Karakoçan’da ‘Kürt sorunu’ paneli düzenlendi
18:52
JINHA
ELEZİZ – Bu yıl birincisi düzenlenen Karakoçan Mazlum Doğan Kültür-Sanat ve Doğa Festivali kapsamında ‘Kürt sorunu, demokratikleşme ve anadilde eğitim" konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak katılan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Bilgen, 78'liler Vakfı Başkanı Celaleddin Can ve Gazeteci Erdoğan Aydın Kürt sorunu konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.
Karakoçan Mazlum Doğan Kültür-Sanat ve Doğa Festivali üçüncü gününde de çeşitli etkinliklerle devam etti. Festivalin son gününde "Kürt sorunu, demokratikleşme ve anadilde eğitim" konulu panel gerçekleştirildi. Karakoçan Belediyesi Konferans Salonu'nda düzenlenen panelin moderatörlüğünü Sosyolog Erkan Karabayır yaparken, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Bilgen, 78'liler Vakfı Başkanı Celaleddin Can ve Gazeteci Erdoğan Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Panelde ilk sözü alan Erdoğan Aydın, Türkiye'de demokrasinin tarihine ilişkin anektodlar verdi. Tarihi itibari ile düşünüldüğünde demokrasiye doğru adım atma açısından ülkenin eski olduğunu ancak kuruluşundaki sakatlıklar nedeni ile 90 yıl sonra bile demokratikleşememenin sancısının çekildiğini söyledi.
‘Temel haklar kayıt altına alınmalı’
Bir ülkede demokrasiden bahsedebilmek için temel hakların kayıt altına alınmasının zorunlu olduğunu ve sosyal devleti içermesi gerektirdiğini belirten Erdoğan, "İnsanların sosyal adalet içerisinde yaşamalarının sağlanması gerekir, diğer bir özellik ise demokrasi insanın kimliği ile insan olduğunu kayıt alan bir rejimdir. Devletin o kimliği ile insanın yaşama hakkına saygılı olmasını gerektirir. Tüm bu özellikler kuruluşundaki sakatlık nedeni ile Türkiye Cumhuriyeti'nde kategorik bir şekilde ihmal ediliyor" dedi. Bir buçuk yıllık çözüm sürecinin de heba edildiğini vurgulayan Erdoğan, Başbakan'ın sürece denk bir dil kullanmadığını dile getirdi. Erdoğan, bir buçuk yıl içerisinde demokrasi, barış ve Kürt sorunu açısından adım atılmaya uzak bir konumda yer aldıklarını kaydetti.
'Uygulamalar 12 Eylül'ü aratmıyor'
Mevcut durumdaki uygulamaların 12 Eylül'ü aratmayacak şekilde olduğunu belirten Erdoğan, demokratikleşme konusunda yaratılmak istenen illizyona itibar edilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Başta barış dili topluma hakim kılınmalı, demokratikleşme aynı zamanda iktidarın merkezde paylaşılması değil, yerellerin özerkliğinin garanti altına alınması ve yerellerin kaynaklarını kullanmalarını sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulmasını gerektirmektedir" dedi. Demokratikleşme ve Kürt sorunun çözümü noktasında bedeller ödenmesi pahasına kazanımların elde edildiğine dikkat çeken Erdoğan, bu kazanımların topluma bahşedilmediğini adeta söke söke elde edildiğini ancak yasal olarak garanti altına alınmadığını kaydetti. Erdoğan, kazanımların yasal güvenceye alınması gerektiğini belirtti.
'Dil hakkında bir şey bilmeyen birinin tek dil demesi normal'
Ayhan Bilgen ise, Başbakan'ın bir cumhurbaşkanı adayını hafife almak için ilginç bir cümle kurduğunu belirterek, Başbakan'ın, "Tercüman değil, cumhurbaşkanı seçeceğiz" cümlelerini hatırlattı. Bu yaklaşımın Başbakanın dil konusundaki anlayışını ortaya koyduğunu vurgulayan Ayhan, "Başbakan'ın dil konusunu tercümanlık mantığı içerisinde ele alması dil hakkında hiçbir şey bilmediği anlamına gelir" diye konuştu. Dil hakkında bir şey bilmeyen bir kişinin "tek dil" demesinin de normal olduğuna dikkat çeken Ayhan, "Dil hakkında bir şey bilmiyorsanız, farklı ulusların kendi dillerinin, kültürlerinin, medeniyetlerinin olmasını hafife alırsınız. Başbakan eline Kürtçe Kuran'ı alıp 'bu bizim zamanımızda basıldı' deyip gurur duyabiliyor ama ilginç olan Kürtçe yayın yaptığı için Nubuhar dergisi yasaklanıyor" diye konuştu.
'Kim kime uyacak'
Bir devletin demokratik olup olmamasının içerdiği iki temel şeyin olduğuna dikkat çeken Ayhan, "Birisi devlet inançlar ve diller karşısında nerede duruyor? İnanç tekse, dil de tekse söylenecek bir şey yok ama sosyoloji böyle değilse? Karşınızdaki halk gerçeği böyle değilse ne yapacaksınız, kim kime uyacak? Demokrasinin hikayesi burada başlıyor. Devlet çoğulculuğa göre mi davranacak, yoksa birini seçecek toplumu ona göre mi şekillendirecek? Eğer bir demokratikleşme tarifi yapacaksak bu coğrafyada, ne kadar dil varsa bunların hepsinin yaşamasını, varlığını korunmasını, eğitim dili haline gelmesini kendimize dert etmek zorundayız. Aynı durum inançlar için de geçerlidir" sözlerini ifade etti.
Diyarbakır zindanı ve Mazlum Doğan anlatıldı
Celalettin Can konuşmasına başlamadan önce Diyarbakır zindanında vahşeti aratmayan uygulamaları ve Mazlum Doğan'ın yaşananları protesto etmek için yaşamına son vermesini anlatan bir sinevizyon gösterimini sundu. Sineviyon gösteriminin ardından Celalettin, "PKK savaşını bu yaşananların küllerinden aldı" sözlerini ifade etti. Sinevizyon gösterimi sırasında çok sayıda dinleyici gözyaşlarına hakim olamadı. Yaşatılanlar ile amaçlananın insanların kendilerinden uzaklaşmasını sağlamak olduğuna işaret eden Celalettin, "Vahşet uygulamaları ile insanların kendilerinden utanması sağlanıyordu" diye belirtti. Celalettin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürt sorununa bakışını anlamak için Diyarbakır zindanındaki uygulamalara bakılması gerektiğini söyledi.
Panel soru-cevap şeklinde sona erdi. Panelin ardından son kez farklı gruplar tarafından konser verilecek ve ardından festival sona erecek.
(zk-mc/mg)

