamaya geçilmesinin istendiği açıklamada, "İstanbul sözleşmesini ilk imzalayan devlet olmakla övünen Türkiye’de hala, çok sayıda kadın cinayeti haberi duyuyoruz. Artık günde kaç kadının öldürüldüğünü rakamlarla ifade etmeyi istemediğimiz bir noktadayız. Buna rağmen, var olan düzenlemer dahi hayata geçirilemiyor, kadın cinayetleri konusunda özel önlemler alınmıyor, politikalar geliştirilmiyor, izleme mekanizmaları kurulmuyor" diye kaydedildi.
'Yasal düzenlemeler uygulanmıyor'
Türkiye’de yasaların çıkarılması ve uluslararası sözleşmelere taraf olunmasının ötesinde bu yasal düzenlemelerin uygulanmadığına dikkat çekilen açıklamada, erkek şiddeti ile mücadelede, polis, savcı, hakim gibi karar alıcı ve uygulayıcıların keyfi davrandığı, şiddet uygulayanlara orantılı cezalar verilmediği, yeterli sayıda sığınak kurulmadığı hatırlatıldı. Üretilen politikalar ve uygulamaların kadınların bedenlerini, kararlarını, hayatlarını, kahkahalarını kontrol etmeye yönelik olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Bugün taraf devlet olarak Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için tüm yasal mevzuatta cinsiyet ayrımcı hükümlerin yeniden düzenlenmesi, yasaların hayata geçirilmesi için, önleme, tedbir, tazmin, izleme ve şiddet ortamından gelen kadın ve çocuklara özel destek konusunda gerekli tüm mekanizmaların kurulması ve her şeyden once kadına karşı şiddet alanında akd edilmiş olan en geniş kapsamlı bu sözleşmenin uygulanması yönünde siyasi iradenin oluşturulması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesi ile, bir kez daha kadın cinayetleri konsunda, meclisin olağan üstü toplanması ve kadın cinayetleri konusunda, kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda acil eylem planının yapılarak hayata geçirilmesini talep ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
(gc)

