‘Şengal’de kadınlar çetelerin eline düşmemek için intihar etti’
11:38
JINHA
ANKARA- IŞİD’in Şengal’deki katliamları sonucunda yaşam alanlarından göç eden Êzidî ailelerin sorunlarını yerinde tespit etmek için Federal Kürdistan Bölgesi’ne geçen HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız izlenimlerini paylaştı. Şengal katliamından kaçan birçok kadının çetelerin eline düşmemek için intihar ettiğine dikkat çeken Faysal, “İstisnasız her kadın cümlesini bitirmeden ağlama nöbetine tutuluyordu. Çocukların bakışlarına büyük bir korku ve ürkeklik sinmişti. Katliam, tecavüz ve diğer bütün insanlık dışı uygulamalara maruz kalan her Êzidînin ayrı bir hikayesi vardı. Bu hikayeleri dinlemek bile bizler için oldukça zordu” dedi.
IŞİD’in Şengal’deki katliamları sonucunda yaşam alanlarından göç eden Êzidî ailelerin sorunlarını yerinde tespit etmek için HDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak ve beraberindeki heyet ile Federal Kürdistan Bölgesi’ne geçen HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, izlenimlerini paylaştı. İbrahim Halil Sınır Kapısı’nın Güney Kürdistan kısmındaki dış tarafından başlamak üzere kilometrelerce yolun iki yakasında öbek öbek toplanan Êzidîler ile karşılaştıklarını belirten Faysal, “Kavurucu sıcaklar altında bazıları buldukları bir gölgenin altında bazıları da bez parçalarının altına bıraktıkları üç-beş direkten oluşturdukları derme çatma çadırların altında kalıyor. Gümrük sınırının 15 kilometre ötesinde Rojava sınırına yakın 5 bin kişi için yapılan çadır kent vardı. Bu alan daha önce Rojava’dan gelenler için yapılmıştı. Koşullar oldukça kötüydü. 5 bin kişi için yapılan çadır kentte on binlerce Êzidî kalıyor. Dolayısı ile verilen hizmet de 5 bin insana göre veriliyordu. Konuştuğumuz insanlar kendilerine bazen günde bir parça ekmek düştüğünü ve tek bir nöbetçi doktorun olduğunu ifade ettiler. Mevcut koşullar büyük bir salgın hastalığına da neden olabilir” diye belirtti.
‘Yüzlerde korku ve yorgunluk’
“Görüştüğümüz bütün Êzidîlerin yüzlerinde katliamın, açlığın ve yorgunluğun ifadesi vardı. Şengal’den daha yeni katliamdan can havli ile kaçan insanları gördük” diyen Faysal, başta kadınlar olmak üzere genci, yaşlısı hepsinin cümlelerini henüz bitirmeden hıçkırıklara boğulduğuna şahit olduğunu kaydetti. Yaşananları kelimler ile anlatmanın kifayetsiz olduğunu dile getiren Faysal, ”İstisnasız her kadın cümlesini bitirmeden ağlama nöbetine tutuluyordu. Kimi kadınlar göğsünde çocuğunun öldüğünü, başı kesilen erkekler gördüklerini, elinde tutulup pazarlarda genç kadınları gördüklerini hıçkıra hıçkıra anlatıyordu. Şengal Bölgesi’nde ovada kalanlar daha çok katliama maruz kalmışlar. Şengal dağına yakın olanlar ise tarihten bu yana kendileri için tek kurtarıcı olan dağlara sığınmak zorunda kaldıklarını anlattı. Çocukların büyük bir kısmının ilk iki gün açlıktan ve susuzluktan öldüğünü ağlayarak dile getirdiler. Çocukların bakışlarına büyük bir korku ve ürkeklik sinmişti. Katliam, tecavüz ve diğer bütün insanlık dışı uygulamalara maruz kalan her Êzidînin ayrı bir hikayesi vardı. Bu hikayeleri dinlemek bile bizler için oldukça zordu” sözlerini ifade etti.
‘Peşmergeler bizi yalnız bıraktı’
Dinledikleri bütün Êzidîlerin peşmergelerin kendilerini yalnız bıraktığı için çok tepkili olduklarını aktaran Faysal, “Şengal katliamından kaçanları ortak anlatımı şuydu; ‘Şengal mıntıkasında binlerce peşmerge bulunuyorken geri çekilip bizleri kaderimiz ile baş başa bıraktılar. Ferdi silahlarımız vardı, ancak köylerimizde iken peşmergeler bu silahları elimizden aldı. Sizleri biz savunacağız dediler. Silahlarımızı almamaları için yalvardık, yakardık. Ama söz dinletemedik, aldılar silahlarımızı. Bizleri sattılar. Bir tüfek de olsa kendimizi korurduk. Bu halde yaşamaktansa ölmek daha iyiydi’ Havan saldırıları başlayınca Peşmergeler mevzilerini terk ettiğini üzülerek anlattılar” diye kaydetti.
