'Deniz büyük bir gazeteci olmayı istiyordu ve başardı'
09:28
Gülşen Koçuk - Berivan Sümer / JINHA
WAN - IŞİD saldırıları sonucu yaşamını yitiren özgür basın emekçisi Deniz Fırat, binler tarafından ve meslektaşları tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Deniz'in mücadelesini ve direnişini anlatan kardeşi Beritan Yıldızhan, Deniz'in en büyük hayalinin büyük bir gazeteci olmak olduğunu ve bunu başardığını söyledi.
Maxmur'da IŞİD çeteleri tarafından atılan havan parçaları ile katledilen özgür basın emekçisi Deniz Fırat (Leyla Yıldızhan), vasiyeti üzerine, doğduğu topraklarda gözyaşları içinde ve "Şehîd Namirin" sloganlarıyla defnedildi.
Annesi Maxmur'da bulunan Deniz, yakınları, meslektaşları ve sevenleri tarafından uğurlandı. Özgür basın geleneğinin kalbinde bir yara açan Deniz'in vefatı, son yolculuğuna uğurlansa da kimseyi inandıramadı. Deniz, ailesinde, demokrasi ve devrim mücadelesinde yaşamını yitiren üçüncü kadın oldu. Ayfer (Binevş), Şükran (Sarya) ve Leyla (Deniz) Deniz'in en yakınlarından birisi olan kardeşi Beritan Yıldızhan, onu ve anılarını anlattı. Beritan, Deniz'in mücadelesine bağlı bir gazeteci olduğunu anlattı.
Birçok kişi başaramayacağını düşünüyordu ama başardı...
Deniz'in 9-10 yaşlarında mücadele ruhunu taşıdığını söyleyen Beritan, "Deniz, büyük ablam Ayfer'i (Binevş) görmeye gitti. Gittiğinde ihanet savaşını gördü. Paramparça olmuş şehitleri gördü. Babam 'Gel' dedi ama gelmedi. O da Şükran da (Sarya)" diye konuştu. "Deniz'in kalbi çok temizdi. Gece gündüz çalışırdı" diyen Beridan Deniz'in şu sözlerini de hatırına getirdi: "Bana şöyle diyordu: Birçok kişi benim bu işi başaracağıma inanmıyordu ama benim amacım, büyük bir gazeteci olmak." Deniz'in çoğunlukla Kürtçe yazdığına ve Kürt diline herşeyden çok önem verdiğine vurgu yapan Beritan, kendisinin 12 yıl Kürtçe okumasına rağmen, Deniz'in kendisinden daha iyi olduğunu kaydetti.
'Benim ardımdan cenazesinin geleceğini bilmiyordum...'
"Deniz, devrimci bir insandı" diyen Beritan ablasını şöyle anlattı: "Deniz, tankların topların altında dahi görüntü çekmek istiyordu. Annem kaç defa ona 'Kızım, sen uçakların altındasın. Bir görüntü için şehit düşeceksin' diyordu. Ama Deniz, 'Benim işim bu. Ben bunları dünyaya göstermeliyim' diyordu. Sonuna kadar partide olacağına söz vermişti. Onunla birlikte katılım yapan Sarya, onun yanında şehit düştü. Ona, bu direnişi sonuna kadar götüreceğine söz vermişti. Bana, 'Birgün Van'a gidelim ve doyasıya gezelim, doyasıya Van Gölü'nü görelim. Kürdistan kurulunca, ikimiz Van'da yaşayalım' derdi. Ben, Van'a geldim. Benim ardımdan cenazesinin geleceğini bilmiyordum.
'Deniz'in arkadaşları, onun nasıl biri olduğunu anlatmaya yeter'
Ona bazen deli olduğunu söylüyordum. Kendisini her şeyin önüne atıyordu. Duygusal bir insandı ve partisine, halkına, şehit kardeşlerine bağlıydı.Deniz'in yaşamını yitirdiğini arayan arkadaşlarından öğrendim. Deniz'in şehit düştüğünü söyleyen arkadaşları kadın, erkek herkes onun için ağlıyordu. Onun için toplanan insanlar da Deniz'i, nasıl bir arkadaş olduğunu biliyorlardı. Benim söylememe gerek yok. Kimse şehit olduğuna inanmıyordu. Deniz için onca insan toplandı. Demek ki, iyi bir yoldaştı. Deniz o kadar iyi işini yaptı ki, Stêrk TV haberini üzgün bir şekilde verdi ve bu bir cevaptır.
'Deniz'e abla demeye utanırdım çünkü o bir gerillaydı'
Bir gün geldiğinde bana 'Saçlarım yanmış üstten biraz keser misin' dedi. Ben de hatalı kesim yaptım. Bana 'Saçlarımı hatalı kestin beni kuaföre götürüp saçlarımı yaptıracaksın' dedi. Gittik ve saçlarını erkek tipi kestirdi. Herkes dalga geçerdi, aylar önce saçları hala da kısaydı. Bana 'Sen köye gittiğinde bana kil getireceksin. Saçlarımı nasıl kısa kestiysen öylede uzatacaksın' dedi. Ben de 'Köye gittiğimde bir torba getireceğim. Yeter ki kızma bana' dedim. Artık saçı uzadı, güzel oldu.
En büyük ablam oydu, derdimi söyleyebileceğim... Ama Maxmur'a geldiğinde ben abla demeye utanıyordum. Çünkü o bir gerillaydı. Ama telefonda adını abla olarak yazmıştım. Bir keresinde telefonum kayboldu ve aradı telefonuyla. Telefonuma abla diye yazdığımı görünce, 'Hani telefona abla yazmışsın, neden abla demiyorsun' deyince, o bir gerilla olduğu için abla demeye utandığımı söyledim.
'Menengiç kahvesini çok sever'
Deniz hiç çay içmezdi, her zaman melengiç kahvesi içerdi. Ne zaman yanına gitsem iş yapardı. Ne zaman gitsem bilgisayar başındaydı. Ben ona 'Gel gidelim, yoruldun' dediğimde, bana 'Eğer ben gelirsem, bana menengiç kahvesi alacaksın, senin paranın da hepsi gider' diyordu. Ben de tamam diyordum. Beraber eve geliyorduk, kahve yapıp içiyorduk. Akşamları da annem, 'Çocuklar seni bıraksın' diyordu. O da kızıyordu ve 'Ben çocuk muyum? Ben gerillayım' derdi."
'Bizler büyük gazetecinin izinde olacağız'
"Deniz büyük bir gazeteciydi" diyen Beritan, onun tek amacının bu olduğunu ifade etti. Deniz'in büyük bir gazeteci olarak bütün acıları yansıtmak istediğini kaydeden Beritan, "Bizim takip ettiğimiz yol bellidir. Benim de Maxmur halkının da. Biz her zaman onların izinde gideceğiz. Daha önce de şehitlerimiz vardı. Ama şimdi herşeye daha çok bağlandık. O kadar insan böylesi büyük bir kahraman için toplandı. Bizler üzgünüz, ama mutluyuz da... normal bir kadın olsaydı, o kadar insan toplanmazdı, adı da duyulmazdı. Deniz, basın için bir yol çizdi. Bizim için de öyle. Kürtler cehaletten kurtulduğu zaman kendi gerçekliğini görecektir. Kör ve sağır insanları hiçbir şeyi bilemeyecek. Kürt Halk Önderine, Kürt halkına, aileme, buradaki insanlara ve sizlere başsağlığı diliyorum" diyerek sözlerini sonlandırdı.
(gk/gc)