‘Kadınlar çetelerin eline düşmemek için intihar etti’
Savaş esnasında eril devlet şiddetinin en büyük mağdurunun yine her zamanki gibi kadınlar olduğu tespitinde bulunan Faysal, “Dünya’da savaşın ve katliamın olduğu bütün ülkelerde olduğu gibi Şengal’de de tecavüz ve kadın bedenine tahakküm kurmak gerici güçlerin savaş stratejisinin bir parçası olmuş. Şengal’de kadınların zorla alıkonulup pazarlarda satıldığını anlatırken başlarını eğiyorlardı. Görüştüğümüz kişiler birçok kadının çetelerin eline düşmemek için kendilerini asarak intihar ettiğini aktardı” diye belirtti.
‘Dünya’nın gözü önünde başımız kesildi’
Bir anekdotu paylaşan Faysal, Xıdır isminde 35 yaşlarında bir Ezidînin ağlayarak söylediği şu sözlerin yaşananların anlatmaya yeterli olduğunu dile getirdi: “Bizler çok ferman yaşadık. Tarihte başımız kesildi, sürgün edildik, büyük hakaret ve zulümlere uğradık. Ancak 21’inci yüzyılda büyük ölçüde bağımsız Kürdistan sınırları içerisinde yeni bir ferman yaşayacağımız aklımıza gelmezdi. 21’inci yüzyılda dünyanın gözü önünde başımız kesildi, katledildik, tecavüze uğradık ve yeniden göç yollarına düştük”
‘Beyaz soykırım hedefleniyor’
Faysal, Êzidîlerin göçe zorlanması ile beyaz soykırımın hedeflendiğini paylaşarak, şu tespitte bulundu:
“Kaçanlar daha çok Kuzey Kürdistan, Türkiye metropollerine ve Avrupa’ya göç etmek istiyorlar. İnsanlar doğal olarak güvenlik ve yaşam kaygısı ile kaçmak zorunda. Ancak kontrolsüz göçün önüne geçmek gerekir. Çünkü bu katliamı yapanların da isteği bu yönde. Dünyanın eski inançlarından birinin mensubu olan Êzidîler tarihten günümüze kadar devlet dışı bir topluluk olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Êzidîlerin toprak ile olan bağı oldukça güçlüdür. Kent kültüründen ziyade toprak, tarım, dağ ve doğa ile bağları oldukça güçlü olan bir inanç grubudur. Dolayısı ile Êzidîlerin bulundukları yaşam alanlarından farklı yere sürülmesi kültürel soykırımın, beyaz jenosidin önünü açacaktır. Katliamı yapan eli kanlı güçler sadece fiziki katliamı düşünmediler, Êzidîlik inancının bir bütün olarak yeryüzünden silinmesini hedeflemektedir. Vatanından koparılmaya zorlanan Êzidî inancının varlığı devam ettirme şansı ortadan kalkıyor. Êzidîler hem inançları nedeni ile dışlanmışlar hem de açlığa mahkum edilmişlerdir. Irak’ın ve Federal Kürdistan bölgesinin işçi sınıfı, ezileni Êzidîlerdir. Açlığa mahkum edip göçe zorlandılar. Göç edenlerin hemen hepsi yoksul insanlar.”
‘Ulusal saldırılara karşı ulusal zırh’
Duhok Valisi ile telefonda görüştüklerini belirten Faysal, “Görüşmede Êzidî yurttaşların yaşadıkları kötü koşulları anlattık. Vali, yaşananları önceden kestiremediklerini ve hazırlıksız yakalandıklarını söyledi . En kısa zamanda daha organizeli bir şekilde ihtiyaçları gidereceğini bizlere iletti” dedi. Tarihin tüm anaforlarına ve getirdiği toplumsal alt üst oluşlara rağmen Êzidîlerin yok olmaya karşı sürekli olarak direndiğini dile getiren Faysal, Êzidî inancının sahip olduğu güçlü tarihsel hakikatin bu zulmü de bertaraf edeceğine inandığını sözlerine ekledi. “Başta Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere Kürt Özgürlük Hareketinin bütün bileşenleri uzun yıllar boyunca ulusal birliğin ve ulusal konferansın önemine işaret ettiğini vurgulayan Faysal, “Eğer bu öneri dikkate alınmış olsaydı bu katliamları yaşamayacaktık. Kürdistan halkına karşı yapılan bu saldırıları püskürtmenin yolu ulusal zırhı güçlendirmekten geçer. Acil olarak ulusal konferans yapılmalı ve buna bağlı olarak ortak güvenliği sağlayacak adımlar atılmalı” diyerek ulusal birliğin önemine dikkat çekti.
(mg)

